Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 

Dünyamız/ Göktaşları/ Yaklaşansaatin Ateş Topları: Kuyruklu Yıldızlar

YAKLAŞANSAAT'İN ATEŞ TOPLARI: KUYRUKLU YILDIZLAR

Kuyruklu Yıldızlarla Gelen "Kara Ölüm": Veba
Tarih Boyunca "Veba-Taun"
Yaklaşansaat'in Ateş Topları: Kuyruklu Yıldızlar(Video)


 

 






KUYRUKLU YILDIZLARIN(KOMETLERİN) TARİHÇESİ

İnsanlar, binlerce yıldır gökyüzünü inceliyorlar çünkü o gerçekten çok güzel yaratılmıştır. Yıldızlar her gece aynı deseni sergileyerek, düzgün bir şekilde gökyüzünde yavaşça dönmektedirler. Gökyüzünde görünen yıldız benzeri 5 cisim daha vardır. Bunlar, birer gezegen olan Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn'den başkası değildir.

Gezegenler, yıldızlardan farklı olarak gökyüzünde, kendi yörüngelerine göre hareket ederler. Ay ise çok daha hızlı bir şekilde hareket eder. İlk gece yanında gözüktüğü yıldızın yanında tekrar gözükmek için dairesel turunu yaklaşık 27 günde tamamlar. Gökyüzünde, teleskoba ihtiyaç duyulmadan çıplak gözle gözlemlenen olaylar binlerce yıldır bilinmektedir. Ay ve Güneş tutulmaları ise, 3000 yıldan beri hesaplanmaktadır.

Kuyruklu yıldızlar; kuyruk(tail), püskül(coma) ve çekirdek(nucleus) diyebileceğimiz 3 kısımdan oluşur. 

Aristo: "Havada Tutuşmuş Bir Alevdir"

Oysa kuyruklu yıldız (komet) konusu, yakın döneme kadar hep gizemli kalmıştır. Hatta bugün bile gizemini koruyan birçok sırrı barındırmaktadır. Kuyruklu yıldızların; İngilizcesi "comet"tir. Yunanca'da saçlı yıldız anlamına gelen "aster kometes" ifadesinin ikinci kelimesi kullanılmaktadır. Kuyruk(tail), püskül(coma) ve çekirdek(nucleus) diyebileceğimiz 3 kısımdan oluşur. Kuyruklu yıldızların gökyüzünde birden görünüp sonra kaybolmaları ve o harikulade parlak görüntüleri, insanlarda hep merak uyandırmıştır. Hatta Aristo, MÖ 350'de bu konuya eğilmiş, kuyruklu yıldızların gezegenlerden farklı ve davranışlarının düzensiz olduğunu düşünerek, onların aslında uzayda olmadığını ve bizim atmosferimizde bir sebeple tutuşmuş alevler olduğunu iddia etmiştir. İşin kötüsü, sonraki 1800 sene boyunca bütün astronomlar, Aristo'nun bu yanılgısına katılmışlardır.

Kuyruklu Yıldızın Kuyruğu: Güneş'e Ters İstikamettedir

Kuyruklu yıldız ile ilgili ilk bilimsel tespit, 1532'de İtalyan Fracastoro ve Avusturyalı Apian adlı 2 astronom tarafından yapıldı: Buna göre kuyruklu yıldızın kuyruğu her zaman Güneş'e ters istikametteydi. Bu bütün kuyruklu yıldızlar için doğruydu ve bu ilk keşif kuyruklu yıldız ile Güneş arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştu.

Kuyruklu Yıldızlar Atmosferimizde Değil: Uzaydadır

Paralaks; iki farklı noktadan bir objeye bakarak, o objenin uzaklığını hesaplamaya yarayan bir yöntemdir.

Daha sonra 1577'de Danimarkalı astronom Tycho, o yıl gözüken bir kuyruklu yıldızın ne kadar uzakta olduğunu bulmak istedi. Tycho da kuyruklu yıldızın, atmosferde olduğunu sanıyordu. Uzaklığı hesaplamak için "paralaks" sistemini kullandı. Paralaks; iki farklı noktadan bir objeye bakarak, o objenin uzaklığını hesaplamaya yarayan bir yöntemdir. Örneğin bir parmağınızı burnunuzun biraz önüne getirin ve parmağınıza bir sağ gözünüzle bir de sol gözünüzle bakın. Parmağınızın arkadaki sabit objelere olan uzaklığına dikkat edecek olursanız, sağ gözünüzle baktığınızda parmağınızın arkadaki bir objeye uzaklığının, sol gözünüzle baktığınız zamankinden daha farklı olduğunu görürsünüz. İşte bu fark, parmağınız sizden uzaklaştıkça artacaktır. MÖ 350 yılında bu yöntemle Ay'ın, Dünya'dan uzaklığını Yunanlı Hipparchus, 386.000 km olarak hesaplamıştı.

Tycho aynı yöntemi o seneki kuyruklu yıldıza uygulamak için yüzlerce km uzaktaki bir meslektaşıyla anlaşarak, kuyruklu yıldızın tam pozisyon bilgisini aynı anda not ettiler. Sonuçta Tycho, kuyruklu yıldızın Ay'dan çok daha uzakta olduğunu anladı çünkü iki astronomun not ettiği pozisyon bilgisi hemen hemen aynıydı.

1609'da gezegen yörüngelerinin eliptik oluğunu savunan Kepler, kuyruklu yıldızların hareketini izledikten sonra, onların düz çizgi şeklinde bir yörüngeye sahip olduklarını iddia etti. Yani Güneş Sistemi dışından gelip sadece bir defalığına Güneş Sistemi'nden geçerken görüntülendiklerini ve daha sonra da sistemi terk edip gittiklerini savunuyordu. Oysa bu da yıllar sonra düzeltilecek bir yanlıştı.

Halley, parlak kuyruklu yıldızlar içinde en kısa periyoda (75-76 sene) sahip olanıdır.

Edmund Halley: "Kuyruklu Yıldızlar, Bir Yörüngeye Sahiptir"

Newton, 1687'de kütle çekim yasasıyla eliptik yörünge gibi birçok gizemin sebebini açıklarken, onun genç arkadaşı ve kitabını basmasına yardım eden Edmund Halley de, kuyruklu yıldızlarla ilgileniyordu. Halley, 1682'de gözüken kuyruklu yıldızı oldukça dikkatle inceledi ve pozisyonlarını ayrıntılı şekilde not etti. Kuyruklu yıldızların da gezegenler gibi eliptik bir yörünge izlediğini düşündü ve eski kayıtları araştırdı.

