Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Dünyamız/ Küresel Isınma/ "Ozon Kalkanı" İncelirken "Ozon Kirliliği" Artıyor

"OZON KALKANI" İNCELİRKEN "OZON KİRLİLİĞİ" ARTIYOR     

Kur'an'da Ozon
Ozon İncelmesinin Süreçleri
Ozon Oluşumu ve Yıkımı

Ozon oluşumu  

OZON GAZI(O3) VE ÖZELLİKLERİ

Ozon, üç oksijen atomundan oluşan bir gaz molekülüdür. Keskin kokulu bir gazdır. Elektrik kıvılcımlarının geçtiği havada, kokusu fark edilir. Güneşin ültraviyole ışınları ve yıldırımların oluşturduğu elektrik arkıyla ortaya çıkar. Nitekim yağmurla beraber şimşek çakarsa, havada kokusu hissedilir ve havayı temizler. 1781'de ilk defa Van Marum'un dikkatini çekti. Daha sonra, F. Schönbein 1840'da yeniden keşfederek, ozon adını verdi. Arkasından yapısı incelendi ve Soret tarafından formülü bulundu.

OZON GAZININ FAYDALARI

Ozon, renksiz, zehirli bir gazdır. Gökyüzünün mavi görünmesi, bu gaz sayesinde olur. -112 ºC' de sıvılaşarak, indigo mavisi renginde kararsız bir sıvı olur. Suda, oksijenden daha çok çözünür. Ozon düşük sıcaklıklarda kararsızken, yüksek sıcaklıklarda kararlı bir gazdır. 1500 ºC'de oksijenden elde edilirken; soğukta, dengesizdir, bozunarak oksijen verme eğilimindedir.

Ayrıca, toz halindeki kömür, manganez dioksit gibi pek çok cisimle bozunabilir. Bu ozon'un yükseltgen özelliğinden ileri gelmektedir. Pek çok bakımdan oksijene benzemekle beraber, oksijenden çok daha tepkindir ve yükseltgendir. İyodu, hemen hemen tüm metalleri, özellikle de civa ve gümüş'ü yükseltgeyerek, bileşiklerden açığa çıkarır. Ayrıca organik maddeleri; mantar ve kauçuk vb. maddeleri, yükseltgeyerek parçalar. Bütün bu tepkimelerde, ozon'un üç oksijen atomundan birisi tepkimeye girer, diğer ikisi oksijen olarak açığa çıkar.

Ozon, yükseltgen ve bakteri öldürücü olarak kullanılır. Özellikle kapalı ortamların havasını ve suları mikroplardan dezenfekte etmekte, istenmeyen tad ve kokuların giderilmesinde kullanılmaktadır. Havanın, sağlığa elverişli olmasını sağlayan güçlü bir bakteri öldürücüdür. Ozon, yüksek oksidasyon gücüyle, diğer dezenfektenlere göre çok üstündür. Kararsız yapısının oksidasyon etkisiyle, bir taraftan, bakteri, virüs, küf ve mantar gibi organikleri yok ederken; diğer taraftan demir, mangan, klor, nitrit vb maddeleri de oksitleyerek ortamdan uzaklaştırır. Ayrıca tekstil ürünlerinin ağartılmasında, şarabın, odunun yaşlandırılmasında ve bazı kimyasalların üretiminde kullanılır.

STRATOSFERİK OZON-KALKAN (İYİ OZON)

"İyi ozon" diye nitelendirdiğimiz "ozon kalkanı", atmosferin "stratosferik ozon" dediğimiz 10-50 km arasında bulunan ve ortalama 2-3 mm kalınlığında olan, doğal bir filtredir. 25 km'ye doğru, en yüksek yoğunluğa ulaşır. Ozon'un tamamı, adeta burada toplanmıştır. Atmosferdeki tüm ozon'un %90'ı buradadır. Nitekim bu tabakaya aynı zamanda "ozonosfer" de denir. Bu kalkan, yeryüzündeki canlıları, Güneş'in zararlı ültraviyole(UV) ışınlarına karşı koruduğu için, "iyi ozon" olarak nitelendirilir.

