Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 

Dünyamız/ Volkanlar(Yanardağlar)

VOLKANLAR(YANARDAĞLAR)














YANARDAĞ NEDİR?

Bir yanardağ (ya da volkan), magmanın (Dünya'nın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkta ergimiş ya da erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir. Güneş sisteminde bulunan kayalık gezegen ve aylarda (bazıları çok aktif olan) birçok yanardağ olmasına rağmen, bu olgu en azından Dünya'da, genellikle tektonik plaka sınırlarında görülür. Ne varki, sıcak nokta yanardağlarında önemli istisnalar vardır.

YANARDAĞLAR NASIL OLUŞUR?

Yer yuvarlağının iç kesimlerinin çoğu gibi, magmanın hareketleri ve dinamikleri de fazla iyi anlaşılamamıştır. Ancak bir püskürmenin, yanardağın altında bulunan katı bir tabakaya (Dünya'nın kabuğuna) doğru magmanın hareket ederek bir "magma odacığı"nı işgal etmesinin ardından geldiği bilinmektedir.

Sonunda, odacıktaki magma yukarı doğru itilir ve gezegenin yüzeyine lav olarak yayılır ya da yükselen magma civardaki yer şekillerinde bulunan suyu ısıtır ve patlamalı buhar çıkışlarına neden olur. Bu çıkışlar ya da magmadan kaçan gazlar, kaya, kül, volkanik cam veya volkanik külün kuvvetli bir şekilde fırlatılmasına yol açar. Püskürmeler daima kuvvetli olsa da, akıntı veya büyük patlamalar şeklinde olabilirler.

1961 de ortaya atılan plaka (levha) tektoniği teorisinin bilimsel çalışmalara önemli katkısı olmuştur. Yerkabuğunun tek parça halinde olmadığını, katı olmayan manto üzerinde yüzen ve plaka adı verilen parçalardan oluştuğunu öngören plaka tektoniği teorisi, volkanik etkinliğin % 99'luk bölümünün bu plakaların birbirleriyle olan sınırlarında gerçekleştiğini kabul etmektedir. Volkanik etkinliğe sahip bölgelerin yerkabuğundaki dağılımına bakıldığında, bu plaka sınırları boyunca dizildikleri kolayca görülebilir.

Genellikle yanardağlar, zirvesinden büyük duman bulutları ve ateş çıkartan dağlar olarak hayal edilirler. Ne var ki yanardağlar, ender olarak duman ve ateş püskürtürler. Duman olarak düşünülen, su buharı ve çoklukla kükürt buharlarıyla karışmış çok büyük miktarlarda ince tozdur. Ateş gibi görünen ise püsküren maddelerin parlamasıdır. Parlamanın nedeni yüksek sıcaklıktır ve bu parlama, toz ve buhar bulutlarından yansır ve bu yansıma da ateşe benzer.

Karadaki yanardağlar genellikle, çıkışların yıllar içinde sürekli birikmesiyle koni ya da kül konisi şeklini alırlar. Suyun altında ise, yanardağlar genellikle fazlasıyla dik sütunlar oluşturur ve yıllar içinde okyanus yüzeyine çıkarak yeni adacıklar haline gelirler.

YANARDAĞLARIN DAVRANIŞLARI

Yanardağların püskürmeleri ve volkanik etkinlikler farklılık gösterir:

1-Nuees Ardentes-Kızgın Bulutlar

("Kor halindeki kızgın çığ"), 600 °C sıcaklıktaki kül, toz ve gaz karışımından oluşan bulutlardır. Bunlar, 10 km uzaklığındaki mesafelere 100 km/saat'lik hızlarla akabilirler.

2-Volkan Külleri

En fazla yayılan malzeme olup, tarım alanlarını kaplayabilir veya örtebilir, mahsulleri tahrip edebilir, şebekeleri ve makineleri tıkayabilir, mekanik aksamlarda ileri derecede yıpranmaya yol açabilir, hayvanların boğulmasına yüksek olmayan ve düz çatılarda aşırı yüklere neden olabilir.

