Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Eski Kavimler/ İbrahim Kavmi ve Nemrut(Naram-Sin)/ İbrahim'in Kavminden Hicreti

İBRAHİM'İN KAVMİNDEN HİCRETİ

Onlara, kendilerinden önceki; Nuh, Ad, Semud, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve alt üst edilen şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara, onların resulleri apaçık delillerle gelmişti. Allah, onlara zulmediyor değildi. Ancak onlar, kendilerine zulmediyorlardı.

[TEVBE(9)/ 70] 

Bu bölümde, İbrahim peygamberin kavminden hicretini inceleyeceğiz. Kur'an'da, İbrahim Kavmi'nin, diğer helak edilen kavimler arasında zikredilmesi ilgi çekicidir. Çünkü Kur'an, diğer kavimlerin helakını ayrıntılı olarak verirken; İbrahim Kavmi'ni, sadece helak olan kavimlerle birlikte zikrediyor.         

Ona(İbrahim'e), bir düzen(tuzak) kurmak istediler, ancak Biz, onları hüsrana uğrattık.

Onu ve Lut'u kurtarıp, âlemler içinde bereketli kıldığımız yere (yerleştirdik).

[ENBİYA(21)/70-71]

İBRAHİM'İN İLK HİCRETİ ŞAM'A

İbrahim peygamber, yakın akrabası Lut ile birlikte, ailesi ve kendisine tabi olan az sayıda iman edenlerle beraber, Allah'ın azabı olarak; "şiddetli bir kuraklık- kaos yaşamakta olan ve büyük bir yıkıma uğramış" kavmini terk etti ve ilk olarak Şam'a hicret etti. Kaynaklarda bu yolculukla ilgili bir takım bilgiler yer almaktadır.

Taberi'ye göre; İbrahim (a.s.), Sare ve Lut, önce Şam'a hicret etmişlerdir. Daha sonra da Mısır'a gitmişlerdir. Mısır'dan dönünce, İbrahimFilistin'e, Lut ise Ürdün'e yerleşmiştir.

İbn-i Kesir de, aynı şekilde İbrahim'in ilk durağının Şam olduğunu aşağıdaki rivayetle ifade eder.

Übeyy İbn Kâ'b, "Onu, âlemler içinde mübarek kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık." ayeti hakkında şöyle demiştir:

"Burası Şam'dır. Hiç bir tatlı su yoktur ki, kaya altından çıkmasın." Katâde
de şöyle der:

"Onlar, Irak ülkesinden idiler. Şam'a doğru çıkıp kurtuldular. Şam için; hicret yurdunun direği denilir. Yeryüzünden eksiltilen her şey, Şam'a ilâve edilir. Şam'dan eksiltilen ise Filistin'e eklenir."

KADDUM-KADDUM'DA SÜNNET OLDU

Buhari'de, Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"İbrahim (a. s.), seksen yaşında iken, (Şam yakınındaki) Kaddûm-Kadûm'da sünnet oldu."

Sahih-i Buhari, C.7, Hno: 30

Kaddum-Kadum'un varlığı bugün bilinmektedir. Bu yer, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında, Batı Şeria'nın doğu tarafında bulunmaktadır. Yandaki haritada, Kaddum'un yeri görülmektedir.

Taberi'ye göre; İbrahim, önce Şam'ın sahra kısmında bulunan Sebi'i adlı yere yerleşti. Lut da, Mutefike'ye; yani havza şehirleri olan Sodom ve Gomorra'ya yerleşti. Fakat orada bulunan halk, İbrahim'e eziyet etmeye başladı. Bunun üzerine İbrahim, Filistin'in Remle ile İlya arasındaki Katt veyahut Kıtt adı verilen bir bölgesine hicret etti.                      

"FİLİSTİN : MISIR VE MEZOPOTAMYA ARASINDA              

Filistin isminin ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. İncelenen arkeolojik kalıntılara göre, en az on bin yıldan beri insanlar burada yaşıyorlardı. Filistin, Şeria ırmağı, Lut gölü ve Akdeniz kıyıları arasında bulunan bölgeye denir.

Eskiçağ'da Filistin, Doğu Akdeniz Uygarlığının iki merkezi, Mısır ve Mezopotamya arasında yer alıyordu. Filistin, her zaman geçici bir bağımsızlığa sahipti. Bu iki ülkenin arasındaki hâkimiyet mücadelesinde, arada kalıyordu. Bu ülkelerin çatışmaları; hâkimiyet kurma ve istila emelleri ile karşı karşıya bulunuyordu.

