Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Eski Kavimler/ Ad Kavmi/ Wabar Meteoru

WABAR METEORU

Güney Arabistan'da, doğuda Arap körfezinden, güneybatıda Kızıl Deniz'e kadar uzanan Texas eyaleti büyüklüğünde bir çöl var. Bu çölün yüzölçümü 647.750 kilometre karedir. Haritalarda yer alan kısaltmalarda bu çöl için "kum tepeleri", "dalgalı düzlük", "hiç bitki yok" gibi terimler geçiyor.

Bu çöl yıllarca insanlara geçilemez gibi göründü. T. E Lawrence, "Bu çölü ancak bir uçak geçebilir" demişti. 1932 yılında Philby adlı bir araştırmacı, bu çöle girmek ve araştırma yapmak istedi. Bedeviler, Philby'ı uyardılar:

"Orası suyun olmadığı bomboş bir çöl ve hiçbir adam oraya gidemez."

Fakat Philby'ın, uyarıları dinlemeye hiç niyeti yoktu. Tam 14 yıldır, rehberi Jabir bin Farraj'dan duyduğu bir bedevi hikayesini doğrulamak için şansın kendisine gülmesini beklemiş ve çok da çalışmıştı. Bu yasaklanmış çölde, Wabar adında helak olmuş bir şehir vardı. Bedevi efsanesine göre Wabar, yıkıcı bir rüzgar tarafından yerle bir edilmişti. Çünkü halkı azgın bir kavimdi. Ad kavmi, kardeşleri Hud'un uyarılarını görmezden gelmiş hatta işi Hud'u tehdit etmeye kadar vardırmışlardı. Hud'un, Tevrat'ta ismi geçen Heber olduğu söylenir. Ayrıca efsanede, bu kayıp şehrin yanında, deve hörgücü büyüklüğünde bir demir yığınından bahsediliyordu. Bu yüzden kervancılar burayı Al-Hadida olarak adlandırmışlardır.

Hadida, Arapça demir anlamına gelmektedir. Arapça öğrenip İslam dinini kabul eden Philby için sıra Wabar'ı keşfetmeye gelmiştir. Ve nihayet 1932 Ocak ayında Philby ve kervancılardan oluşan 15 kişilik ekip, bu engin kum okyanusuna daldılar. 32 deveye yüklenmiş pirinç, kahve, hurma ve diğerlerinin, bu ekibin 75 günlük ihtiyacına cevap verebileceğini düşünüyorlardı. Fakat dayanılmaz sıcak ve su eksikliğinden dolayı, ekibin yarısı geri döndü. Kimi zaman güzellikle, kimi zamanda baskıyla ekibini motive etmeye çalışan Philby ise, bu zorlu yolculuğa devam etti. Yıldızlardan faydalanarak yol bulan iki Arap rehber, Ali Jahman ve Salim ibn Suwailim hafızaları ve çölde iz sürme yetenekleriyle, 1 ay sonra ekibi Wabar bölgesine getirdiler.

Philby için Wabar'ı ilk görüşü tam bir hayal kırıklığı oldu. Gözünü dikip bakmakta olduğu şey, bir şehrin kalıntıları değil, sanki sönmüş bir volkanın yan yana gelmiş iki krater ağzıydı. Yine de Philby manzaradan çok etkilenmişti. Krateri çevreleyen kenarları, insan yapımı bir kaleye benziyordu. Fakat 4 günlük araştırmadan sonra Philby'ın tüm umutları söndü. Çünkü bu araştırma sonucu bulabildiği tek şey, bir demir kütlesi olmuştu. Kayıp şehrin keşfedilmesi için, daha uzun senelere ihtiyaç vardı. Ekipteki bedeviler de hayal kırıklığına uğradılar. Heybelerini orada bulup inci zannettikleri küçük, siyah ve parlayan topaklarla doldurdular. Oysa bunlar, kristalize olmuş küreciklerdi. Philby ve arkadaşları, çok ender gerçekleşen kozmik bir kazayı keşfetmişlerdi.

Jeologlar ve uzay bilimcileri, dünya yörüngesine girerek büyük patlamaya sebep olan meteorların açtığı kraterlere "Astrobleme" adını veriyorlar. İşte Wabar da dünyada bugüne kadar keşfedilen 10 astroblem arasında yer alıyor. Bu astroblemlerin hepsi de, Dünya'nın en yalnız çöllerinde bulunmuştur. Çünkü bu astroblemler, en iyi çöllerde kendilerini belli edebilirler. Bilim adamları, bugün Al-Hadida'da 2 veya 3 astroblemden söz ediyorlar. Bunlardan en büyüğünün çapı 91 m, kenarları 12 m derinliğe iniyor. Kum çukuru doldurmadan önce, bu derinliğin en az 2 veya 3 kat fazla olduğu zannediliyor. Bir meteor, uzaydan dünya atmosferine giriyor, çarpmadan önce parçalara ayrılıyor, çarpmanın etkisiyle yanıp buharlaşan kumlar, cam topaklarına dönüşüp yağmur şeklinde yağıyorlar.
 

Bu maceradan sonra Philby, tavşan büyüklüğünde bir parçayı, British Museum'a analiz edilmesi için yolladı. Analiz sonucunda bu parçada, meteorların en iyi bilinen iki bileşeni yani demir ve nikel elementleri bulundu. British Museum'dan Dr. Spencer yaptığı araştırmalar sonucunda şunları söylemişti:

"Yüksek hızda seyreden büyük demir bir kütlenin kinetik enerjisi aniden ısıya dönüştü. Meteroitin büyük bir bölümünü ve bir kısım, yerkabuğu parçasını yaktı. Ortaya büyük bir gaz patlaması çıkarak krateri ve meteroitten kalan yanık artıkları oluşturdu. Wabar kraterinden toplanan materyaller, çok yüksek bir ısının etkili olduğunun en kesin kanıtıdır. Çöl kumu sadece eriyip slica -cam haline dönüşmekle kalmadı, aynı zamanda kaynayıp buharlaştı. Meteora ait demirde eriyip buharlaştı. Bunlar daha sonra yoğunlaşıp yağmur olarak yağdılar."

Birkaç yıl sonra Philby öldü. Nationalgeographic'in yazar ve fotoğrafçısı Thomas J. Abercrombie, 645 kilometrelik zorlu bir yolculuktan sonra, Al-Hadida'nın kraterlerine ulaştı. Bölgeyi araştırdı ve Philby'ın demirini buldu. Ve National Geographic dergisinin, 1966 yılı Ocak sayısında, "Mekke kumlarının ötesinde" başlıklı yazısını yayınladı. Yazısında, kısaca şöyle diyordu:

"Efsane gerçek oldu. Bulunan en büyük demir meteor Arabistan'da ayaklarımızın altında. Şekli bir fincan tabağını andırıyor. Küçük bir hesapla ağırlığına, 2,5 ton diyebiliriz."

2007

Kaynak: Zayn Bilkadi, a Tunisian raised in Lebanon, is a research scientist with 3M, çev. Gökben Coşkun.


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.