3-Lav Akıntıları

Volkanizmanın en tipik göstergeleridir. Bazalt bileşimindeki lavlar 1m/gün'den 3 m/saniye'ye kadar değişen hızlarla akabilirler, ancak bunların insan yaşamını tehdit etme derecesi düşüktür. Lav akıntıları kaynağa yakın kesimlerde en yüksek hıza sahiptir ve kaynaktan olan uzaklık arttıkça, zeminle ve atmosferle olan temasları nedeniyle hızları azalır. Soğuma akınıtının katılaşmasına neden olabilir ve akıntı katılaşan malzemenin oluşturduğu kanalın içinde akmaya devam edebilir.

Daha geniş ve yönlenmiş şekilde olan ve havada asılı konumdaki kaya tozları ile gazlardan oluşan akıntılar kül akıntısı veya piroklastik akıntı olarak adlandırılırlar. Bunlar, 200 -1000 km/saat bir hızla akabilirler. Volkanik patlamalardan kaynaklanan hava kirlenmesi ve bununla ilgili riskler kül yayılımıyla sınırlı kılınamaz (örneğin, volkan küllerinin MS 79'da Pompei'deki kumsalda yaşayanların ölümüne neden olduğu düşünülmektedir).
Büyük patlamalar ayrıca 8-16 km yükseklikteki troposfer ile stratosfer arasındaki sınıra ulaşan volkanik tozlar nedeniyle atmosferik değişimlere de neden olurlar.

4-Laharlar (Döküntü Akıntıları)

Volkanik çamur, Japoncada kullanılan bir sözcük olan lahar ile de ifade edilmekte olup, bunlar doğrudan patlamadan kaynaklanmışsa birincil, eğer başka nedenlerden dolayı ise ikincil lahar adı verilir. Laharlar volkanik patlama öncesinde, sırasında veya sonrasında meydana gelebilirler ve sıcak veya soğuk malzemeden oluşabilirler. Tsunamilere de neden olabilirler.

5-Karbondioksit Çıkışı

Tüm bu yanardağ etkinlikleri insanlara zarar verebilir.

Yanardağ etkinlikleri genellikle depremler, sıcak su kaynakları, çamur kazanları ve gayzerler gibi yer etkinlikleriyle beraber görülürler. Püskürmelerden önce genellikle düşük şiddette depremler görülür.

BİR VOLKANIN ETKİN OLUP OLMADIĞINI ANLAMAK

Şaşırtıcı olsa da volkanbilimciler, etkin (aktif) yanardağların sınıflandırılmasında fikir birliğine varmamışlardır. Bir yanardağın yaşam süresi, birkaç aydan birkaç milyon yıla kadar değişebilir. Bu tür bir sınıflandırma yapmak, insanların, hattâ bazen uygarlıkların bile varlık süreleri göz önüne alındığında anlamsız görünebilir. Örneğin, Dünya'daki yanardağların birçoğu, geçen birkaç binyılda birçok kez püskürmüşlerdir, ama günümüzde herhangi bir etkinlik göstermemektedirler. Bu tür yanardağların uzun ömürleri göz önüne alındığında çok etkin oldukları söylenebilir. Ancak, bizim ömürlerimiz düşünülürse, etkin değildirler. Bu tanımı daha da karmaşıklaştıran ise, harekete geçen ama püskürmeyen yanardağlardır. Bu yanardağlar etkin midir?

Bilim adamları genellikle, püsküren ya da yeni gaz çıkışları veya beklenmedik deprem etkinliği gibi hareketlilikler gösteren yanardağları etkin olarak kabul ederler. Birçok bilim adamı, yazılı tarihte püskürdüğü bilinen yanardağların da etkin olduğunu kabul ederler. Yazılı tarihin bölgeden bölgeye farklılıklar gösterdiğini, örneğin Akdeniz'de 3000 yıl geriye, ABD'nin Pasifik kıyısında 300 yıl, Havai'de ise 200 yıl geriye kadar gittiğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Uyuyan yanardağlar, şu an (yukarıdaki tanıma göre) etkin olmayan ancak her an hareketlenmesi ya da patlaması muhtemel yanardağlardır.

Sönmüş yanardağlar ise, bilim adamlarının bir daha püskürmelerini olası görmedikleri yanardağlardır. Bir yanardağın gerçekten sönmüş olup olmadığının belirlenmesi zordur. Örneğin, çanakların milyonlarca yıllık ömürleri olduğu bilindiğinden, 10 binlerce yıl püskürmemiş bir çanağın sönmüş değil uyuyan olarak tanımlanması gerekir. Yellowstone Ulusal parkında bulunan Yellowstone çanağı, en az 2 milyon yaşındadır ve 70 bin yıldan beri hiç püskürmemiştir, fakat bilim adamları tarafından sönmüş olarak tanımlanmaz. Doğrusu, çanak sık sık depremler yarattığı, etkin bir jeotermal sistemi bulunduğu ve yüzeyi hızlı değiştiği için, birçok bilim adamı tarafından çok etkin bir yanardağ olarak kabul edilir .