Stratosferik ozon, doğal olarak atmosferde oluşur ve yine doğal bir şekilde stratosferde bozulur. Bu bölgede, Güneş'ten gelen morötesi(ültraviyole) ışınım, normal oksijen(O2) molekülünü, iki oksijen atomuna ayrıştırır ve daha sonra, O2 molekülü, O atomuyla birleşerek, ozon(O3) ortaya çıkar. Bu morötesi ışınların dalga boyu, 240 nanometreden daha kısadır. O2'nin O ile birleşmesinde, azot gibi bazı moleküller(M), reaksiyona girerek, fazla enerjiyi uzaklaştırırlar. Reaksiyon sırasında fazla enerji uzaklaştırılmasa, ozon(O3), tekrar oksijene(O2+O) ya dönüşür:

O2 +  O  +  M --> O3+  M

Ozon, bu şekilde UV ışınları vasıtasıyla, katalizör görevi yapan azot gibi moleküllerin katkısıyla, O2'den doğal bir şekilde üretilir. Stratosferde üretilen ozon, yine burada tüketilir ya da bozulur. Doğal olarak, UV ışınları ve nitrojen, hidrojen, klor gibi çeşitli bileşiklerle, kimyasal reaksiyona giren ozon, bozulur. Bu kimyasallar, belirli miktarlarda atmosferde doğal olarak bulunur. Doğal olmayan birtakım kimyasallarla kirletilmemiş Stratosferde, ozon üretimi ile tüketimi dengededir. Böylece, ozonun toplam yoğunluğu, mevsimlere göre kısmen değişse de nispeten sabit kalır.

OZON KALKANI (İYİ OZON)  CANLI YAŞAMI KORUR  

İyi ozon dediğimiz stratosferik ozon, yeryüzündeki tüm canlı varlıkları, Güneş'in öldürücü UV ışınlarından koruyan, koruyucu bir kalkandır. Şayet bu koruyucu kalkan olmasaydı, UV ışınlarının öldürücü radyasonu, yeryüzüne ulaşarak, canlılar üzerinde genetik zararlara yol açardı. Artan UV-B ye maruz kalmak, insanların bağışıklık sistemlerini zayıflatır ve enfeksiyonlara karşı dirençsiz bırakırdı. İnsanlar, cilt kanseri, katarakt gibi hastalıklara yakalanır, hayvanlar, bitkiler ve tarım ürünleri bundan zarar görürdü.

Aynı şekilde, okyanuslar ve denizlerin üst seviyelerindeki canlılarda bundan zarar görürdü. Nitekim bugün, ozon tabakasının incelmesinden dolayı, besin zincirinde önemli bir yer tutan ve küçük balıklar için temel besin maddesi olan planktolar, zarar görmektedir. Dünya'da tüketilen hayvan proteinin %30'dan fazlası, denizlerden gelir. Denizlerdeki yiyecek zincirinin bozulması halinde, insanlık bundan etkilenecektir.

Dünya'nın etrafındaki koruyucu ozon kalkanının incelmesi veya delinmesi durumunda, yeryüzüne erişen UV-B radyasyonu, en basit tek hücrelilerden, böceklere, balıklara, kuşlara ve memeli hayvanlara ve insanlara kadar tüm canlıları tehdit edecektir.

Aşırı UV-B, bütün yeşil bitkilerin büyüme süreçlerine mani olur. Bitkiler üzerindeki zararlı etkileri, diğer türleri ve ekosistemleri, zincirlemesine etkileyecektir. Bitkiler, başlıca oksijen üreticileri ve karbon dioksit tüketicileridir. Yine bitkiler, toprak erozyonunu ve su kaybını önlemektedirler. Bitkilerin görevlerini yapamaması, Dünya yaşamını olumsuz olarak etkileyecektir.

Buğday, pirinç, mısır, soya fasulyesi gibi temel gıda ürünleri yanında, pek çok tarımsal ürün, Güneş'in UV ışınlarına karşı duyarlıdır. Araştırmalar, Dünya'ya ulaşan UV-B radyasyonundaki her %1'lik artışa karşı, yiyecek üretiminin, %1 oranında azalabileceğini göstermektedir. Nitrojen kullanan bitkilerin gelişimi, UV-B radyasyonu tarafından bozulur.  

UV ışınlarının, yeryüzünü daha fazla ziyaret etmesi, sadece canlıları değil, plastik vb. endüstriyel ürünlere de zarar verecektir. Bu tip malzemelerin dayanıklılığı azalacaktır.

UV IŞINLARINI OZON KALKANI NASIL ÖNLER?

İyi ozon diye nitelendirdiğimiz, Dünya'nın etrafındaki stratosferik ozon tabakası veya kalkanı, UV-B nin çoğunu ve UV-C nin tamamını yutarak, bu ışınların, Dünya'ya gelmesini engeller ve canlı yaşamı korur.