Şayet tezinde haklıysa, 1682'de gözlemlediği kuyruklu yıldız, daha önce de aynı yörüngeden geçerken Dünya'dan görülmüş olmalıydı. Kayıtlara bakınca 1607'de ve 1532'de kendi notlarıyla bire bir aynı yerlerden geçmiş kuyruklu yıldızlar saptadı. Ve bu sayede 75-76 sene periyotlu yörüngeye sahip bu kuyruklu yıldızın 1758'de bir daha geçeceğini öngördü. Ömrü buna vefa etmedi ve 1742'de 86 yaşında öldü ancak kuyruklu yıldız dediği gibi 1758'de tekrar geçti ve böylece bu kuyruklu yıldıza, Halley Kuyruklu Yıldızı dendi. Halley, parlak kuyruklu yıldızlar içinde en kısa periyoda sahiptir. Halley'in geçiş peryodu; 75-76 senedir.

Lexel kuyruklu yıldızı iki kez yörünge değiştirdi.

Jüpiter: Kuyruklu Yıldızların Yörüngelerini Değiştirebilir

1770'de İsveçli astronom Lexell, bir kuyruklu yıldız keşfetti. Ancak bu kuyruklu yıldız tam iki kez yörünge değiştirmişti. İlk önce uzun bir yörüngeye sahipken, Jüpiter'in çekim etkisiyle kısa yörüngeli; Güneş Sistemi'nden çıkmayan bir kuyruklu yıldıza dönüştü, daha sonra da yine Jüpiter'e yakın geçtiği için onun etkisiyle bu kısa yörüngeden de çıkarak Güneş Sistemi'ni terk etti. Bu gözlemden şu iki sonuç elde edildi:

  1. Kuyruklu yıldızların yörüngeleri özellikle Jüpiter gibi büyük gezegenler tarafından değiştirilebilir.
  2. Kuyruklu yıldızlar, Jüpiter'in çekiminden etkilenirken; ne Jüpiter ne de uyduları yörüngelerini değiştirmemişlerdi. Yani kuyruklu yıldızın kütlesi, onları etkileyecek kadar büyük değildi. İşte bu sayede ancak 1770'de kuyruklu yıldızların o devasa görünümlerine rağmen çok küçük kütlelere sahip olduğu anlaşıldı.

Kuyruklu Yıldızların Yaşamı

Encke, 3,3 yıllık periyoda sahip çok kısa yörüngeli bir kuyruklu yıldızdır.

1818'de Alman astronom Encke, 3,3 yıllık periyoda sahip çok kısa yörüngeli bir kuyruklu yıldız tespit etti. Bu kuyruklu yıldız ancak teleskopla görülebilen oldukça sönük bir yıldızdı. Sadece püskülü vardı ve hiç kuyruğu yoktu. Bugüne kadar Encke'nin tespit ettiği kuyruklu yıldızın, 50'den fazla gözlemi gerçekleştirilmiştir. Aslında sönük olması çok doğaldı. Çünkü kısa periyotlu bütün kuyruklu yıldızlar, Güneş'in yakınından çok daha kısa sürelerle tekrar tekrar geçtiklerinden, içerdikleri tüm gaz ve materyal buharlaşır ve zamanla azalarak biter. Sonuç olarak, kuyruk oluşturamazlar.

Peki bir kuyruklu yıldız öldüğünde ne olur? Her zaman Encke'nin kuyruklu yıldızı gibi bir taş parçası mı kalır geriye? Bunun cevabı 1800'lerde bulundu. 1826'de Avusturalyalı astronom Biela, 68 sene periyotlu bir kuyruklu yıldız buldu. Biela bu kuyruklu yıldızın Güneş'e en yakın pozisyona 27 Kasım 1832'de geleceğini hesaplamıştı ve tam da öyle oldu. 1839'da geri gelen komet, 1845'te Dünya'dan gözlemlendi ancak normal görünmüyordu. Çünkü Biela kuyruklu yıldızı, Güneş'in yanından geçerken ikiye bölünmüş ve yan yana iki kuyruklu yıldız olmuştu. 1866'da da görünmesi gereken kuyruklu yıldız bir daha hiç gözlemlenemedi. Encke'nin kuyruklu yıldızına olan şey de olmamıştı ve kuyruklu yıldız tamamen kaybolmuştu.

Peki ne olmuştu? Herkes zaman zaman meydana gelen meteor yağmuru(shooting star) hadisesini bilir. Bunlar aslında atmosfere giren çok küçük kütlelerin, atmosferde yanması sonucu oluşan yıldız kaymalarıdır. Meteorların çoğu yere ulaşamaz ve ancak iğne başı büyüklüğündedir. Yine de atmosferde ışık çıkartabilirler. Aslında meteor yağmurları; Dünya, yörüngesinde ilerlerken, bu meteorlardan oluşan bir bulutun içinden geçmesi sebebiyle oluşur.

1860'da İtalyan astronom Schiaparelli, bu meteor bulutlarının, tam da kuyruklu yıldız yörüngeleri üzerinde bulunduğunu tespit etti. Aslında bir kuyruklu yıldız, Güneş'in yakınından her geçişinde arkasında böyle bir bulut bırakır. Eğer kuyruklu yıldızın, Encke kuyruklu yıldızınınki gibi sert kayadan bir çekirdeği yoksa; kuyruklu yıldızdan geriye bu meteor ve toz bulutundan başka bir şey kalmaz. Bunu fark eden bir astronom, Beila kuyruklu yıldızı yörüngesinin, Dünya ile çakıştığı 28 Kasım 1872'de bir meteor yağmuru olacağını öngördü ve sadece bir günlük yanılmayla bu gerçekleşti.

"Kuiper Bandı"nı Kuşatan: Uzaktaki "Oort Bulutu"

1950'de Alman astronom Jan Hedrick, Oort Güneş Sistemi'nin dışında milyonlarca kuyruklu yıldız bulunduğunu ve çok uzakta olduğu için bizim göremediğimiz bir bant olduğunu öngördü.