Birçok yanardağ sınıflandırması vardır. Bunlardan en çok kullanılanı aşağıdaki gibidir:

ŞEKİLLERİNE GÖRE

Toba Gölü

Kalkan yanardağlar: Şekli kalkana benzeyen dağlar oluşturacak şekilde zamanla biriken yüksek miktarda lav çıkartan yanardağlar çoklukla Havai ve İzlanda'da görülürler. Lav akışları genellikle çok kızgın ve çok akışkan olup uzun akıntılara neden olurlar. Dünya'daki en büyük lav kalkanı, 120 km çapındaki ve deniz tabanından zirvesine 9000 m yüksekliğindeki Maunaloa'dır. Mars'taki Olympus Mons, bir kalkan yanardağıdır ve Güneş sisteminde şimdiye kadar keşfedilmiş olan en yüksek dağdır.

Lav kalkanının daha küçük olanlarına "lav kubbesi" (tholoid), "lav konisi" ve "lav kümbeti" adı verilir.

Volkanik koniler: Yanardağın ağzında biriken ufak kaya parçacıkları fırlatan püskürmelerden dolayı oluşur. Bu püskürmeler, 30-300 m yüksekliğinde, koni şeklinde tepeler oluşturur ve nispeten kısa ömürlü olurlar.

Japonya'daki Mount Fuji, İtalya'daki Vezüv, Antartika'daki Erebus ya da kuzeybatı Amerika'daki Rainier gibi Stratovolkanlar ya da kompozit yanardağlar, hem lav akıntılarından hem de püskürtülerden oluşmuş yüksek, koni şeklinde dağlardır.

Süper Yanardağlar: geniş çanakları olan kıtasal yıkım ve küresel iklim değişiklikleri yaratma potansiyelleri bulunan yanardağ sınıfına verilen addır. Bu sınıftaki yanardağlara aday olarak Yellowstone Ulusal Parkı ve Toba gölü gösterilebilir ancak kesin bir tanımlama yapmak, asgari bir tanımlayıcı şart bulunmadığı için çok zordur.

Yanardağlar genellikle ya tektonik plaka sınırlarında ya da sıcak noktalarda yer alırlar. Yanardağlar uyuyan (etkin olmayan) ya da faal (aktif -neredeyse sürekli çıkış ve kesikli püskürmeler) olabilirler, önceden tahmin edilemeden hal değiştirebilirler.

Karadaki yanardağlar genellikle, çıkışların yıllar içinde sürekli birikmesiyle koni ya da kül konisi şeklini alırlar. Suyun altında ise, yanardağlar genellikle fazlasıyla dik sütunlar oluşturur ve yıllar içinde okyanus yüzeyine çıkarak yeni adacıklar haline gelirler.

Volkan Haritası

EVRENDEKİ YANARDAĞLAR

Mars'taki Yanardağlar:

Jüpiter'in bir ayı olan Io üzerinde birçok yanardağ keşfedilmiştir. Bu yanardağların kükürt ya da büyük bir olasılıkla kükürtdioksit püskürttüklerine inanılır. Neptün'ün bir ayı olan Triton'da da birçok yanardağa rastlanmıştır. Bu yanardağların sıvı azot, toz, ya da metan bileşikleri püskürttüklerine inanılır.

PÜSKÜRMELERİ TAHMİN ETMEK

Bilim, henüz yanardağ püskürmelerinin tam olarak ne zaman meydana geleceğini tahmin edememektedir, ancak geçmişte püskürme olasılığını tahmin etmekte ilerlemeler kaydedilmiştir.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

* Jeolojik zaman boyunca ve uzun süre sonrasında, volkanik patlamalar ile bunlarla ilişkili süreçlerden insanoğlu tarafından dolaylı ve doğrudan yararlanılabilmektedir. Volkanizma ürünleri, tamamen parçalanarak ve bozunarak yeryüzünde bazı verimli toprakları oluştururlar ve bu topraklardan medeniyetleri besleyecek önemli miktarda gıda maddesi elde edilmektedir. Genç volkanlardaki ısıdan yararlanılarak jeotermal enerjinin yanı sıra, çoğu volkanların kök kısmıyla ilişkili bakır, altın, gümüş, kurşun ve çinko gibi metalik madenler  insanların kullandığı volkanizma ürünleridir.

