(Hakkı örtenler), görmüyorlar mı? Biz Arz'a(Dünya'ya) geliyoruz ve Arz'ın(Dünya'nın) etrafından(ozon tabakasından), eksiltiyoruz(inceltiyoruz). Allah, hüküm verdiği zaman, O'nun hükmünü takip edecek (engelleyecek), yoktur. O hesabı, süratli (çabuk) görendir.
(Senden) önceki Hakkı örtenler de, plan(düzen-tuzak) kurdular. Planların tamamı, Allah'a aittir. O, her nefsin(şahsın), ne kazandığını bilir. Kâfirler(Hakkı örtenler), Yurdun(Dünya'nın) geleceği, kimindir, yakında bilecekler!
[RA'D (13)/41-42]
Keşke Hakkı örtenler, bilselerdi! O vakit (geldiğinde), yüzlerini ve sırtlarını, ateşten engelleyemezler. Onlara yardım da yapılmaz.
[ENBİYA (21)/ 39]
De ki: "Sizi gece ve gündüz, Rahman'dan kim koruyacak?" Bilakis, onlar, 'Rablerinin Zikri'nden, yüz çevirirler.
Yoksa onların ilahları varda, Bize mani mi olacaklar? Onlar, kendilerine yardıma, güç yetiremezler. Onlara, Bizden de yakınlık yoktur.
Bilakis Biz, onları ve babalarını, onların 'ömrü uzayınca'ya kadar yararlandırıp-yaşattık. Görmüyorlar mı, Biz Arz'a(Dünya'ya) geliyoruz ve Dünya'nın etrafından(ozon tabakasından), eksiltiyoruz(inceltiyoruz). Onlar mı, galip gelecekler?
De ki: "Ben sizi, vahiyle uyarıyorum. Sağırlar, uyarıldıkları zaman, çağrıyı duymazlar."
Şayet onlara, senin Rabbi'nin azabından bir nefha(koku-gaz) dokunursa, elbette o zaman derler ki: "Vay başımıza, muhakkak bizler, zalimler(Hakkı örtenler) olduk."
[ENBİYA (21)/ 42-46]
Bilakis onlar, şüphe içinde oyalanıyorlar.
O gün, Göğün, apaçık bir 'duman-gaz' getirmesini gözetle!
İşte bu(duman), insanları örten elim bir azaptır.
(İnsanlar): "Rabbimiz, bizden (bu) azabı kaldır, muhakkak biz iman edenleriz"(derler).
Muhakkak onlara, apaçık bir elçi gelmişti, şimdi mi hatırlıyorlar?
Sonra, Ondan(Elçi'den) yüz çevirdiler ve dediler ki: "O öğretilmiş bir mecnundur."
Biz, azabı biraz kaldırırsak, muhakkak siz dönenler olursunuz.
O gün (sizi), büyük bir yakalayışla yakalarız, muhakkak Biz, intikam alanlarız.
[DUHAN(44)/ 9-16]
|