Amerikalı astronom Whipple da, Oort bandının aşırı uzak ve soğuk olması nedeniyle; Dünya'da gaz halinde bulunan; amonyak, metankarbon ve nitrojen gibi gazların, kuyruklu yıldızların içinde buzlaşmış katı halde bulunduğunu iddia etti.        

Kuyruğun, Güneş'e Ters Olmasının Sebebi Nedir?

1958'de Amerikalı bilim adamı Parker, Güneş'ten atomdan da küçük parçacıkların büyük hızlarda her yöne saçıldığını keşfetti. Buna "Güneş Rüzgarı"(Solar winds) dendi.

Kahoutek kuyruklu yıldızı, Çek bilim adamlarınca 1973'te gözlemlendi.

Kuyruklu yıldız, Güneş'e yaklaştıkça sıcaklıktan ötürü çekirdeğindeki katı maddeler, buharlaşırken toz ve parçacıklar da serbest kalır ve püskülü oluşturur. İşte Güneş rüzgarları da, bu püsküldeki tüm maddeleri iterek kuyruğun Güneş'e ters istikamette oluşumunu sağlar.

Çok uzaktan gelen uzun yörüngeli bir kuyruklu yıldız, kolaylıkla Jüpiter'in çekimine maruz kalarak kısa yörüngeli Güneş Sistemi içinde dolaşan bir kuyruklu yıldız haline gelebilir. Ve Güneş'in yanından her geçişinde biraz daha sönükleşir. En parlak kısa yörüngeli kuyruklu yıldız olan Halley de bu sebeple gitgide sönükleşmektedir.

Son olarak 1973'te uzaktan gelen çok parlak bir kuyruklu yıldız, Çek bilim adamlarınca gözlemlendi. Bu Kahoutek kuyruklu yıldızıydı.

BUGÜN KUYRUKLU YILDIZLARLA İLGİLİ NE BİLİYORUZ?

Milyarlarca kuyruklu yıldızdan(buz dağlarından) meydana gelen "Oort Buz Bulutu", Güneş Sistemi'ni ve tabii ki özellikle Dünyamızı küresel olarak kuşatmış bulunuyor.

Asteroitler ve kuyruklu yıldızlar konusunda varılan sonuçların çoğu değişmeye ve tartışmaya açıktır ve her sene yenilenmektedir. Bu bölümde, günümüzde kuyruklu yıldızlar konusunda gelinen son nokta nedir ve neler biliyoruz gibi sorulara cevap arayacağız.

Devasa "Kütle Koleksiyonu"

Güneş Sistemi'ndeki 8 gezegen ve onların uyduları haricinde devasa bir "kütle koleksiyonu"ndan bahsetmek gerekir: Asteroit bandındaki ve Güneş Sistemi'ndeki diğer asteroitler, Kuiper bandında ve çok daha uzaktaki Oort bulutundan gelen kuyruklu yıldızlar ile bunların yolda bıraktığı gezegenler arası toz, bu devasa koleksiyonu oluşturmaktadır.

Bu objelerin çok küçük olması ve kimisinin de çok uzak mesafelerde olması sebebiyle, keşifleri yüzyıllar boyunca imkansız olmuştur. Günümüzde dahi her gün yenileri keşfedilmektedir. Global yok oluşlara sebep olabilecek bilinen tek doğal felaket büyük çarpmalar olduğundan, Dünya'ya gelecekteki olası çarpmaların tahmin edilmesi büyük önem arz eder.

Asteroitler ve kuyruklu yıldızlar, aynen gezegenler gibi Güneş etrafında bir yörüngede hareket eden cisimlerdir. Önceden asteroitlerin, kuyruklu yıldızlardan farklı olarak gaz yaymadığı düşünülürken; yakın zamandaki araştırmalarla asteroitlerin, kuyruklu yıldızlardaki gibi bir püskül(kuyruklu yıldızın gaz ve toz bulutundan oluşan baş kısmı) yapısına sahip olduğu ortaya çıktı. Bu durum asteroitlerle, kuyruklu yıldızlar arasındaki ayırımı iyice bulanıklaştırmaktadır. Bir ihtimal asteroitler, bir zamanlar kuyruklu yıldızken içerdikleri bazı maddelerin tükenmesiyle bu hale gelmiş olabilirler.

Güneş  Sistemi Objeleri

Asteroit

1000 km'den küçük, 10 cm'den büyük çapa sahip, Güneş çevresinde yörüngesi olan kaya cisim.

Ateş topu

Tozdan daha büyük objelerin, Dünya atmosferine girip yanarak ışık demeti saçması sonucu oluşan görsel fenomen.

Bolit

Başka bir objeye çarpan, cinsi bilinmeyen obje.

Gezegen

Bizim Güneş Sistemimiz'i düşünürsek Güneş'in etrafında bir yörüngede dolaşan ve yuvarlak şekle  sahip olan her cisim: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün.

Kuyruklu yıldız

Güneş çevresinde eliptik bir yörüngeye sahip buzlu cisim. (Aslında asteroitlerle ayrımı çok net değildir.)

Meteor

Toz zerrelerinin, Dünya atmosferine girip ışık çıkarması fenomeni.

Meteorit

Dünya'ya düşmüş kaya cisim. 

Meteoroit

100 mikrometre ile 10 cm arasında çapa sahip kaya cisim.

Kuyruklu Yıldızlar(Kometler)

Kuyruklu yıldızlar, geleneksel olarak kuyrukları olan ve Dünya'nın yakınından geçen Güneş Sistemi objeleri olarak tanımlanıyordu. Asteroitlerden temel farkları ise, başta su olmak üzere uçucu maddeleri barındırmalarıydı. Ancak kuyruklu yıldızlar konusundaki bilgi, gün geçtikçe hızla değişiyor. Bugün Dünya'ya hiç yaklaşmayan ve Güneş Sistemi'nin dışında kendi yörüngesinde dönen kuyruklu yıldızların varlığı tespit edilmiştir. Hatta kuyruklu yıldız gibi gaz çıkaran ve kuyruğa sahip olan asteroitler bulunmuştur. Onun için buradaki bilgilerin hepsi yarın değişebilir ve birçoğu tahminden öteye geçememektedir.

