Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Eski Kavimler/ İbrahim Kavmi ve Nemrut(Naram-Sin)/ Teslimiyetin Zirvesi: "Allah'a Kurban"

TESLİMİYETİN ZİRVESİ: "ALLAH'A KURBAN"

1880 yılında Kâbe

"Kurban", Arapça "krb" kökünden türemiş bir isim. "Krb" kökü ise "yaklaşmak, yakınlaşmak" anlamına gelmektedir. "Akraba"da aynı kökten türemiş; "yakın, daha yakın" anlamına gelen herkesin bildiği bir isimdir. "Kurban", Allah'a yaklaşma eylemidir. Allah' a kölelikte ve sevgide en önde(zirvede) olan melekleri, nebileri ve müminleri, Allah, aynı kökten türemiş; "mukarrebler"(yakınlaşmışlar) kelimesiyle tavsif eder. İbrahim, Allah' a olan sevgi ve yakınlıkta, zirve bir peygamberdir. Allah, İbrahim'i sayısız denemelerden geçirmiş ve kendisini dost(halilullah) edinmiştir.

Bir insan için en zor denemelerden birisi de, çok sevdiği evladını "kurban"etmesidir. Bu "kurban etme", bir beşer için başarılması çok zor, zirve bir davranıştır. İşte, uzun seneler evlat hasreti çeken ve ileri yaşlarında da buna kavuşan bir babanın, yanında yürüyüp, koşmakta olan oğluna olan sevgisini bir düşünün! Allah, İbrahim'i, bu başarılması çok zor olan eylemle deniyor. Evlat sevgisi mi? Her şeyin; hayatın, ölümün, dirimin, cezanın- mükafatın ve evladın sahibi olan Allah sevgisi mi? İşte ateşten bir imtihan. İşte Allah sevgisini, kendisi, evladı ve her şeyden üstün tutan İbrahim.

Sonsuz Rahmet ve Yücelik sahibi, Alemlerin(Evrenlerin) Rabb'i olan Allah, iman eden kölelerini, bu çetin imtihandan bağışlayarak; İbrahim'e "kurban" hediye etmiş ve kurban geleneğiyle; bu acıklı-dramatik günü, "bayrama-sevince" dönüştürmüştür. İbrahim'den miras kalan bu "kurban sünneti", bir taraftan İbrahim ve İsmail'in "teslimiyetini ve adanmışlığını" hatırlatırken; diğer yandan, Allah'a olan yakınlığın hiçbir yakınlıkla kıyaslanmayacağı bilicinini parlatmaktadır. İşte İsmail'in "kurban" edilmesi ve arkasından İbrahim'in ve Muhammed(s.a.v.)in "kurban kesme sünneti"nin gerçek anlamı budur.

Bu kısa açıklamadan sonra, İsmail'in "Allah'a kurban"edilmesini Kur'an'dan izleyelim:

(İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ben, Rabb'ime gidiciyim. O, bana yol gösterecektir."

"Rabb'im, bana salihlerden ver!"

Biz de onu, halim bir çocukla müjdeledik.

[SAFFAT (37)/99-101]

Ne zaman ki o(çocuk), onunla beraber koşacak (yaşa) erişti, (İbrahim) dedi ki:
"Ey oğlum, ben rüyamda seni boğazlarken görüyorum. Bak, sen ne görüyorsun(diyorsun)." (İsmail) dedi ki:
"Ey babam, emrolunduğun şeyi yap! Sen beni, inşallah, sabredenlerden bulursun."

[SAFFAT (37)/102]

Sonunda ikisi de teslim oldu ve onu yanı üzerine yatırdı.

Ve Biz, ona: "Ey İbrahim!" Diye seslendik.

"Sen rüyana sadık oldun. Muhakkak Biz, muhsinlere böyle ihsanda bulunuruz."

Muhakkak bu, apaçık bir denemeydi.

Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.

Bunu (kurbanı) arkadan gelenlere bıraktık.

İbrahim'e selam olsun.

Biz, muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.

Muhakkak o, bizim mü'min kölelerimizdendir.