Bölgeye ilk olarak yerleşen Samiler, kısmen yerli olan ve yerli olmayan başka topluluklarla karıştılar. Eskiden beri Filistin'de Samiler yaşıyordu. Batı Ürdün nüfusu, Kenanlılar ve Fenikelilerden oluşuyordu. Ortaya çıkan belgelerden, MÖ 3000 yıllarının başlarından itibaren bu yörede Sami bir dilin konuşulduğu anlaşılmaktadır.

İBRAHİM VERİMLİ TOPRAKLARDA YAŞADI

1958 yılında Time dergisinde, İbrahim peygamberin göç ettiği Kenan ülkesi hakkındaki araştırmada şunlar yazıyordu:

"Son zamanlara kadar din bilimciler, İbrahim'in, Filistin'de ilkel ve kırsal bir çevrede yaşadığını zannediyorlardı. 1930 yıllarında Ugarit ve Mari antik şehirlerinde yapılan kazılarda, İbrahim'in zamanında var olan bir kültür ile karşılaşıldı. Bu kültürün müzik, sanat ve bronz işlemede çok ileri gitmiş olduğu, ayrıca tarihsel ve dinsel destanlara sahip bir toplum olduğu anlaşıldı. Diplomatik ve ticari dokümanların kaydedildiği kil tabletler, İbrahim'in zengin bir adam olarak, oldukça karmaşık bir toplumda yaşadığını vurguluyordu."

Bu konuya önyargılı yaklaşan bilim adamları, İbrahim'in bu yolculuğuna alaycı bir tarzda yaklaşmışlardır.

Zamanımızda, geçmişteki gibi verimli olmayan bu toprakları, Eski Ahit'in bereketli olarak nitelemesini eleştirmişlerdir. Özelliklede Kur'an'ın geçmişle ilgili haberlerini örterek; yok sayan bu önyargılı bilim adamları için, elbette Kur'an'ın, "bereketlenmiş" ifadesi de bir anlam ifade etmeyecektir.

Nitekim, Mısır ve Antik Yakındoğu'nun kültür tarihi üzerine araştırmalar yapan Egon Friedell, Eski Ahit'in ve Kur'an'ın tespitlerinin aksine; Filistin'in, "verimsiz ve çöl" olduğunu iddia eder. Yine "İbrani ve Yunan Medeniyetinin Perde Arkası" isimli kitabın yazarı C. Gordon da, "Filistin'in dağlık ve verimsiz toprakları" ifadesini kullanır.

MISIRLI SİNUHE'NIN "FİLİSTİN HATIRALARI"

Ancak, MÖ 2000 dolaylarında yaşamış ve anılarını kaydetmiş Mısır'lı Sinuhe'nin hatıralarının yer aldığı papirüsler ortaya çıkınca, durum açıklık kazanmıştır.

Yüksek mevkide bir memur olan Sinuhe, Libyalılara karşı bir seferde bulunuyor. O sırada kralın öldüğünü ve iktidar darbesi yapılacağını haber alan Sinuhe'nın kafası karışıyor ve Kenan ülkesine kaçıyor. Burada bir Amorit kabile başkanına rastlıyor. O, kızını Sinuhe ile evlendiriyor ve Sinuhe, Filistin'de yaşadığı günleri şöyle anlatıyor:

"O iyi bir ülkeydi. İncirler, üzümler vardı. Şaraplar sudan çoktu. Pek çok bal ve o kadarda zeytin bulunuyordu. Ağaçlar her türlü meyve ile doluydu. Buğdayın ilk türü(Emmer) vardı. Ülkenin sığırları, ahırları sayısızdı. Benim için her gün ekmek yapılırdı. Günlük yiyeceğim şarap, pişmiş et, kızarmış kümes hayvanıydı. Hatta çölde avlanmış yaban hayvanları önüme konurdu."

Nil'in suladığı verimli Mısır topraklarından gelen bu varlıklı ve mevki sahibi adamın, Filistin'i hayranlıkla anlatışı dikkate değer bir kanıt olarak ortaya çıkmıştır. Sinuhe, sonunda ülkesine dönmüş ve zamanın Mısır kralıyla barışmıştır.

