Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Eski Kavimler/ İbrahim Kavmi ve Nemrut(Naram-Sin)/ Kur'an'da İbrahim

KUR'AN'DA İBRAHİM

O zaman ki, Rabb'i, İbrahim'i kelimelerle(emirlerle) denedi. O da onları tamamladı(yerine getirdi). (Allah) dedi ki: "Muhakkak seni insanlara imam kılacağım." (İbrahim) dedi ki: "Ve soyumdan olanları da?" (Allah) dedi ki: "Zalimler, Benim ahdime erişemez."

Biz, Beyt'i(Ka'be'yi), insanlar için bir toplanma ve emniyet yeri kıldık. "İbrahim'in makamını, namaz yeri edinin!" İbrahim ve İsmail'den de; "Evimi, tavaf edenler, ibadet, rüku ve secde edenler için temiz tutun" diye ahid aldık.

İbrahim dedi ki: "Rabb'im, bu beldeyi emin kıl ve belde ehlinden, Allah'a ve Ahiret gününe inananları, ürünlerle rızıklandır!" (Allah) dedi ki: "Hakk'ı örten kimseyi de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateş azabına uğratırım! O ne kötü bir dönüş yeridir!

İbrahim ve İsmail Beyt'in(Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiği zaman (şöyle dua etmişlerdi): "Rabb'imiz, bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz Sen, işiten ve bilensin!"

"Rabb'imiz, ikimizi, Sana teslim olmuşlar kıl! Ve soyumuzdan da Sana teslim olmuş bir ümmet kıl! Bize ibadet yollarını göster ve tövbemizi kabul et! Şüphesiz Sen, tövbeleri kabul eden ve acıyansın."

"Rabb'imiz, onlara, içlerinden ayetlerini açıklayan bir elçi gönder. Onlara, Kitab'ı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Muhakkak Sen, Aziz(şerefli) ve Hâkim'sin!"

Düşük akıllı olandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun Biz onu(İbrahim'i), Dünya'da seçtik, muhakkak o, Ahiret'te de salihlerdendir.

Rabb'i ona dedi ki: "Teslim ol!" (O da) dedi ki:"Alemlerin Rabb'ine teslim oldum!"

Bunu(İslam'ı) İbrahim, oğullarına vasiyet etti. Yakup da dedi ki: "Oğullarım, muhakkak Allah, bu dini, sizler için seçti. Sizler de ancak Müslümanlar olarak can verin!"

Yoksa sizler, Yakub'un ölüm anında, şahidler miydiniz? O, oğullarına dedi ki: "Benden sonra kime köle olacaksınız?" Onlar dediler ki: "Senin İlah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan, 'O tek İlah'a köle olacağız. Ve bizler, O'na teslim olanlarız!"

Onlar gelip geçmiş bir ümmetti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, 'İbrahim milleti(dini)', hanifdir(dosdoğrudur) ve o(İbrahim) müşriklerden değildir."

Deyin ki: "Biz, Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına (indirilene), Musa ve İsa'ya verilenler ile nebilere Rabb'inden verilenlere, iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız. Ve biz, O'na(Allah'a) teslim olanlarız."

                                                                                                       [BAKARA(2)/ 124-136]

Yoksa siz, İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının, gerçekten Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah'tan(O'nun katından) olan bir şahadeti, gizleyenden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
                                                                                                            [BAKARA(2)/140]

Allah'ın, kendisine mülk verdiği o kimseyi, görmedin mi? Ki o, İbrahim'le Rabb'i konusunda mücadele ediyordu. İbrahim dediği zaman: "Benim Rabb'im O ki, diriltir ve öldürür." (Nemrut) dedi ki: "Ben de diriltir ve öldürürüm." İbrahim dedi ki: "Muhakkak benim Rabb'im, Güneş'i, doğudan getiriyor, sen de onu, batıdan getir." (Bunun üzerine), o Hakkı örten, şaşırdı. Muhakkak Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez.