Günümüzde gelişmiş gözlemler neticesinde Plüton ve ötesinde, buzlu bir yapıya sahip binlerce kuyruklu yıldız olduğunu biliyoruz. Bunların olağan yörüngelerinin değişmesi sonucu, Güneş'e yaklaştıkça süblimleşme(katıdan buhara direkt geçiş) sonucu bir kuyruk oluşturduklarını tespit edebiliyoruz.

Kuyruklu Yıldızlar: Üç Kısımdan Oluşur

Kuyruklu yıldızlar, 3 kısımdan oluşur: çekirdek, püskül (ki kuyruk bunun devamıdır) ve dağınık hidrojen bulutu. Kuyruklu yıldızın çekirdeği, kuyruğundan 80 kat küçük olabileceği gibi daha büyük de olabilir. Plüton kadar büyük çekirdeğe sahip en az 2 kuyruklu yıldız vardır. Kuyruklu yıldızın baş kısmından fışkıran buzlar; metan(CH4), su(H2O), amonyak(NH3), hidrojen siyanür(HCN) ve asetonitril(CH3CN) parçaları içerir. Metan, evlerde ve otomobil yakıtı olarak kullandığımız doğal gazdır. Oksijenle yandığında karbon dioksit ve su açığa çıkar. Metanın, küresel ısınmaya etkisi, karbondioksitten 25 kat daha fazladır.

Deep Impact- Tempel 1 kuyruklu yıldızına bir kütle fırlattı. Parlak bir ışık saçıldı.

Hidrojen siyanür(HCN), renksiz, uçucu, 26 derecede bile buharlaşan ve çok zehirli bir maddedir. Difüzyon özelliğiyle duvarlardan ve tavanlardan geçebilir. Suda çözünür. Altın ayrıştırmada kullanılır. 3.2 g/m3 HCN, insanı 1 dakikada öldürür. Solunum sistemini hücre içindeki mitokondrinin bir enzimini baskılayarak çökertir.

Naziler, ölüm kamplarında bu gazı kullandılar. Hatta Amerika'da bazı infazlar bu gaz kullanılarak yapılmıştır. Şu anda da kimyasal silahlar listesinde yer almaktadır ve belli miktarlardan fazla üreten ülkeler hakkında soruşturma başlatılabilir.

Kuyruklu yıldızları incelemek için birçok çalışma yapılmıştır. En son NASA, kuyruklu yıldızlarla ilgili bilgi almak için 3 uzay projesi gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak kuyruklu yıldızların çekirdeklerinin, düşünülenin aksine sert, güçlü ve büyük olduğu tespit edilmiştir.

Kuyruklu yıldız, Güneş'e yaklaştıkça yüzeyindeki bazı jet (fışkırma noktası) adı verilen çatlaklardan sızan Güneş ısısı, içerdeki buz haldeki uçucu maddelerin süblimleşmesine ve hızlı bir şekilde gaz halinde jetlerden geri fışkırmasına sebep olur. İşte kuyruklu yıldızın püskülünü ve kuyruğunu oluşturan gazlar, bu jetlerden çıkar.

Borelly

Kuyruklu yıldızın içinde, buz iken buharlaşmış maddelerin oluşturduğu püskül(coma) kısmı, ancak Güneş'e 3-4 AU mesafe yaklaşınca ortaya çıkar. (1 AU=150.000.000 km veya Dünya-Güneş arası mesafe.) Güneş'e iyice yaklaşmadıkça da kuyruğu ortaya çıkmaz.

Kuyruklu Yıldızda: Üç Çeşit Kuyruk Bulunur

Her kuyruklu yıldızda 3 çeşit kuyruk bulunur: Mavi plazma iyonize olmuş CO kuyruğu, kopan parçacık ve tozlardan oluşan toz kuyruğu ve sodyum kuyruğu. Aslında kuyruklu yıldızın parlak görünümünü sağlayan, özellikle Güneş ışığını yansıtan sarı toz kuyruklarıdır. Dolunaydan bile daha parlak olan hatta gündüz bile gözlemlenebilen kuyruklu yıldızlar kadar –örneğin 1882'de görülen kuyruklu yıldız gibi- çok sönük olan hatta teleskopla bile gözlemlenmesi güç olan kuyruklu yıldızlar da vardır.

NASA ve Avrupa Uzay Araştırma Merkezi (European Space Agency, ESA) gibi diğer birçok uzay ajansı kuyruklu yıldızları incelemek için büyük projelere imza atmışlardır.

ESA, 1986'da Halley kuyruklu yıldızının 600 km. yakınına kadar gitti ve ondan ilk yakın plan resimlerini topladı.

Star Dust, Wild 2 adlı kuyruklu yıldızın kuyruğundan parça toplamak üzere 2.6 AU mesafe katetti.
Rosetta, 2004 yılında Churyumov-Gerasimenko isimli kuyruklu yıldıza iniş yaptı.

Kuyruklu Yıldızlara Gönderilen Uzay Araçları

Günümüzde ise kuyruklu yıldızların üzerine iniş yapabilen uzay araçları dizayn edilmektedir. Deep Space I (Derin Uzay) adlı NASA'ya ait uzay aracı, 2001'de Borelly adlı 8 km çaplı kuyruklu yıldızın çekirdeğinin yakın fotolarını çekti. Buna göre çekirdeğin bazı yerlerinde onun kuyruğunu meydana getiren farklı toz ve gaz fışkırtma noktaları tespit etti.

ESA'nın Star Dust(Yıldız Tozu) adlı uzay aracı ise Wild 2 (Vahşi 2) adlı kuyruklu yıldızın kuyruğundan parça toplamak üzere 2.6 AU mesafe katetti. Ve kendisine kurşun büyüklüğünde parçalar çarpmasına rağmen başarılı bir şekilde kuyruktan parçalar toplayıp 2008'da Dünya'ya döndü.

Star Dust uzay aracı, birçok yeni bilgiler elde edilmesini sağladı. Daha düz bir yüzeye sahip olduğu düşünülen kuyruklu yıldızların aslında aynen asteroitler gibi oldukça inişli çıkışlı, uçurumlarla kaplı güçlü sert bir yüzeye sahip olduğu ortaya çıktı.

Aslında bilim adamları ilk baktıklarında Star Dust'ın, parçacıkların yapışması için kullandığı jel tabletinin tertemiz olduğunu görmeleri büyük bir hayal kırıklığı oldu. Ama mikroskobik incelemeler neticesinde, tabletin üzerinde binlerce mikrometre boyunda ve daha küçük boylarda parçacık olduğu ortaya çıktı.