"İBRAHİM, İSHAK VE YAKUB'U İSLAMIN ÖNDERLERİ KILDIK"

Elbette İbrahim, burada anlatılan kabile başkanından çok daha nüfuzlu ve varlıklı bir önderdi. Kur'an'da,  İbrahim, İshak ve Yakub'un, Hakk'a çağıran güçlü önderler oldukları vurgulanmıştır. Kur'an şöyle der:

Biz ona İshak'ı ve arkasında da Yakub'u verdik. Her birini salihler kıldık.

Biz onları, Bizim emrimize yönelten önderler kıldık. Biz onlara, hayırlı işleri, namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar, Bize köle olanlardı.

[ENBİYA(21)/72- 73]

Eski Ahit(Tevrat'da) da, bu hak öncülerinden benzer şekilde bahsedilir. Tevrat, Bab14'te özetle şöyle anlatılır:

"Mezopotamya bölgesinden dört kral, Sodom, Gomorra krallarıyla savaş ederler. Sodom ve Gomorra kralları, yenilgiye uğrayınca, Siddim vadisinin tüm mal ve yiyeceği ile birlikte Lut'un mallarına el koyarlar. Lut'u da yanlarında esir olarak götürürler. Durumu haber alan Hz. İbrahim, 318 kişi olan adamlarıyla birlikte, kralları takip eder ve onlara yetişerek savaşır ve savaşı kazanır. Lut'u, esirleri ve el koydukları malları geri alır. Mezopotamya krallarını, Şam'a kadar sürer. Arkasından onlarla güçlü taraf olarak anlaşmalar yapar."

Anlaşılacağı üzere İbrahim, insanlık tarihinin en önemli ve rehber peygamberlerinden birisidir. İslam'ı bu topraklarda yayan İbrahim, Hacer'in oğlu İsmail'i Mekke'de yerleştirerek İslamın bu kutsal merkez etrafında yayılmasını sağlarken Sare'nin oğlu İshak, torunu Yakub ve onun çocukları da, yüzyıllarca Filistin(Kudüs) merkezli topraklarda, insanları, "İslama-Hidayete çağıran" önderler olmuşlardır.

İBRAHİM'İN MISIR YOLCULUĞU

İslam, Yahudi ve Esseni kaynakları, İbrahim'in Mısır'a gidip orada bir süre kaldıktan sonra Filistin'e döndüğü konusunda birleşirler.

Taberi'nin, "Milletler ve Hükümdarlar Tarihi" isimli eserinde aşağıdaki rivayet yer alır:

Ensari, Allah'ın Elçisi(s.a.v.)'den şöyle nakleder:

"Mısırı fethettiğinizde, ahalisine hayırlı muamelede bulunmayı birbirinize tavsiye ediniz, çünkü onların sizinle ahitleri ve akrabalıkları vardır."

Taberi aynı eserinde bu akrabalığın, İbn Ishak'ın, "İsmail'in annesi Hacer'in, Mısırlı olmasından kaynaklandığı" ifadesine yer verir.

İbrahim'in Mısır yolculuğu ve Hacerle evlenme hikâyesi, Buhari'de, Ebû Hureyre vasıtasıyla nakledilen uzun bir hadiste şöyle anlatılır:

"İbrahim Peygamber, Sâre ile sefere(Mısır'a) gitti de, onunla bir şehre girdi. Orada meliklerden bir melik yahut cebbarlardan bir cebbar hükümdar vardı. Bu zalim hükümdara:

"İbrahim, kadınların en güzelinden olan bir kadınla bu şehre girdi" denildi. Hükümdar:

"Ey İbrahim, beraberindeki kadın kimdir?" diye haber gönderdi. İbrahim:

"(Dinde) kardeşimdir" diye cevap verdi.

Sonra İbrahim dönüp, Sâre'nin yanına geldi ve:

"Sakın benim sözümü yalanlama. Ben onlara, senin benim kız kardeşim olduğunu haber verdim. Allah'a yemin ederim ki, bu yerde, bizim gibi iman eden, senden, benden başka hiçbir kimse yoktur" dedi.

Ve akabinde İbrahim, Sâre'yi hükümdara gönderdi. Sâre varınca, Melik, Sâre'ye doğru yöneldi. Sâre de hemen abdest aldı ve namaza durdu ve şöyle dua etti:

"Ey Allah'ım, ben Sana ve Senin Rasûlü'ne iman ettim ve fercimi zevcimden başkasına karşı ebedî muhafaza eyledim, şu kâfiri benden uzaklaştır!" Bunu üzerine:

"Adamın nefesi derhal daraldı; horlamağa, hatta ayağı ile yere vurup çırpınmaya başladı."