[BAKARA(2)/258]

İbrahim dedi ki: "Rabb'im, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster!" (Allah) dedi ki: "İnanmıyor musun?" (İbrahim) dedi ki: "Bilakis (inanıyorum). Ancak, kalbimin tatmin olmasını (istiyorum)." (Allah) dedi ki: "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onların her bir parçasını, bir dağın üzerine bırak. Arkasından da onları çağır. Onlar sana, koşarak gelirler. Bil ki! Muhakkak Allah, Aziz(şerefli) ve Hâkim'dir."

[BAKARA(2)/260]

Muhakkak Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ve İmran Ailesi'ni, alemler üzerine seçti.

Onların bazısı, bazısının soyundandır. Allah, işitendir, bilendir.

[AL-İ İMRAN(3)/33-34]

"Ey Kitap Ehli, İbrahim konusunda niçin tartışıyorsunuz? Tevrat ve İncil, ancak ondan(İbrahim'den) sonra indirilmiştir. Akletmeyecek misiniz?"

Sizlerin, bilginiz olan şeylerde tartışmanız(anlaşılır).  Ancak hakkında bilginiz olmayan bir şeyde, niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir ve sizler bilmezsiniz.

İbrahim, ne Yahudi ne de Hıristiyan'dır. Ancak o, hanif(dosdoğru) bir Müslüman'dır ve müşriklerden de değildir.

[Al-İ İMRAN(3)/ 65-67]

Allah'a yüzünü çevirerek teslim olandan daha güzel kimdir? Böyle olan muhsindir ve dosdoğru İbrahim milletine(dinine) tabi olmuştur. Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.

    [NİSA(4)/ 125]

O zaman ki İbrahim, babası Azer'e: "Putları ilahlar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben, seni ve kavmini, apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" dedi.

Böylece Biz, İbrahim'e, yakin (ilim sahiplerinden) olsun diye, göklerin ve Yer'in melekûtunu(özünü-ruhunu)  gösterdik.

Gece, (İbrahim'i) örtünce, bir yıldız gördü. Dedi ki: "Şu benim Rabb'imdir." Ne zaman ki o(yıldız) kayboldu, dedi ki: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem." 

Arkasından Ay'ı, doğarken görünce, dedi ki: "Bu benim Rabb'imdir." O da kaybolunca dedi ki: "Şayet Rabb'im, beni doğrultmazsa elbette ben, sapmış kavmimden olurum."

Daha sonra Güneş'i doğarken gördü, dedi ki: "İşte bu benim Rabb'imdir. Bu en büyüğüdür." Ancak o da kaybolunca, kavmine dedi ki: "Ey kavmim, doğrusu ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

"Muhakkak ben, yüzümü, dosdoğru, gökleri ve Yer'i yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim."

Kavmi, onunla mücadele etti. (İbrahim) dedi ki: "Allah, beni doğru yola iletti. Siz, O'nun hakkında, benimle mücadele mi ediyorsunuz? Ben, O'na şirk koştuğunuz şeylerden korkmuyorum, ancak, Rabb'imin dilemesi müstesna. Benim Rabb'im, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır, düşünmüyor musunuz?"

"Sizler, Allah'ın indirdiği hiçbir delil olmaksızın, Allah'a ortak koşmaktan korkmazken; ben, sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? Şayet biliyorsanız (söyleyin)! Bu iki fırkadan hangisi emniyete müstahaktır?"

O iman edenler ve imanlarına zulüm(şirk) karıştırmayanlar, işte onlar, emniyettedirler ve hidayette olanlar onlardır.

Biz bu delillerimizi, kavmine karşı İbrahim'e verdik. Biz, dilediğimiz kimsenin, derecelerini yükseltiriz. Muhakkak, senin Rabb'in, Hâkim'dir, Âlim'dir.

Ve ona(İbrahim'e), İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Her birine hidayet verdik. Önceden de Nuh'a hidayet vermiştik. Ve onun(İbrahim'in) soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, muhsinleri(güzel davrananları), bu şekilde ödüllendiririz.

