Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle, o gün Salih'i ve Onunla birlikte iman edenleri, aşağılayıcı azabdan kurtardık. Şüphesiz senin Rabbin, Kavi (güçlü) ve Aziz (üstün-şerefli) olandır.
O zalimleri, 'sayha(ses)' yakaladı ve onlar yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Sanki orada, hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Dikkat et! Muhakkak Semud (Kavmi), Rablerini örttüler. Dikkat et! Semud Kavmi,(Allah'ın Rahmeti'nden) uzak oldu!
[HUD(11)/66-68]
Muhakkak Hicr Halkı (Semud), elçilerini yalanladı.
Onlara, ayetlerimizi(mucizelerimizi) verdik de, onlar ondan yüz çevirdiler.
Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
(Derken) sabahladıklarında, 'sayha (ses)', onları yakaladı. Kazandıkları şeyler,onlara yarar sağlamadı.
[HİCR(15)/ 80-83]
(Allah'ın) kara tarafında(yanında) sizi yere batırmayacağından yahut üzerinize 'taş-dolu kasırgası' göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
[İSRA(17)/68]
Görmedin mi! Muhakkak Allah bulutları yürütür, onun arasını birleştirip-kaynaştırır, sonra onu yoğunlaştırır, arkasından onun arasından yağmur damlalarının çıktığını görürsün. (Allah) Gök'ten içinde' buz bulunan dağlar (buz dağı-kuyruklu yıldız)' indirir. Onu(kuyruklu yıldızı) dilediğine isabet ettirir. Dilediğini ondan korur. Neredeyse 'onun ışığı' gözleri giderir(kör eder).
[NUR(24)/43]
De ki: "Yeryüzünde gezip- dolaşın da, mücrimlerin(suçlu-günahkârların) akıbeti nasılmış görün!"
(Ey Muhammed) onlar için üzülme! Onlar(Hakka) tuzak kuruyorlar diye, göğsün daralmasın.
Onlar diyorlar ki, şayet doğru sözlüller iseniz, vaat(tehdit) ne zaman?
De ki:" Umulur ki, o acele ettiğiniz (tehditin) bir kısmı; 'redife'(kuyruklu yıldız-takipçi) (ile) gerçekleşir.
[NEML(27)/69-72]
Onlar, Gök'ten ve Arz'dan, arkalarında(geçmişte) ve önlerinde(gelecekte) olacakları görmüyorlar mı? Şayet dilersek, onları 'Arz'a batırırız' veya üzerlerine 'Gök'ten bir kütle(göktaşı)' düşürürüz. Muhakkak bunda, (Allah'a) yönelen köleler için bir ayet vardır.
[SEBE(34)/9]
Bu durumda eğer onlar, yüz çevirirlerse, artık de ki:
"Ben sizi, Ad ve Semud (Kavimleri'nin) 'saika'sına(yere vuran çarpılışına) benzer bir 'saika' ile uyardım."
[FUSSİLET(41)/13]
Böylece, Biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde, üzerlerine 'yakıp kavuran (dondurucu) rüzgar' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım da edilmeyecektir.
[FUSSİLET(41)/16]
Böylece (Ad kavmi), o azabı vadilerine doğru yönelerek gelen bir 'kütle' olarak gördükleri zaman: " Bu bize yağmur yağdıracak bir kütledir" dediler.Hayır o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Kendisinde 'elim bir azap bulunan rüzgardır'.
Rabbinin emriyle herşey yokoldu. 'Meskenleri hariç, hiçbirşey görülmedi.' İşte Biz, suçlu(mücrim) bir kavmi böyle cezalandırırız.
[AHKAF(46)/24-25]
Ad (Kavmi'ne) de, 'kökünü kesen bir rüzgar' gönderdik.
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, 'ancak her şeyi yakıp kül ediyordu.'
O zaman, Semud (Kavmi'ne) denildi ki: " Bir vakte kadar yararlanın."
Ancak, Rablerinin emrine baş kaldırdılar ve onlar, bakıp-dururlarken onları, 'Saika' (yere vuran çarpılış) yakaladı.
Böylece, ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.
[ZARİYAT(51)/41-45]
Muhakkak, 'Şi'ra(kuyruklu yıldızı)'nın Rabbi O'dur.
Şüphesiz, önce Ad (Kavmi'ni),O, yıkıma uğrattı.
Ve Semud'u da bırakmadı.
Daha önce Nuh Kavmi'ni de. Çünkü onlar,daha zalim ve daha azgındılar.
Altı üstüne gelen (Lut Kavmi'ni) de, 'O, (Şi'ra ile), yerin dibine geçirdi.'
Örten, (Lut kavmini) örttü-kapladı.
[NECM(53)/49-54]
Ad (Kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Biz, o gaz-duman uğrayan bir günde, üzerlerine 'yakıp- kavurucu rüzgar' gönderdik.
İnsanları, 'hurma kütükleri gibi, kökünden söküp atıyordu.'
Benim azabım ve uyarım nasılmış?
[KAMER(54)/18-21]
Muhakkak Biz, onların üzerine tek bir 'sayha(ses)' gönderdik. Böylece onlar, bir araya toplanmış 'kuru ot gibi, çer-çöp' oldular.
[KAMER(54)/31]
Gök'te ki o kimsenin(Mikail´in), 'sizi Arz´a geçirmesinden' emin mi oldunuz? O zaman, 'Arz sarsılır(depremler olur)'.
O´nun üzerinize 'taş-dolu kasırgası', göndermesinden emin misiniz? Yakında bileceksiniz, Benim uyarım(korkutmam) nasılmış?
[MÜLK(67)/16-17]
Ad (Kavm'ine) gelince; 'yakıp kavurucu, azgın bir rüzgarla' helak oldular.
(Allah), onu, 'yedi gece ve sekiz gün', kavmin kökünü kesen bir bela olarak, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin orada, 'sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp, yere yıkıldığını' görürsün.
Şimdi hiç onlardan bir bakiye görüyor musun?
[HAKKA(69)/6-8] |