Sâre:

"Ey Allah'ım, eğer bu adam ölürse, bunu bu kadın öldürdü derler" dedi.

Bunun üzerine o zalim normalleşti ve Sâre'ye tekrar saldırmaya kalkıştı. O da derhâl namaza durdu ve tekrar Allah'a dua etti.
(Bu durum üç defa tekrar eder. Sonunda Melik, Sare'yi serbest bırakır ve yakınlarına: "Bu kadını İbrahim'e götürünüz, Hacer'i de cariye olarak veriniz", der. İbrahim peygamberin yanına gelen Sâre, ona şöyle seslenir):
 
"Allah kâfiri zelil etti ve bir cariyeyi de bana hizmetçi verdi."

Buhari, C.5, Hno: 160

İBRAHİM'İN MISIR'A YOLCULUĞU: BÖLGESEL KURAKLIK MI?

Mısır kralının Hacer'i hediye olarak vermesinden, İbrahim'e düşmanlık yapmadığı açıktır. Ancak İbrahim Mısır'da kalmayıp Sare ve Hacer ile Filistin'e geri dönmüştür. İbrahim'in Mısır'a yerleşme amacıyla hicret etmediği de gayet açıktır. O halde İbrahim, Mısır'a neden gitmiş olabilir? Tevrat'ta, Tekvin; Bab 12'de, İbrahim'in Mısır'a kıtlık sebebi ile gittiği belirtilmektedir:

"Ve memlekette kıtlık oldu. Ve Abram orada misafir olmak üzere Mısır'a gitti. Çünkü memlekette kıtlık ağırdı. Ve vaki oldu ki Mısır'a girmesi yaklaştığı zaman, karısı Sara'ya dedi: 'İşte biliyorum ki sen görünüşü güzel bir kadınsın ve olur ki Mısırlılar seni görünce bu onun karısıdır derler ve beni öldürürler..(Bu sebeple) onun kız kardeşiyim de." 
  
İbn-i Kesir tefsirinde, İbn Cerir'e atfen şu ifadeler yer alır:

"İbrahim'in bulunduğu bölge halkının başına bir kuraklık gelmişti. İbrahim, ailesine yiyecek getirmek üzere, Mısır halkından olan arkadaşına, gitmişti."

İbrahim'in yaşadığı zamanlarda gerçekten bir kıtlık yaşanmış mıdır? Bu konuya ışık tutacak arkeolojik ve tarihsel verilere, "İbrahim Kavmi ve Nemrut(Naram-Sin)" başlıklı araştırmamızda yer verilmiş; "Akad krallığının çöküşü"ne, "bölgesel felakete dönüşen şiddetli bir kuraklık ve kaos"un sebep olduğu gerçeğinin altı çizilmiştir.
    
Sonuç olarak, Mısır'dan Filistin'e, yanında Sare ve Hacer ile geri dönen Hz. İbrahim, bütün dinlerde; "bozulmuş-şirke dönüşmüş" de olsa, ortak bir "İbrahim Milleti(Dini)" konumundadır. İbrahim'in kendisinden sonra da, bu iki hanımından doğan ve "iki ayrı milletin babası" olacak olan oğulları; İsmail ve İshak, insanlık tarihinin açılmış iki sayfası olarak tarihe geçeceklerdir.

Gökben Coşkun
yaklasansaat.com

2007

Kaynaklar:
1) Kur'an-ı Kerim
2) Sahih-i Buhari, C.5, Hno: 160, C.7, Hno: 30
3) İbn-i Kesir, Kur'an-ı Kerim Tefsiri, C.5,10, çev. Dr. B. Karlığa, Dr. B. Çetiner, Çağrı Yy, İst. 1984.
4) Ebu Cafer Muhammed Bin Cerir'üt Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Z. K. Ugan, A.Temir, C.1, MEB Yy, İstanbul, 1991.  
5) Tevrat, KMŞ, İstanbul, 1991.
6) Muazzez İlmiye Çığ, İbrahim Peygamber, Kaynak Yy, İstanbul, 1997.
7) Egon Friedell, Mısır ve Antik Yakın Doğunun Kültür Tarihi, çev. Ersel Kayaoğlu, Dost Yy, Ankara, 2006.
8) Journal of Archaeological Science, Şubat, 1998.                               
9) William F. Albright, "Recent Advances in Palestinian Archaelogy", Expedition, C. 5, 1962.
10) Time, "The Patriarches", Ocak, 1958.


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.