[EN'AM(6)/74-84]

Onlara, kendilerinden önceki; Nuh, Ad, Semud, İbrahim Kavmi'nin, Medyen ahalisinin ve alt üst edilen şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara, onların resulleri apaçık delillerle gelmişti. Allah, onlara zulmediyor değildi. Ancak onlar, kendilerine zulmediyorlardı.

                                                                                                                  [TEVBE(9)/70] 

İbrahim'in babası için bağış dilemesi, ancak ona vadettiği bir vaatten dolayı idi. Ne zaman ki onun, Allah'ın düşmanı olduğu ortaya çıktı, ondan uzaklaştı. Muhakkak İbrahim, çok yakaran ve halimdi.

[TEVBE(9)/114] 

Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldiklerinde dediler ki: "Selam" (İbrahim): "Selam" diye karşılık verdi. (İbrahim), gecikmeksizin kızartılmış bir buzağıyla geldi.

Onların ellerinin, ona(yemeğe) uzanmadığını görünce, onlardan hoşlanmadı ve onlardan bir korku hissetti. Dediler ki: "Korkma! Muhakkak biz, Lut Kavmi'ne gönderildik."

Onun karısı ayaktaydı, bunun üzerine güldü. Biz ona İshak'ı, İshak'ın arkasından da Yakub'u müjdeledik.

Dedi ki: "Vay başıma! Ben kısırken ve şu kocam da yaşlıyken mi doğuracağım? Gerçekten bu, acayip bir şey!"

(Elçi melekler) dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve O'nun bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı! Muhakkak O, Hamid'tir(övgüye layıktır), Mecid'tir(şanlı, yücedir)."

İbrahim'den korku gidip, ona müjde gelince; Lut, kavmi konusunda, Bizimle mücadele etti(tartıştı).

Doğrusu İbrahim, halim, çok yakaran ve (Allah'a) yönelen biriydi.

"Ey İbrahim, bundan vazgeç. Muhakkak, Rabb'inin emri ve geri çevrilmeyecek bir azap, onlara gelmiştir."

[HUD (11)/69-76]

O zaman ki İbrahim, şöyle demişti: "Bu beldeyi emin kıl, beni ve oğullarımı, putlara köle olmaktan uzak tut!"

"Rabb'im, muhakkak o put(maskeli şeytan)lar, insanlardan birçoğunu saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, o bendendir, kim bana isyan ederse muhakkak Sen, bağışlayansın, acıyansın."

"Rabb'imiz, muhakkak ben, soyumdan (bir kısmını), Senin Beyt-i Haram'ının yanında, ziraata elverişli olmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabb'imiz, namazlarını kılsınlar, insanların kalpleri, onlara yaklaşsın ve onları, ürünlerden rızıklandır. Umulur ki teşekkür ederler."

"Rabb'imiz, muhakkak Sen, bizim gizlediklerimizi de, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Ne Yer'de ve ne Gök'te hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

"Övgü, Allah'a aittir. O ki, bana yaşlılığımda İsmail'i ve İshak'ı verdi. Muhakkak benim Rabb'im, çağrıları işitendir."

"Rabb'im, benim ve soyumdan olanların namazını sürekli kıl. Rabb'imiz, çağrılarımı kabul et!"

"Rabb'imiz, hesaba kalkılacağı gün, beni, anne-babamı ve müminleri bağışla!"

[İBRAHİM(14)/35-41]

Onlara, İbrahim'in misafirlerinden haber ver!

Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz, sizden korkmaktayız" demişti.

Dediler ki: "Korkma, biz sana âlim bir çocuk müjdelemekteyiz."

Dedi ki: "Bana yaşlılık dokunmuşken mi beni müjdeliyorsunuz? Beni neyle müjdeliyorsunuz?"

Dediler ki: "Seni hak ile müjdeledik. Öyleyse ümitsizlerden olma."