[SAFFAT (37)/103-111]

TABERİ, "İSMAİL'İN KURBAN EDİLMESİ"Nİ ANLATIYOR

İbrahim (a.s.) rüyayı görünce oğlu İsmail'e:
-Ey oğlum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm! Dedi. Onu alıp kurban yerine götürdü.

Oğlunun anasına(Hacer'e):
-Bu çocuk büyüdü. Onu benimle gönder! dedi.

İbrahim (a.s.) oğlunu aldı. Bir keskin bıçak yanına alarak, oğlu İsmail'le yola çıktı. Göklerin melekleri, bu hali görüp ağlaştılar.

-Ya Rabb'i, dediler, İbrahim ne büyük köledir. Onu, Sen'den ötürü ateşe attılar, hiç kaygılanmadı.
Şimdi de:
-Oğlunu kurban et! diyorsun, yine kaygılanmıyor.

İbrahim (a.s.), oğlu ile dağa çıkmaya başladı. Dağa bir sarsılma geldi:
-Bu ne gündür ki, bir Peygamber, oğlunu benim üstümde öldürecek! dedi.

Dağ titreyince, İbrahim (a.s.)'ın oğlu İsmail korktu. Babasına:
-Ey baba! dedi. Bu dağ niçin böyle sarsılıyor?

İbrahim (a.s.):
-Ey oğul, dedi. Yüce Allah, her şeye Kadir'dir, her ne dilerse yapar!

İblis ise, İbrahim'in Allah'a vefasına üzüldü. Ne yapacağını, ne edeceğini bilemedi. İsmail'in anasının yanına geldi:
-Ya Hacer! dedi. İbrahim, senin oğlunu nereye götürdü?

Hacer:
-Babası ile birlikte gitti. Dedi.

Şeytan:
-Sana söylemedi, ama İbrahim, oğlunu alıp öldürmeye götürdü, dedi.

Hacer:
-Sen İblis'sin. Allah'ın Peygamberi, oğlunu nasıl öldürür? Sen bunu nasıl söylersin?

Şeytan:
-Oğlunu öldürmesini, Allah buyurdu! diye cevap verdi.

Hacer:
-Eğer bu Allah'ın buyruğu ise, ben de o buyruğa baş eğerim! dedi.

Şeytan, Hacer'den umudunu kesince, İsmail'e geldi ve onu aldatmak istedi. Çünkü çocukların gönlünün zayıf olacağını düşünüyordu. Onun ardından yetişip:
-Ey oğul, baban seni öldürmeye götürüyor. Dedi.

Çocuk İsmail:
-Sen İblis'sin, bu Allah'ın babama bir buyruğudur! dedi. Eğer bu, Allah'ın bir emri ise ben, o emre boyun eğerim! dedi.

Oğuldan da ümit kesen şeytan, İbrahim (a.s.)in karşısına dikildi:
-Rüyanda sana İblis; "Bu oğlunu kurban et" dediği için oğlunu öldürmeğe gidiyorsun. Eğer onu öldürürsen, Allah'a asi olursun! dedi. İbrahim (a.s.), onun şeytan olduğunu anladı.

-Ey Allah'ın düşmanı! dedi. Hiç bana layık mıdır ki senin sözüne kanarak, Yüce Allah'ın buyruğundan ayrılayım?

İblis, bu sözlerden ümidini kaybetti. Yine geri döndü, gitti. İbrahim (a.s.) da o dağa çıkıp, oturdu. Oğlunu da önüne oturttu.

Yukarıda geçtiği gibi Kur'an şöyle der:

Ne zaman ki o(çocuk), onunla beraber koşacak (yaşa) erişti; (İbrahim) dedi ki:
"Ey oğlum, ben rüyamda seni boğazlarken görüyorum. Bak, sen ne görüyorsun(diyorsun)." (İsmail) dedi ki:
"Ey babam, emrolunduğun şeyi yap! Sen beni, inşallah, sabredenlerden bulursun.
"

[SAFFAT (37)/102]

İsmail:
-Ey baba! Keşke bu olayı bana evde söyleseydin. Annemle helalleşip, evden çıkardım! dedi. Bu söz üzerine baba, oğul sarılıp kucaklaştılar. Ağlaşıp gözyaşı döktüler.