Güneş'in UV-B ve UV-C ışınları, stratosfere girdiklerinde, ozon ve oksijen molekülleri ile çarpışırlar. UV-B radyasyonu, sadece ozonu parçalamaya, UV-C radyasyonu ise ozon ve oksijeni parçalamaya yetecek enerjiye sahiptir. Ozon molekülleri, UV-B yi yutarak filtre eder. UV ışınlarıyla, atomlarına ayrışan O2 bir taraftan bu radyasyon enerjisini engellerken, diğer taraftan, ozon(O3) oluşumuna katkı da bulunur. Ozon ise hem artar, hem de UV radyasyonunu etkisiz hale getirerek, Dünya'ya ulaşmasını engellerken azalır. Stratosferdeki bu zincirleme reaksiyon esnasında, ozon, hem üretilip, hem de tüketilerek doğal dengeye ulaşır.

STRATOSFERİK OZON(KALKAN) İNCELMEKTE VE DELİNMEKTEDİR

Yıllara göre ozon deliği( koyu mavi, deliğin büyüklüğünü göstermektedir)

Bugün ozon kalkanı, yoğunluğu(kalınlığı), morötesi(UV) ışınlarını filtre etmeye yetmemektedir. Yer yer incelmiş ve hatta kutuplarda delinmiştir. Antartikadaki deliğin büyüklüğü, neredeyse Avrupa kıtası büyüklüğündedir. Kuzey kutbunda da büyük bir delik oluşmuştur. Bunun Dünya üzerinde oluşturduğu tehdidin boyutları, tüm dünyadaki iklim uzmanlarının araştırmaları ve haykırışlarından anlaşılmaktadır.

Küresel ısınma, sera gazları, atmosferin kirlenmesi her geçen gün artmaktadır. Bilim adamlarının haykırışlarına bakılırsa, küresel ısınmanın da, ozon kaybının da telafisi mümkün gözükmüyor. "Artık geri döndürülemez bir noktadayız." Bilim adamlarının ve iklim uzmanlarının görüşü budur.

Sadece iklim uzmanları değil, aklı başında herkes, bu tehdidin farkındadır. Nitekim meşhur fizikçi Hawking bile; "Dünya çölleşiyor, böyle giderse gezegenimizin akıbeti Venüs olmaktır" derken, fark ettiği bir gerçeği haykırmaktan geri durmuyor.     

OZON KALKANI NASIL İNCELİR- DELİNİR?

Ozon dengesini en basit şekilde anlayabilmek için, delik bir kova düşünelim. Eğer kovaya, deliğinden sızdığı miktarda su doldurmaya devam edersek, kovadaki su seviyesi aynı kalacaktır. Aynen bunun gibi, eğer yıkıldığı kadar ozon oluşmaya devam ederse, toplamdaki ozon miktarı, aynı kalacaktır.

1970'lerin başında, bilim adamları, insan faaliyetlerinin, ozon dengesini bozduğunun kanıtlarını buldular. İnsan üretimi olan, klorin, kloroflorokarbon (CFC) içerikli kimyasalların, ozonu yıkıma uğrattığı ortaya çıktı. Kloroflorokarbon bileşikleri; klor, flor ve karbonun bağ oluşturduğu maddelerdir. Bunlar, son derece kararlı yapıya sahip moleküller olduklarından dolayı, atmosferin aşağı kesimlerinde diğer kimyasallarla kolayca reaksiyona giremezler. CFC molekülleri içindeki bağları kırabilen ender kuvvetlerden biriside, ultraviyole radyasyonudur. Yere yakın atmosferde, CFC'ler, ozon tabakası sayesinde, ultraviyole radyasyonundan korunurlar.

CFC Moleküllerinin Yolculuğu

CFC molekülleri, hiç bozulmadan, stratosfere kadar yolculuk edecek kabiliyettedirler. Her ne kadar CFC molekülleri, havadan daha ağır olsa bile, hava akımları ve karmaşık atmosfer hareketleri, onları stratosfere taşır. Güneş'in ultraviyole enerjisi tarafından bombardımana tutulan CFC molekülleri, parçalanırlar ve klorin atomlarını salarlar. Serbest klorin atomlarıyla reaksiyona giren ozon molekülleri, bir oksijen atomlarıklorinmonoksit oluşturmak üzere, klorin atomuna verirler ve böylece bir oksijen molekülü açığa çıkar ve ozon molekülü bozunur.