Dedi ki: "Sapmışların dışında, Rabb'inin rahmetinden kim ümidi keser?"

(İbrahim) dedi ki: "Ey elçiler, konuşmanız(işiniz) nedir?"

(Elçiler) dediler ki: "Muhakkak biz, suçlu-günahkâr bir kavme gönderildik."

"Ancak Lut Ailesi müstesna. Biz şüphesiz, (Lut Ailesi'nin) hepsini kurtaracağız."

"Ancak onun karısı müstesna, o helak olanlardan olacaktır."

[HİCR(15)/51-60]

Muhakkak İbrahim, (tek başına) bir ümmettir. O, Allah'a dosdoğru yönelip itaat edendir. Ve o, müşriklerden değildir.

O, (Allah'ın) nimetlerine teşekkür edendi. (Allah), onu seçti ve doğru yola iletti.

Ona, Dünya'da bir güzellik verdik. Ve muhakkak o, Ahiret'te de salihlerdendir.

Sonra Biz, sana vahyettik ki: "Dosdoğru olan İbrahim'in milletine(dinine) uy! O, müşriklerden değildi."

NAHL(16)/120-123]

Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Muhakkak o, sıddıktır(doğru sözlüdür) ve nebidir.

Babasına demişti ki: "Ey babam, niçin işitmeyen, görmeyen ve sana herhangi bir şey sağlamayan şeylere köle oluyorsun?"

"Ey babam, muhakkak bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."

"Ey babam, şeytana köle olma! Muhakkak şeytan, Rahman'a asi olmuştur."

"Ey babam, muhakkak ben, sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. (Şayet böyle olursa), şeytanın dostu olursun."

(Babası) dedi ki: "Ey İbrahim, benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Şayet vazgeçmezsen, elbette seni taşlarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!"

(İbrahim) dedi ki: "Sana selam olsun. Yakında senin için Rabb'imden bağış dileyeceğim. Muhakkak O, bana lütufkârdır."

"Ben sizden ve Allah'tan başka köle olduğunuz şeylerden ayrılıyorum. Ve Rabb'imi çağırıyorum. Umulur ki, Rabbimi çağırmakla şaki(mutsuz) olmam."

O zaman ki, onlardan ve Allah'tan başka köle oldukları şeylerden ayrıldı, Biz, ona İshak'ı ve Yakup'u verdik. Ve her birini nebi kıldık.

Onlara, rahmetimizden bağışladık ve onlara, yüksek bir doğruluk dili verdik.

[MERYEM (19)/41-50]

Muhakkak Biz, önceden İbrahim'e, rüştünü(olgunluğunu) verdik ve Biz, onu bilenleriz.

O, babasına ve kavmine dediği zaman, bu temsiller(putlar) nedir ki; siz, onlara boyun eğiyorsunuz?

Dediler ki: "Biz, babalarımızı, onlara köle olurken bulduk."

(İbrahim) Dedi ki: "Muhakkak sizler ve babalarınız, apaçık bir sapıklık içindesiniz."

Dediler ki: "Sen bize hakkı(gerçeği) mi getirdin, yoksa sen, oyun oynayanlardan mısın?"

(İbrahim) Dedi ki: "Bilakis sizin Rabb'iniz, göklerin ve Yer'in Rabb'idir. O ki, onları yarattı ve ben, buna şahitlerdenim."

"Andolsun Allah'a, sizler dönüp gittikten sonra, putlarınıza tuzak kuracağım."

Böylece O, onların büyük(putları) hariç olmak üzere, onları paramparça etti. Umulur ki, ona(büyüğüne) başvururlar diye.

Dediler ki: "Bunu ilahlarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerdendir."

Dediler ki: "Kendisine İbrahim denilen bir gencin, bunları diline doladığını işittik."

Dediler ki: "Onu, insanların gözleri önüne getirin. Umulur ki onlar, şahitlik ederler."

Dediler ki: "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın, ey İbrahim?"