Dünya'da insanlar küçük boyutlarda parça üretmek çok büyük gayret ve maddi imkanlar sarf etmekteyken, kuyruklu yıldızların kuyruğunda bu boyda parçaların bulunması oldukça şaşırtıcıydı.

ESA, Rosetta (Mısır'daki hiyerogliflerin dilinin çözülmesini sağlayan taşın ismi) isimli uzay aracını 2004 yılında uzaya fırlattı. Bu aracın misyonu Churyumov-Gerasimenko isimli kuyruklu yıldızın çekirdeği üzerine iniş yapıp çekirdeğin barındırdığı kimyasal bileşenleri tespit etmek ve kuyruklu yıldızla beraber bir müddet yol alıp gözlemlerde bulunmaktı. Araç 2014 yılında dönecektir.

Temple 1 kuyruklu yıldızının yüzeyinde suyun buz hali(mavi görünen bölgeler) görülüyor.

Deep Impact (Derin Çarpma) adlı NASA uzay aracı, 4 Temmuz 2005'te (4 Temmuz ABD'nin kurtuluş günü olarak kutlanır) Tempel 1(Tapınak 1) adlı kuyruklu yıldıza 820 kg'lık bir kütle fırlattı. Bu kütle, kuyruklu yıldıza saniyede 10 km hızla çarptı ve sonucunda parlak bir ışık saçıldı. Büyük bir materyal bulutu kalktı ve kuyruklu yıldız üzerinde bir krater oluştu.

Bilim adamlarının amacı, çıkan ışık ve materyal bulutunu inceleyerek kuyruklu yıldızın yoğunluğu ve içeriği hakkında bilgi toplamaktı.

Bu çarpışma sayesinde bilim adamları ilk defa bir kuyruklu yıldızın yüzeyinde suyun buz halinin bulunduğunu ispatladılar. Yüzeyde küçük bir alanda bulunan bu buzun, içeriden yüzeye nasıl geldiği konusunda araştırmalar devam ediyor. Kuyruklu yıldızların yüzeyleri sürekli aktif olduğundan, bu buzun kaynağının kuyruklu yıldızın jetleri tarafından dışarıya itilen su olduğu sanılıyor.

Bu araştırmalar sonunda hem kuyruklu yıldız çekirdeğinin sanılandan sert ve güçlü olduğu hem de kuyruklu yıldızın kuyruğunu oluşturan fışkırmaların (jetler), kuyruklu yıldız çekirdeği üzerindeki bağımsız farklı çatlaklardan fışkıran gaz ve tozlar olduğunu anlamış bulunuyoruz.

Deep Impact, 4 Temmuz 2005'te, Tempel 1 adlı kuyruklu yıldıza 820 kg'lık bir kütle fırlattı. Bu kütle, kuyruklu yıldıza saniyede 10 km hızla çarptı ve sonucunda parlak bir ışık saçıldı.

Kuyruklu yıldızlar yörüngelerine göre ikiye ayrılır: Kısa periyotlu kuyruklu yıldızlar; 200 yıl veya daha az bir yörünge tamamlama süresine(periyot) sahiptirler, uzun periyotlular ise; 10 binlerce yıllık periyotlara sahip olabilirler.

Şimdi kısa periyotlu kuyruklu yıldızlara göz atalım.

Kısa Periyotlu Kuyruklu Yıldızlar

Güneş Sistemi'nin son gezegeni olan Neptün'ün ötesinde yörüngelere sahip objelere, Trans-Neptün objeleri denir. Trans-Neptün objeleri ikiye ayrılır: Kuiper bandı objeleri ve Oort bulutu objeleri.

Yörüngesi gereği Güneş'ten en fazla 30 AU uzaklığa gidebilen Neptün gezegeni, Kuiper bandının başlangıcını belirler. Kuiper bandı, Güneş'ten 30 AU uzaklıktan 49 AU uzaklığa kadar olan binlerce objeye sahip olduğu düşünülen bir banttır. Anlaşıldığı kadarıyla Kuiper bandı ile Güneş'ten daha da uzaktaki Oort bulutu arasında sebebi bilinmeyen bir boş alan vardır. Kuiper bandı teorisinden sonra, yıllarca Kuiper bandına ait bir obje gözlemlenemedi. Ancak 5 yıllık sıkı bir çalışmadan sonra ilk Kuiper objesi 1992'de keşfedildi. Bu keşfin bu denli zor olmasının sebebi; Kuiper bandındaki kuyruklu yıldızların Güneş'ten çok uzakta olmaları sebebiyle hiç kuyruğa sahip olmamalarıdır. Kuyruklu yıldız çekirdeklerinin yüzeyinin de neredeyse kömür kadar siyah olmasından dolayı hiç ışık yansıtmamaktadırlar. Işığı ortalama %4 yansıtırlar.

Kuiper bandı Güneş'ten o denli uzaktadır ki, Güneş, Dünya'da gözüktüğünden 50 kat daha küçük gözükür. Yani aynen bizim gördüğümüz uzak yıldızlar gibi. Bu denli uzak ve kuyruğu yokken kömür kadar karanlık bu objeleri görüntülemek bugünkü çok hassas ve son teknolojik cihazlarla bile oldukça zordur. 2003 yılında sadece 300 Kuiper bandı objesi bilinirken 2004'te 1.000'den fazla yeni obje tespit edilmiştir.

Şu anda Kuiper bandında çapı 1.000 km'nin üzerinde olan binlerce, 100 km'den büyük çapta yaklaşık 70.000 tane ve 50 km'den büyük çaplı yaklaşık 450.000 obje olduğu sanılmaktadır. 

Kuiper Bandı Sınırda Görevli Neptün

Kuiper bandına en yakın gezegen olan Neptün, banttaki objelerin normal yörüngelerinin bozulup Güneş Sistemi'nin içine atılmasının temel sorumlusu olarak görülmektedir. Neptün'e yaklaşan bir Kuiper bandı objesinin, Güneş Sistemi'nin içine doğru çekilip kısa periyotlu kuyruklu yıldız haline gelme olasılığı 1/3'tür. Bu sayede içeri çekilen objeler, Güneş Sistemi içinde yeni bir yörünge edinirler. Bu yeni yörüngeler, 200 yıldan daha kısa bir periyota sahiptir. Şimdilik tespit edilmiş 200 kısa periyotlu kuyruklu yıldız vardır.