İsmail sonra:
-Ey baba! dedi. Allah'ın hükmünü tez yerine getir! O emre uy! Vakit geçirme ki, Allah'a asi olursun! Hem, belki de anam bunu işitir. Gelir, beni senin elinden alır. O duyup işitmeden elini tez tut.

İsmail, böyle deyince, İbrahim (a.s.) da iki bileğini sığadı. İsmail'in ellerini sıkıca bağladı. Boğazlamaya hazırlandı. Sonra İsmail'i, sağ yanı üstüne yatırdı. İsmail, Yüce Allah'a, gönülden teslim oldu. Boğazına bıçağın vurulmasını bekliyordu. İbrahim(a.s.)in ise eli titriyordu. Gözyaşları İsmail'in yüzüne düştü. O da gözlerini açtı, babasının yüzüne baktı. Onun kendisine kıyamadığını anladı.

Ona:
-Ey baba! dedi. Beni boğazlamaya kıyamıyorsun! Hemen yüzümü ört ki, yüzüme bakıp bana kıyamamazlık etmeyesin. Hem de anama da, hakkını helal etmesini söyle!

Bir rivayete göre de İsmail şöyle demişti:
-Ey baba! Beni yüzümün üstüne döndür. Belki yüzüme bakınca şefkatin artar, beni boğazlayamazsın.

İbrahim de öyle yaptı. Bıçağını, oğlunun ensesine koydu:
"Bismillah!" diyerek, bıçağını kuvvetle bastırdı. Bıçağın ağzı, ters döndü. İsmail'i kesmedi.

İsmail:
-Baba, niçin geç davranıyorsun? Bıçağa ne oldu ki beni kesmiyor? diye sordu.

İbrahim:
-Bilmiyorum ki ne oldu. Ben ne kadar uğraşsam, bıçak kesmiyor. Allah'ın hikmetinden acayiplikler görüyorum! dedi.

İsmail:
-Bir daha bıçağı sağlamca tut! Kuvvetlice bas! Belki boğazımı kesersin! dedi.

İbrahim, bütün kuvvetiyle bıçağı bastırdı. Bıçak, Yüce Allah'ın emri ile ikiye katlandı. Hiç kesmedi. O anda Yüce Allah, Cebrail'i gönderdi. Cebrail, bir beyaz koç getirdi. Gözleri siyahtı. Ayakları ve boynuzları da siyahtı. Cebrâil, koçun boynuzundan tutup o dağa indirdi. İbrahim (a.s.)'ın yakınında durdu.

Yüce Allah:

Ve Biz, ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.
"Sen, rüyana sadık oldun. Muhakkak Biz, muhsinlere böyle ihsanda bulunuruz."

[SAFFAT (37)/104-105]

Diye buyurdu. İbrahim (a.s.), bu sözü işitince, Yüce Allah'ın vahyinin heybetinden titredi. Bıçak elinden düştü. Cebrail'in; "Allahu Ekber, Allahu Ekber "sesini işitti. Başını kaldırdı. Onu gördü:
- "Allah'tan başka ilah yoktur!" dedi.

Oğluna:
-Başını kaldır! Bak! Yüce Allah, bize, "bayram-sevinç" verdi! dedi.

İsmail baktı, Cebrail'i gördü. Koç elindeydi. Kendisi de; "Vallahu Ekber ve lillâhilhamd!" dedi.

Şöyle rivayet edilmiştir ki; kurban edilirken getirilen Tekbir, üç kişinin sözleridir: Birisi, Cebrail'in, diğeri İbrahim'in, üçüncüsü de, kurban edilecek olan İsmail'indir.

İsmail gitti, koçu tuttu. İbrahim (a.s.)'a teslim etti, o da koçun ayaklarını bağladı. Onu, İsmail'in yerine "kurban" etti. İşte hacda, "kurbanlar"ın kesildiği yer burasıdır.

Kaynaklar:
1) Kur'an-ı Kerim
2) Tarih-i Taberi
, çev. M. Faruk Gürtunca, Sağlam Yy, İst.

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.