(Dedi ki): "Bilakis, onların büyüğü, bunu yaptı. Şayet konuşabilirlerse, onlara sorun!"

(Bunun üzerine), kendilerine döndüler ve dediler ki: "Şüphesiz sizler, zalimlersiniz."

Sonra başlarını çevirdiler."(İbrahim), sen gerçekten bilirsin ki bunlar konuşamazlar!"

Dedi ki: "O halde, sizlere yararı ve zararı olmayan, Allah'tan başkasına mı köle oluyorsunuz?"

"Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza! Aklınızı kullanmayacak mısınız?"

"Şayet yapacaksanız, onu(İbrahim'i) yakın! Ve ilahlarınıza yardım edin!"

Biz söyledik: "Ey ateş, İbrahim'in üzerine soğuk ve selâmet ol!"

Ona, bir düzen(tuzak) kurmak istediler, ancak Biz, onları hüsrana uğrattık.

Onu ve Lut'u kurtarıp, âlemler içinde bereketli kıldığımız yere (yerleştirdik).

Biz ona İshak'ı ve arkasında da Yakub'u verdik. Her birini salihler kıldık.

Biz onları, Bizim emrimize yönelten önderler kıldık. Biz onlara, hayırlı işleri, namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar, Bize köle olanlardı.

[ENBİYA(21)/51- 73]

Allah için, Hak bir mücadeleyle mücadele edin. O, sizi seçti ve size, dinde bir zorluk kılmadı. Ki o, babanız İbrahim'in dinidir. O, sizi önceden Müslüman olarak isimlendirdi. Şu elçi, sizin üzerinize şahit olurken, siz de insanlar üzerine şahitler olun. Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a tutunun. O(Allah), ne güzel Mevla(dost) ve ne güzel yardımcıdır.

[HACC(22)/78]

Onlara, İbrahim'in haberini açıkla.

O, babasına ve kavmine dedi ki: "Siz neye köle oluyorsunuz?"

Dediler ki: "Putlara köle oluyoruz. Bu nedenle onlara, ibadet edenler olarak eğiliyoruz."

(İbrahim) dedi ki: "Siz, onları çağırdığınız zaman sizi, işitiyorlar mı?"

"Yahut, size fayda ya da zarar veriyorlar mı?"

Dediler ki: "Bilakis biz, babalarımızı bu şekilde yaparlarken bulduk."

(İbrahim) dedi ki: "Neye köle olduğunuzu gördünüz mü?"

"Sizler ve önceki babalarınızın (ne durumda olduğunu)?"

"Muhakkak onlar, benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabb'i (dostumdur)."

"O ki, beni yarattı ve O, bana hidayet verdi."

"O ki, beni yediriyor ve içiriyor."

"Ve hastalandığım zaman O, bana şifa veriyor."

"O ki, beni öldürür, sonra da diriltir."

"Din günü, O'nun, hatalarımı bağışlamasını umuyorum."

"Rabb'im, bana bir hüküm ve hikmet bağışla ve beni salihlere kat!"

"Arkadan gelenlere, bende bir doğruluk lisanı kıl!"

"Beni, Naim cennetinin mirasçılarından kıl!"

"Babamı bağışla, muhakkak o, sapanlardandır."

"Beni Kalkış(diriliş) günü, utandırma!"

[ŞUARA(26)/69-87]

İbrahim kavmine dedi ki: "Allah'a köle olun ve O'ndan korkup-sakının. Şayet bilirseniz, böylesi sizin için daha hayırlıdır."

"Muhakkak Allah'ın dışında putlara köle oluyorsunuz ve iftiralar-yalanlar uyduruyorsunuz. Allah'ın dışında o köle olduğunuz şeyler, size rızık vermeye malik değildir. Rızkı, Allah Katı'nda arayın, O'na köle olun ve O'na teşekkür edin. Dönüş ancak O'na(Allah'a)dır."