Astronomlar, her sene Güneş'e, Dünya kadar yaklaşabilen 3 yeni kısa periyotlu kuyruklu yıldız tespit ediyorlar. Kısa periyotlu kuyruklu yıldızlar tipik olarak yaklaşık 1 milyon sene boyunca Jüpiter'e yaklaşmadan kısa yörüngesinde dönebilir. Eninde sonunda, Jüpiter'in devasa çekiminden etkilenip, Güneş Sistemi'nin dışına atılırlar.

Bir Kuiper bandı kuyruklu yıldızı kısa periyotlu hale gelip, Güneş'e yaklaştıkça uçucu gazlarını kaybetmeye ve kuyruk oluşturmaya başlarlar. Genelde 10.000 yıl boyunca kuyruk oluşturan gazları bitmez. Başka bir cisme ya da gezegene çarpmadan, bir gezegenin çekim alanına kapılıp sınır dışı edilmeden ya da yavaş yavaş parçalanıp yok olmadan yaşama süreleri ortalama 100.000 yıldır.

Kuiper bandındaki kuyruklu yıldızlarla ilgili bazı iddialar ortaya atılsa da, banttaki kuyruklu yıldızların sahip olduğu kırmızılık tam olarak açıklanamamaktadır. Ayrıca Kuiper bandındaki objelerin büyüklüğü ile ilgili farklı iddialar vardır.

Gezegen Sanılan Kuiper Bandı Objesi: Plüton

Kimi bilim adamlarına göre Kuiper bandında, kendisi de bir Kuiper bandı objesi olan, eskiden parlaklığı ve büyüklüğü nedeniyle gezegen olduğu sanılan Plüton'dan daha büyük objeler mevcuttur. Oysa Voyager 1 ve 2 uzay araçlarının ve de Halley kuyruklu yıldızının, Kuiper bandından geçerken yörüngelerinde hiçbir sapma olmaması, Kuiper bandında öyle çok da büyük objeler olmayacağının bir göstergesi. Sonuç olarak şu anda Kuiper bandının tahmin edilen toplam kütlesi; 0,2 Dünya kütlesine eşittir ki; bu da asteroit bandının toplam kütlesinin 100 katı demek oluyor.

Uzun Periyotlu Kuyruklu Yıldızlar

200 yıldan uzun bir periyoda sahip kuyruklu yıldızlar olarak tanımlanırlar. 2006 itibariyle, hepsi Güneş'e göre yörüngeleşmiş 500 uzun periyotlu kuyruklu yıldız biliniyordu. Uzun periyotlu kuyruklu yıldızların, Dünya'dan 30.000 AU uzaklıktan 100.000 AU uzaklığa kadar olan bölgeyi kapsayan Oort bulutundan geldiği sanılmaktadır. Bu Oort bulutundan gelen kuyruklu yıldızların, Jüpiter ve Satürn'ün uydularındaki kraterleri meydana getirdiği düşünülmektedir.

Aynı zamanda bazı bilim adamlarına göre; çok eski dönemlerde Dünya'ya suyu getiren kuyruklu yıldızların da bunlar olduğu sanılmaktadır.

Oort bulutu, o kadar uzaktadır ki geçmekte olan bir yıldız, ya da Samanyolu Galaksisi'nin Güneş Sistemi dışındaki objeleri, Oort bulutundaki kuyruklu yıldızların yörüngelerini bozarak; Güneş Sistemi'ne doğru yönlenmesine sebep olabilir. Güneş Sistemi'nin de içinde yer aldığı Samanyolu Galaksisi'nde Güneş gibi 100 milyar yıldız vardır.

Oort bulutundaki kuyruklu yıldızlar, Güneş'ten 30.000-60.000 AU gibi büyük uzaklıklarda olduğu için Güneş'in bu kuyruklu yıldızlar üzerindeki çekim etkisi o kadar azdır ki; yakındaki moleküler bir bulut bile yörüngelerini bozup; Güneş'e ve Dünya'ya doğru yeni bir yörüngeye oturmalarına sebep olabilir. Bu sayede uzun periyotlu kuyruklu yıldızlar olarak Dünya'dan gözlemlenebilirler.

Oort bulutu yakınından geçen bir yıldız, 1 milyon yıllık süre zarfında toplamda 1 milyon kuyruklu yıldızın yörüngelerinin şaşarak Dünya'ya yönelmelerine sebep olabilir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki böyle bir durum 300 ila 500 milyon yılda bir görülebilir ki; bu da Dünya'nın başına bundan önce 9 ila 15 kez geldiğini gösterir.

Oort bulutundan yörüngesi bozularak, Güneş Sistemi'nin içine giren kuyruklu yıldızların %50'si; içerideki gezegenlerin güçlü çekimleriyle Güneş Sistemi'nden yeniden dışarı atılır. Kalanların kimisi, Güneş'e yakın yeni bir yörünge edinir. %5'i Oort'a geri döner ve küçük bir kısmı da gezegenlere ya da Güneş'e düşer. Her yıl 10 tane yeni uzun periyotlu kuyruklu yıldız keşfediliyor. Bunların 2-3 tanesinin yörüngesi Dünya'nınki ile kesişiyor. Bazı bilim adamları, Oort bulutunda 10 trilyon(1013) tane kuyruklu yıldız olduğunu savunuyor. Tahminlere bakılırsa Oort bulutunun kütlesi, 20-40 Dünya kütlesi kadardır.

BİR BOLİT(KUYRUKLU YILDIZ/ASTEROİT) DÜNYA'YA ÇARPARSA NE OLUR?

1908'de Tunguska'daki havada patlayan ve kuyruklu yıldız olduğu sanılan obje, birçok canlının ölümüne sebep oldu.Ormanlar yukarıdaki gibi kavruldu.

Yeterince büyük olan objeler, Dünya atmosferinde düşerken uzaydaki yörüngesel hızlarını(kozmik hız) korurlar ve daha kendileri gelmeden güçlü şok dalgaları gezegenin yüzeyindeki kraterleri uçururlar, çarptıklarında da yüzeyle birlikte kendileri de anında erirler.