Ozon Yıkım Süreci 

Eğer CFC molekülünden salınan her bir klorin atomu, sadece tek bir ozon molekülünü yıkıma uğratacak olsaydı, CFC'ler, ozon tabakası için, hiç de ciddi bir tehdit oluşturmazlardı. Fakat ne zaman bir klorinmonoksit molekülü, serbest bir oksijen atomuyla karşılaşsa, bu oksijen atomu, klorinmonoksiti parçalar. Bir oksijen atomunu da çalarak, klorin atomunu, daha çok ozon molekülünü yıkıma uğratması için stratosferde serbest bırakır. Tek dolaşan bir klorin atomunun katalizör rolü oynamasına izin vererek, ozon molekülünün yıkıma uğratıldığı bu reaksiyon süreci, defalarca tekrarlanır.

Stratosfere Pompalanan Kimyasallar ve Delikler

Şayet insanlar, stratosfere, CFC ve diğer ozona zarar veren kimyasalları, pompalamayı durdursalar, ozon tabaksı, kendisini onarabilir. Ozon tükenmesi, ozon tabakasının tahribinin, onarımından daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Yeniden, sızdıran kova örneğini düşünelim. Atmosfere CFC'ler gibi, ozonu yıkıma uğratan bileşenler pompalamak, kovadaki delikleri büyütmek ile eşdeğerdir. Daha büyük delikler, ozon tabakasının, yapılanmasından daha hızlı oranda yıkıma uğraması anlamına gelir.  Sonuç olarak bizi, ültraviyole radyasyonundan koruyan ozon tabakası incelir ve daha sonra delinir.

TRAPOSFERİK OZON KİRLİLİĞİ (KÖTÜ OZON) VE ZARARLARI

Atmosferdeki ozonun, %10'u troposferde bulunmaktadır. Yer atmosferide diyebileceğimiz, bu yeryüzüne yakın alt kısımlarda, ozonun artması ise Dünya'daki canlılara zarar vermektedir. Ozon kirliliği veya kötü ozon dediğimiz bu durumun, İnsan yaşamı üzerinde ciddi etkileri söz konusudur.

Araç egzozları, endüstriyel emisyonların oluşturduğu uçucu organik karışımların ve nitrojen oksitlerin havaya karışmasıyla ortaya çıkan insan aktivitelerinin sebep olduğu hava kirliliği, yer seviyesinde oluşur. Özellikle sıcak günlerde, Güneş ışınlarıyla fotokimyasal tepkimeye giren uçucu organik karışımlar ve nitrojen oksitler, 'endüstriyel duman(pus)' halini alırlar. Özetle yeryüzündeki ozonun artması, bu şekilde oluşan fotokimyasal dumanın anahtar bileşenidir.

Stratosfeik ozon azalırken, yer seviyesinde artan ozon(kötü ozon) miktarı, doğal ekosistemlere, ormanlara ve tarım ürünlerine zarar vermektedir. Ozon kirliliği, bitkiler, hayvanlar ve özellikle insanlar için çok tehlikelidir. Havada oranı, belli bir eşiği aştığı zaman zehir etkisi gösterir.

Troposferik ozonun bitki yapraklarında nekrozlara yolaçan olumsuz etkisi

Bitki yapraklarında nekrozlara yol açar ve fotosentez etkinliğini azaltır. Ozon, fotosentez sürecinde, yaşamsal öneme sahip bir enzim olan "rubisko"yu yıkıma uğratan reaktif moleküller üretir. Ayrıca yaprakların, daha hızlı biçimde yaşlanmasına yol açar. Kükürt dioksit(SO2) gibi hava kirliliğine yol açan diğer gazlarla birleşerek etkili olduğu için, tek başına verdiği zarardan daha çok zarar verir.

İllinois Üniversitesi(ABD) araştırmacılarınca, üç yıl süreyle, soya fasulyesi tarımı üzerinde yürütülen bir deney, tarımsal üretimin, içinde bulunduğumuz yüzyılın ortasında azalmaya başlayacağını göstermektedir. Sebebi ise küresel ısınmanın bir sonucu olarak, ozon düzeylerinin, yeryüzünde artmasıdır. Ozon, fosil yakıtlarının yan ürünüdür ve tahrip edici etkisi yüksek bir gazdır. Atmosferi kirleten şehir salımlarının, yeryüzü ozon düzeylerini, giderek daha çok artıracağı hesaplanıyor.

İnsanlar, ozon kirliliğine maruz kaldığında; gözleri, burnu, boğazı tahriş eder ve solunum sistemini tahrip eder. Mukoza tahrişine ve akciğer alveollerinin esnekliğinin azalmasına yol açar. Ozon, Solunumu tehlikeli, keskin kokulu bir gazdır. Çok az insan, ozonun nasıl öldürücü olduğunun farkındadır. Bir gramın iki yüzde biri bile, öldürücü niteliktedir. Az bir miktarı bile, on binlerce kişiyi öldürebilir. Çok düşük yoğunluklarda dahi zehirleyici ve patlayıcıdır.