"Şayet yalanlarsanız, muhakkak sizden önceki ümmetler de yalanladı. Bir Resulün görevi ancak apaçık bir tebliğdir."

[ANKEBUT(29)/16- 18]

(İbrahim'in) kavminin cevabı ancak, şu oldu: "Onu öldürün yahut onu yakın!" Allah onu(İbrahim'i), ateşten kurtardı. Muhakkak bunda, iman edecek bir kavim için, ayetler vardır.

(İbrahim) dedi ki: "Allah'ın dışında, aranızda bir sevgi bağı olmak üzere; dünya hayatında, putlar edindiniz. Kıyamet günü, bazınız bazınızı örter(tanımaz) ve bazınız bazınıza lanet eder. Sizin barınağınız, ateştir ve sizin için bir yardımcı da yoktur."

Lut, ona(İbrahim'e), iman etti ve dedi ki: " Şüphesiz ben, Rabb'ime, hicret edeceğim. Muhakkak O, Aziz'dir, Hâkim'dir."

Ve Biz ona(İbrahim'e), İshak'ı ve Yakub'u verdik. Ve Biz, onun soyuna nübüvvet ve Kitap verdik. Ve Biz ona, dünyada ücretini verdik. Ve muhakkak o, Ahiret'te de salihlerdendir.

[ANKEBUT(29)/24- 27]

Muhakkak İbrahim de, onun (Nuh'un) soyunun bir kolundandır.

O(İbrahim), Rabb'ine arınmış bir kalp ile geldiği zaman.

Babasına ve kavmine dedi ki: "Neye köle oluyorsunuz?"

"Allah'ın dışında birtakım ilahlar mı uyduruyorsunuz?"

"Alemlerin Rabb'ine zannınız(inancınız) nedir?"

(İbrahim), yıldızlara bir bakışla baktı.

Ve dedi ki: "Ben hastayım."

(Kavminden olanlar), ondan, yüz çevirip gittiler.

(Bunun üzerine), onların ilahlarına doğru koşarak: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.

"Ne oluyor size ki, konuşmuyorsunuz?"

Daha sonra, onların üzerine yönelip, sağ eliyle bir darbe indirdi.

Arkasından (halkı), koşarak onu karşıladılar.

"Oyup- yonttuğunuz şeylere mi, köle oluyorsunuz?"

"Oysa sizi de, yaptığınız şeyleri de, Allah yaratmıştır."

Dediler ki: "(İbrahim) için bir bina yapın. Sonra da onu, ateşe atın!"

Böylece ona, bir düzen(tuzak) kurmak istediler. Biz de onları, aşağılananlardan kıldık.

(İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ben, Rabb'ime gidiciyim. O, bana yol gösterecektir."

"Rabb'im, bana salihlerden ver!"

Biz de onu, halim bir çocukla müjdeledik.

Ne zaman ki o(çocuk), onunla beraber koşacak (yaşa) erişti; (İbrahim) dedi ki: "Ey oğlum, ben, rüyamda seni boğazlarken görüyorum ." Bak, sen ne görüyorsun(diyorsun)." (İsmail) dedi ki: "Ey babam, emrolunduğun şeyi yap! Sen beni, İnşaallah, sabredenlerden bulursun."

Sonunda, ikisi de teslim oldu ve onu, yanı üzerine yatırdı.

Ve Biz, ona: "Ey İbrahim!" Diye seslendik.

"Sen, rüyana sadık oldun. Muhakkak Biz, muhsinlere, böyle ihsanda bulunuruz."

Muhakkak bu, apaçık bir denemeydi.

Ve ona büyük bir kurbanı, fidye olarak verdik.

Bunu (kurbanı), arkadan gelenlere bıraktık.
                                         

İbrahim'e selam olsun.

Biz, muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.

Muhakkak o, bizim mü'min kölelerimizdendir.

Biz ona İshak'ı müjdeledik. O, salihlerden bir nebiydi.