Her yıl ortalama 1.000.000 km2 'lik yani Almanya'yla Fransa'nın birleşimi kadar alana 1 kg'dan büyük 9 ila 90 sayıda meteorit düştüğü düşünülmektedir. Dünya'ya düşen bu kadar çok meteorit olduğu düşünülürse, birçok yaralanmalar ve ölümler beklenmelidir. Her ne kadar belli sayıda yaralanma olayı rapor edilmişse de aslında bu sayı o kadar da çok değildir.

1913'te Mısır Kahire'ye düşen meteorit, bir köpeği; 1972'de Venezüella'ya düşen bir tanesi de, bir ineği öldürmüştür. Koltukta oturup radyo dinlerken çatıyı delen 4 kg'lık meteorit, masaya çarpıp kadının bacağını yaralamıştı.

1908'de Tunguska'daki havada patlayan ve kuyruklu yıldız olduğu sanılan obje, dünyanın birçok yerinde duyulan müthiş ses çıkardı. Belli bir alanda bulunan canlılar yok oldu, kavruldu.

Atmosfere Giren Kuyruklu Yıldız: Nelere Sebep Olur?

Eğer düşen cisim, atmosfere girişte kendi orijinal hızını koruyabilecek büyüklükteyse, havayı sıkıştırarak çok güçlü şok dalgaları üretir. Enerjinin bir kısmı yakınındaki havayı ısıtmakta kullanılır ve bu ısı o kadar çok artar ki havadaki bazı moleküller, hatta atomlar plazmaya dönüşür. Kütlesine ve hızına bağlı olmakla beraber 100 metre çaplı bir bolit, 3 km çapında krater yapar ve çarpma sırasında 10,000 derece sıcaklıkta bir ateş topu halindedir. Böyle ufak büyüklükte sayılabilecek bir çarpma, rahatlıkla bir şehri yok edebilir ve açığa çıkan enerji ve patlama sonucu bir eyalet büyüklüğünde bir alanı yakıp dümdüz edebilir.

Buharlaşmış kaya ve bolit aynen nükleer bir patlamada ortaya çıkan mantar bulutu gibi süper sıcak bir bulut oluştururlar.

Yere Çarpma Anında: Ne Olur?

Çarpma sırasında yüzeydeki kayayı etkileyen şok dalgasının basıncı, atmosfer basıncının milyonlarca katıdır ve kayayı orjinal hacminin üçte birine sıkıştıracak kadar güçlüdür. Yüzeydeki kaya, o denli baskıya maruz kalır ki sıvı gibi akışkan hale gelir. Böylece bolit, çarpmasından hemen önce şok dalgasının açmış olduğu kraterin içindeki yüzeye çarpıp bütünleşerek tamamen erirken, yüzeydeki kaya da buharlaşır.

Buharlaşmış kaya ve bolit, aynen nükleer bir patlamada ortaya çıkan mantar bulutu gibi süper sıcak bir bulut oluştururlar. Büyük bir çarpmada oluşan buhar bulutu 2000 dereceden bile daha sıcaktır. Hiper hızda bir çarpmadan sonra oluşan buhar bulutu ise dünyanın atmosferinin tümünü toz ve parçacıklarla doldurur. Çarpmanın sıcaklığı, Dünya'nın büyük bir bölümünde orman yangınlarını tetikler, ayrıca hava duman ve kurumla dolar.

Suya taş atıldığında suda gözüken dalgalanmalara benzer şekilde çarpmanın yakınındaki yer yüzeyinde, şiddetli salınımlar defalarca gözükür. Çarpmanın şiddetiyle eriyip sıvıya dönüşen kayalar etrafa fırlatıldığında soğuyup katılaşarak Tektit denilen objeleri oluşturur. Çarpma enerjisinin bir kısmı da, patlama bulutundan çıkan çok parlak ışık tarafından harcanır.

Hiroshima'ya atılan nükleer bomba; 0.15 megaton TNT'ye denk bir patlama açığa çıkardı.

Hiper Hızda Çarpışma

Hiroshima'ya atılan nükleer bomba 0.15 megaton TNT'ye denk bir patlama açığa çıkardı. Bugüne kadar insan yapımı en güçlü bomba 60 megatonluk güce sahiptir.

25-100 metre gibi küçük çapa sahip bir bolit, 15 megatonluk patlayıcıya denk güç açığa çıkarır ve bir şehri silip süpürür. 200-1000 metre çapa sahip bir bolit ise Hiroshima'nın 5 milyon katı yani 10,000 megatonluk patlayıcıya denk bir enerji açığa çıkarır. 1 km'den büyük çapa sahip bir bolit, Dünya'daki tüm hayatı bitirebilecek bilinen tek felakettir.   

Dünya'nın yörüngesini kesen farklı boylarda 20 milyon asteroit vardır. Bunlardan 1100 tanesi Dünya'daki yaşamı yok edecek büyüklüktedir. Önümüzdeki 100 yıl içinde, Dünya'nın felakete sebep olacak bir çarpmaya sahne olma ihtimali; beş binde birdir. Kıyaslamak için bir Amerikalı'nın hortum sebebiyle ölme ihtimalinin elli binde bir olduğunu söyleyebiliriz. Hesaplamalara göre Dünya'ya her 800 bin yılda bir 1 km çapında, 100 bin yılda bir 200 metre çapında ve 1000 yılda bir 40 metre çapında bir bolitin çarptığı söylenebilir. 2002'de 100 metrelik bir asteroit olan 2002 MN isimli asteroit, Dünya-Ay arasındaki uzaklığın üçte biri farkla(120.000 km) Dünya'nın yakınından geçti.

Dünya'yı Tehdit Eden Göktaşları: NASA'yı Korkutuyor

Dünya'ya felakete sebep olabilecek büyüklükte bir asteroit çarpma ihtimali var olduğundan ve sonuçlarda çok dramatik olacağından kendini bu konuya adamış bir çok araştırma grubu ve laboratuvar vardır. Bu gruplar, California Üniversitesi ve MIT gibi önde gelen üniversitelerden meydana gelmektedir. Ulusal Araştırma Komisyonu (National Research Council) NASA'nın yeni çok gelişmiş bir teleskop (Large Synoptic Survey Telescope) inşa etmesini ve bununla uzaydaki 300 m'den büyük çaptaki asteroitleri sürekli gözlemlemesini gerekli görmüştür.  