ARTAN OZON KİRLİLİĞİ (TROPOSFERİK OZON) İNSANLIĞI TEHDİT EDİYOR

Bilim adamları, hava kirliliğinin, ölüm tehlikesini artıran ciddi bir sağlık sorunu olduğunu elbette uzun zamandan beridir bilmektedirler. Ancak Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yayınlanan yeni bir araştırma, şok edici niteliktedir. Araştırmacılar, şehirlerde yaşayanların yüksek düzeyde ozona maruz kaldıktan bir hafta sonra, ölüm riskinin arttığını ortaya koydular.

Araştırmacılar, 14 yıl boyunca, Amerika'nın 95 şehrinde toplanan verileri, incelediler ve ozon seviyesinin artmasından bir hafta sonra, ölüm oranlarında, kayda değer bir artış olduğunu tespit ettiler.

Araştırmayı kaleme alan, Yale Üniversitesi Çevre Bilimleri Fakültesinden, Michele Bell, eldeki verileri sayılara çevirerek istatistiksel bir sonuç çıkarmanın zorluğundan söz ediyor ve şöyle diyor:

"Kesin olarak kaç kişinin ozondan öldüğünü, söylemek çok zor. Ancak ozon seviyesindeki artışla, ölüm arasında, doğrudan ilişki olduğunu, ozon seviyesi düştüğünde, ölümlerin azaldığını söyleyebiliriz. Bu araştırma, ozon ve ölümle ilgili olarak, şimdiye kadar yapılmış en büyük araştırmalardan biridir. Ozon ve insan sağlığı ile ilgili, daha öncede birçok çalışmalar yapıldı. Ancak bu araştırmalar, ya tek bir şehirle veya az sayıdaki bir grup şehirle sınırlıydı ya da biri birinden bağımsız araştırmalardan sonuç çıkarmaya yönelikti. Bizim araştırmamız ise ozon kaynaklı ölümleri, ulusal temelde araştırmayı mümkün kılan geniş bir veri tabanına dayanmaktaydı."

Profesör Bell ve Johns Hopkins Üniversitesindeki meslektaşlarının yürüttüğü bu araştırma, Amerikan nüfusunun %40'ını kapsayacak bir büyüklüktedir. Amerika Çevre Koruma Dairesi, şimdi çevre kirliliği standartlarını gözden geçirmektedir.

Görünen odur ki hava kirliliğinin ve Yer ozon(troposferik ozon) miktarının kontrolsüz artışı, insanlığı ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Bir taraftan, artması gereken stratosferik ozon (iyi ozon) azalıyor ve giderek ozon kalkanı deliniyor, diğer taraftan azalması gereken troposferik ozon (kötü ozon) artıyor. Hava kirliliğini tetikleyen insan eylemleri, hem artışı zararlı olan yer ozonunu artırıyor ve hem de artışı yararlı olan stratosferik ozonu azaltıyor.

Tersine stratosferik ozon(ozon kalkanı) incelerek ve hatta yer yer delinerek, UV ışınlarının yeryüzüne ulaşmasına sebep olmaktadır. Yeryüzüne ulaşan bu Güneş radyasyonu da, bir taraftan canlı yaşama zarar verirken, diğer yandan O2 yi parçalayarak, kükürt dioksit(SO2)den kükürt trioksit(SO3) gibi zehirli gazları oluşturarak, ozon kirliliğinin artmasına sebep olacaktır.

Bu kısır döngü, bugün insanlığın başında sallanan birçok kılıçtan sadece bir tanesidir. Hava kirliliği, Sera etkisi, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, çölleşme ve ozon kirliliğine; volkanik patlamalar, astroid ve kuyruklu yıldız tehditleri eklenecek olursa, "Dünya'nın akıbeti ne olacaktır?" Gerçeğe kör ve sağır olanların, bu soruyla ilgileneceklerini sanmıyoruz. Ancak, bilinmelidir ki, yaklaşan saat hükmünü icra edecektir.

Dr.Halil Bayraktar
yaklasansaat.com

2007

Kaynaklar:
1) Bilim ve Teknik, Mayıs 2005, Ekim 2005, Ağustos 2005.         
2) Amerikan Tıp Derneği Dergisi (Jessica Berman, Washington 20.11.2004)
3) Büyük Larousse, C.17.
4) Ana Britanica, C. 24.
5) tr.wikipedia.org


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.