Biz onu ve İshak'ı bereketlendirdik. Bu ikisinin soyundan, muhsin olanlar da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de.

[SAFFAT (37)/83-113]

Yanımızda güç ve basiret sahibi olan kölelerimiz; İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla!

Muhakkak Biz, onları, Ahiret'i gönülden zikreden ihlâs sahipleri kıldık.

Muhakkak onlar, Bizim yanımızda seçilmişlerin en hayırlılarındandır.

[SAD(38)/45-47]

İbrahim, babasına ve kendi kavmine dedi ki: "Muhakkak ben, sizin köle olduğunuz şeylerden beriyim."

"Ancak O(Allah) ki, beni yarattı, O müstesna, İşte O beni doğrultacaktır."

Ve O(Allah), bu (tevhidi), arkadan gelen insanlara, kalıcı bir kelime kıldı. Umulur ki onlar dönerler.

[ZUHRUF(43)/26-28]

Sana, ikram edilen İbrahim'in misafirlerinin, haberi gelmedi mi?

Onun, yanına girdiklerinde dediler ki: "Selam!" (İbrahim de) dedi ki: "Tanınmayan kavme selam!"

(İbrahim), hemen ehline koştu. Arkasından, (pişirilmiş) semiz bir buzağıyla döndü.

Onlara(misafirlere) yaklaştı ve dedi ki: "Yemiyor musunuz?"

(Onlar yemeyince) Onlardan korkuya kapıldı. (Melekler) dediler ki: "Korkma!" Ve onu(İbrahim'i), âlim bir çocukla müjdelediler.

(İbrahim'im) karısı, çığlık atarak geldi ve yüzüne vurarak dedi ki: "Yaşlı, kısır bir kadın mı(doğuracak)?"

Dediler ki: "(Evet), öyledir. (Bunu), senin Rabb'in buyurdu. Muhakkak O, Hâkim'dir, Âlim'dir."

(İbrahim) dedi ki: "Ey elçiler, konuşmanız(amacınız) nedir?"

Dediler ki: "Muhakkak biz, suçlu bir kavme gönderildik."

"Onlara, balçıktan taşlar yağdırmak için gönderildik."

"Rabb'inin indinde, müsrifler için, damgalanmış(işaretlenmiş)."

Sonra orada, müminlerden kim varsa çıkaracağız.

Orada, Müslümanlar'dan bir evden başkasını bulamıyoruz.

Biz orada, elim azaptan korkanlar için, bir ayet bıraktık.

[ZARİYAT(51)/24- 37]

Muhakkak Biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Peygamberliği ve Kitab'ı, onların soylarında kıldık. Onlardan hidayet üzere olanlar (vardır). Onlardan çoğu da fasıktır.

[HADİD(57)/26]

Şüphesiz, İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için 'güzel bir örnek' vardır. O zaman onlar, kavimlerine dediler ki: "Muhakkak biz, sizden ve Allah'ın dışında köle olduklarınızdan beriyiz. Biz, sizi tanımıyoruz. Bizimle sizin aranızda, ebedi olarak buğz ve düşmanlık vardır; ta ki siz, tek olan Allah'a, iman edinceye kadar." Ancak İbrahim'in babası için şu sözü müstesna: "Senin için bağış dileyeceğim, ancak Allah'tan bir şey elde edemem. Rabb'imiz, Sana tevekkül ettik, Sana yöneldik ve dönüş Sana'dır."

"Rabb'imiz, hakkı örtenleri, bizim için bir fitne(deneme) kılma! Rabb'imiz, bizi bağışla! Muhakkak Sen, Aziz'sin, Hâkim'sin."

Andolsun, onlarda(İbrahim ve beraberindekilerde), ahiret gününü umanlar için, güzel bir örnek vardır. Her kim yüz çevirirse, (bilsin ki) muhakkak Allah, Ğani(ihtiyaçsız)dır, Hamid(övgüye layık)tır.

 [MÜMTEHİNE(60)/ 4-6]

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.