NASA'ya göre 1 km çapta bir asteroit ya da kuyruklu yıldız, küresel çapta bir felaket için minimum büyüklüktür. Her gün 1 km çaptan büyük çapa sahip ve aynı zamanda Dünya'nın yörüngesini kesen (Dünya yakını Objeler- Near Earth Objects (NEO)) bir obje keşfedilmektedir. Bu yüzden önümüzdeki 10 yıl içinde 1 km'den büyük çaplı tüm NEO'ların keşfedilmesi beklenmektedir. 100 m'den küçük olan objeler ise aslında NEO'ların büyük kısmını meydana getirseler de, çok karanlık olduklarından tespit edilememektedir.

Keşfedilmemiş Bir Kuyruklu Yıldızın Çarpma Riski Yüksektir

Ancak şu unutulmamalıdır ki bu büyüklükte olan bir asteroit bile Dünya'da nükleer bomba etkisi yaparak, düştüğü yerde büyük bir yıkıma sebep olur. Günümüzde en büyük risk, bilinen bir asteroitin ya da kuyruklu yıldızın çarpmasından ziyade, henüz keşfedilmemiş olanının Dünya'ya çarpmasıdır.

Aslında asteroitin denize düşmesi, karaya düşmesinden çok daha yıkıcı etkiye sahiptir. Bilim adamlarının önceki hesaplamalarında, denize düşen bir bolitin, hızla sönümlenen ve yıkıcı olmayan dalgalara sebep olacağı sanılıyordu. Yeni bilgisayar modelleri ise patlamadan sonra oluşan çok büyük dalgaların çarpmanın olduğu denize açılan tüm sahillerde birçok defa tsunami etkisi yaratacağını öngörüyor. İlk çarpmadan sonra patlamayla atmosferin çok yüksek katmanlarına kadar çıkacak olan büyük su kütlesi bulutu da, yeni tsunamileri tetikleyecek ve bundan sonra etkisi zamanla azalan yeni tsunamiler meydana gelecektir. Sonuç olarak çarpmanın denizde olması çok daha büyük felaketlere yol açabilir.

NASA: "Kuyruklu Yıldız İçin Sorulması Gereken, Ne Zaman Çarpacağıdır."

NASA, Dünya'ya Yakın Objeler Programı(Near Earth Objects (NEO) adı altında, Dünya'ya çarpma tehditi olan, 1 km'den büyük çapa sahip ve yörüngeleri Dünya'yı kesen cisimleri araştırıp bulmaya ve tehdit durumunda da tedbir almaya yönelik bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmaya yıllık 3-4 milyon dolar aktarılmaktadır.

27 Kasım 2009 itibariyle 6609 Dünya Yakını Obje (NEO) bulunmuştur. Bunların 1709 tanesi 1 km'den büyük çapa sahiptir. Kendi resmi web sayfasında soruları yanıtlayan NASA yetkilileri; "Çarpma durumunda ne zaman ve ne kadar uyarı yapılabilecek?" sorusuna:

"Aslında o kadar çok keşfedilmemiş NEO var ki, en büyük ihtimalle hiç uyarı yapılamayacak. Yani çarpmanın ilk belirtisi, bir ışık saçma sonra da şiddetli bir sarsıntı olacak. Ancak eğer bizim keşfettiklerimizden birisi çarpacak olursa, onlarca sene önceden bunu tespit etmemiz ve tedbir almamız mümkün. Zaten bir uzay aracı yollayarak tedbir almak için bu kadar zamana ihtiyaç var. Biz esas olarak global bir felakete yol açacak olan 1 km'den büyük çaplı NEO'ları araştırıyoruz. Ancak aslında 1 km altı objeler daha da büyük bir olasılıkla Dünya'ya çarparak, rahatlıkla nükleer bombadan güçlü bir etki oluşturabilirler. En son 1908'de Tunguska'da böyle bir kuyruklu yıldız çarpması olmuştu" cevabını veriyorlar.

Ayrıca kuyruklu yıldızların neden risk oluşturduğuna dair bir soru üzerine de NASA'lı uzmanlar şöyle cevap veriyor:

"Kuyruklu yıldızlar, yörüngeleri Dünya'yla çakıştığı için geçmişte Dünya'ya çarpmıştır ve gelecekte de çarpacaktır. Örneğin, 65 milyon yıl önce Meksika'daki Yucatan'a çarpan kuyruklu yıldız, Dünya'daki canlı yaşamın %75'ini yok etti. Sorulması gereken çarpıp çarpmayacağı değil ne zaman çarpacağıdır?"

"Eski Kavimler"in, "Kuyruklu Yıldız"la nasıl helak olduğunu ve gelecekte "Hak'tan sapmış Dünya"yı da aynı azabın beklediğini Kur'an'dan bilmekteyiz:

Muhakkak, 'Şi'ra(yıldızı)'nın Rabbi O'dur.

Şüphesiz, önce Ad (Kavmi'ni), O, yıkıma uğrattı.

Ve Semud'u da bırakmadı.

Daha önce Nuh Kavmi'ni de. Çünkü onlar,daha zalim ve daha azgındılar.

Altı üstüne gelen (Lut Kavmi'ni) de, 'O, (Şi'ra ile), yerin dibine geçirdi.'

Örten, (Lut Kavmi'ni) örttü-kapladı.

[NECM(53)/49-54]

O gün, o 'sarsıcı'(kuyruklu yıldız) sarsar.

Ona, 'takipçi'(kuyruklu yıldızın kuyruğu) tabi olur.

O gün kalpler, şiddetle çarpar.

Onu gören gözler, dehşetli korku içindedir.

[NAZİ'AT(79)/6-9]

Dr. Alp Bayraktar
yaklasansaat.com

 

Kaynaklar:
1) Isaac Asimov, "How we Found About Comets?"
2) Linda T. Elkins-Talton, "Asteroits, Meteorites and Comets", 2006.
3) NASA Near Earth Object (NEO) Program, neo.jpl.nasa.gov.
4) NASA Jet Propulsion Laboratory (JPL) California Institute of Technology, jpl.nasa.gov
5) NASA Arnes Research Center, "Asteroit and Comet Impact Hazards", impact.arc.nasa.gov
6) European Space Agency (ESA), esa.int
7) en.wikipedia.org
8) Encyclopedia of Britannica 2009, "comet" article.


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| videolar
site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.