* Havai Adalarını oluşturanlar gibi, bazı volkanlar plakalar arasındaki sıcak noktalar adı verilen alanlarda oluşurlar. Aktif volkanların çoğunu plakaların çarpıştığı yerlerde görmemize rağmen, Dünya'daki en büyük volkanlar okyanus tabanlarındaki yayılma sırtları boyunca yer alarak kendilerini gizlerler.

* Deniz altındakiler hariç, yeryüzünde 500 aktif volkan billinmektedir. Bunlar yeryüzünde gelişigüzel bir dizilim göstermezler. Bu volkanların çoğu kıtaların kenarlarında, ada yayları veya deniz altındaki dağ sıraları boyunca dizilirler. Bu dizilimde, yerin en dıştaki  ve litosfer olarak adlandırılan kısmının litosferik veya tectonik plakalara ayrılmış olması rol oynamaktadır. Bu plakalar katı olup, dünyanın manto adı verilen daha sıcak ve yumuşak olan zonu üzerinde yüzer bir konumdadırlar. Başlıca 16 tane plaka bulunmaktadır. Plakalar hareket ettikçe, birbirlerinden uzaklaşırlar, biribirleriyle çarpışırlar veya birbirlerine teğet geçerek hareket ederler. Volkanlar genellikle plaka sınırlarında oluşurlar. Dünyada deniz seviyesi üzerindeki aktif volkanların yarısından fazlası Pasifik Okyanusundaki "Ateş Çemberi"ni oluşturur.

* Volkanların kökleri (örneğin; St. Helen volkanı) yeryüzünden 100-330 km (70-200 mil) derinliktedir.
Mantodaki sıcaklık, kayaları eritip magma adı verilen kalın ve akabilen bir malzemeyi  oluşturabilmek için yeterlidir. Mağma, çevre kayalarından daha hafif olduğu için suda yüzen mantar gibi davranır ve  yüzeye doğru yükselir.

* Dünya'daki en geniş yayılımlı volkanik patlama, geçtiğimiz yüzyılda 1912'de Alaska Yarımadası'ndaki Novarupta'da meydana gelmiştir. Yaklaşık olarak 15 km3 hacmindeki magma, 6 Haziran gününden itibaren 60 saat süreyle patlamıştır (bu patlama; Kilauea (Hawaii)'nun 230 yıl süreyle patlamasına veya St. Helen (Washington)'de 1980'de meydana gelen patlamanın 30 katına eşdeğerdir.

Pelee

* Maunaloa (Hawaii), Dünya'daki en büyük aktif volkan olup, deniz seviyesinden 13.677 feet yukarıda ve tepesi derin okyanus tabanının 28.000 feet üzerindedir. Deniz seviyesi altındaki tabanından tepesine kadar uzunluğu Everest dağından daha fazladır.

* Son yüzyılın en korkunç yanardağ püskürmesi 1902 de Martinique de oldu. Nisanda küçük bir deprem duyulmuştu. Sonra 8 Mayıs sabahı saat 07:50'de 4 şiddetli patlama duyuldu ve Pelee dağının kraterinden muazzam parlak bir bulutun çıktığı görüldü. Az bir süre sonra aynı şekilde bir bulut dağın yan yamacından da çıktı, yamaçtan aşağı inanılmayacak büyük bir hızla indi, bir dakikadan fazla bir zamanda koskoca St. Pierre şehrini kapladı ve 30.000 kişilik nüfustan yanız 1 kişi kurtuldu.

* Yanardağların en tanınmış topluluğu Akdeniz grubudur. Vezüv, Etna, Stromboli ve Vulcano'yu içine alır. Fakat asıl şiddetli ve en fazla hasar yapan yanardağlar Pasifik çemberindedir. Endonezya'da 78, Japonya'da 49 (ki çoğu büyük şehirlerde) ve Birleşik Devletler'de 37 halen faaliyette yanardağ vardır.

Hilal Nevruzoğlu
yaklasansaat.com

 

Kaynak: Bilim ve Teknik, Ocak 1970, Şubat 1996.

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.