Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Dünyamız/ Dünya/ İşte Mucize: "Arap Yarımadası Yeniden Otlak ve Nehirlere Kavuşacak"

İŞTE MUCİZE: "ARAP YARIMADASI YENİDEN OTLAK VE NEHİRLERE KAVUŞACAK"

Ebû Hureyre, Peygamber(s.a.v.)den şöyle rivayet eder:
"...Arap toprakları yeniden bağ-bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."
(Müslim, C.3, Hno: 158)

Peygamberimiz'in ifadesinde geçen "Arap toprakları" deyiminden maksat, Arap Yarımadası'dır. Bu Yarımada, 15 ilâ 30 kuzey enleminde bulunan çöl kuşağındadır. Nadiren görülen nem ve şiddetli kuraklık, çöl bölgelerinin genellikle göze en çok batan niteliklerindendir. Arap Yarımadası'nın bazı iç bölgeleri özellikle Rubülhâlî Çölü uzun yıllar bir damla yağmur yüzü görmemektedir. Bu kuraklık, o toprakların bitki örtüsüne de etki etmiştir. Bu yüzden o topraklara sarı bir renk hâkim olmuştur. Bu renk, yakıp kavuran kumun rengidir. Bunun tek istisnası, sadece bir parça yağmur alan sahil bölgeleri ile kuyu ve pınarlara yakın yerlere serpilmiş vahalardır.

Yüce Allah, Arap Yarımadası'nın bir kısmını ve çöllerini; Kur'ân'da İbrahim'in diliyle şöyle niteler:
"Rabb'imiz, muhakkak ben, soyumdan (bir kısmını), Senin Beyt-i Haram'ının yanında, ziraata elverişli olmayan bir vadiye yerleştirdim."
[İBRAHİM(14)/37)

Arap Yarımadası topraklarının büyük bir kısmının genel niteliği bu olduğuna göre Peygamberimiz nasıl oluyor da bu toprakların Yaklaşan Saat'te, bağ-bahçe ve nehirlerin bulunduğu yerler hâline gelebileceğini söylüyor?

Yukarıdaki Hadis'ten anlaşılan şudur: Arap Yarımadası'nın çöllerini, Yaklaşan Saat'te, göller ve nehirler kaplayacaktır. Hadis'teki "yeniden bağ-bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça" ifadesi, Yarıma'da topraklarının geçmişte böyle olduğuna; Yaklaşan Saat'te bu ilk haline geri döneceğine işaret etmektedir. Aslında bu hadis, bir gerçeği, bir öngörüyü, bir mucizeyi ifade etmektedir. Hadis'in ihtiva ettiği gerçek şudur:

Arap Yarımadası'nda geçmişte otlakların ve nehirlerin bulunduğu topraklar, sonradan şu an mevcut olan çöllere dönüşmüştür. Mucizevi haber ise; nehirler ve yeşil alanların Yaklaşan Saat'te, Arap Yarımadası'na tekrar geri dönmesidir. Bu Hadis'in doğru bir biçimde anlaşılabilmesi için tam 14 asrın geçmesi gerekmiştir. Çünkü jeoloji, iklim tarihi, astronomi ve başka bilim dallarında bu baş döndürücü ilerleme gerçekleştikten ve Arap Yarımadası'ndaki çöllerde birçok kazı ve sondaj faaliyetleri yapıldıktan sonra Hadis'in manası daha iyi anlaşılmıştır. Hadis, bir taraftan geçmişten, diğer taraftan gelecekten mucizevi bir şekilde haber veriyor. Bu çağda yapılan araştırmalar ve çalışmalar, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde "Peygamberimiz'in ihbarı"nı doğrulamaktadır. Bu tarihî ve ilmî gerçeğe dikkat çektikten sonra bu çalışmaları ve keşifleri ortaya koyabiliriz:

ARAP YARIMADASI'NIN GEÇMİŞİYLE İLGİLİ KANITLAR

a) Hayvan Kalıntıları

1) Geçmiş devirlerin izlerini araştıran jeolojik araştırma ekiplerinin en büyüklerinden biri, İngiliz müzesinden Petrov Aybarov başkanlığındaki ekiptir. Bu ekip, 1989 yılı başlarında Birleşik Arap Emirlikleri'ne doğru yola çıkmış ve kökü 7 milyon sene önceye dayanan Miyosen çağının sonlarına ait hayvan kalıntıları keşfetmiştir. Petrov Aybarov ile arkadaşlarının buldukları kalıntılar şunlardır:

Asrımızdaki fillerin uzaktan akrabaları kabul edilen hortumlu ve memeli hayvanlar, nehir atları, küçük etoburlar, atlar, tek boynuzlular, timsahlar, balıklar, kuşlar ve bazı maymun türleri.

Miyosene döneminde Kızıldeniz, Orta Akdeniz'e bağlıydı. Ayrıca Kızıldeniz güneyden köprü şeklinde bir kara parçasıyla Afrika kıtasına bitişikti. Bu kara parçası, Habeşistan'la Yemen'i birbirine bağlıyordu. Doğuda ise Dicle ve Fırat nehir şebekesi bugüne nispetle güneye doğru daha fazla uzanmaktaydı. Bulunan hayvan türlerinin, bu şebekenin deltasında geliştikleri düşünülmektedir.

2) McClure, Rubülhali Çölü'ne yaklaşık 1200 kilometrelik mesafede bulunan antik bir gölün çamurunda suaygırı, su mandası, uzun boynuzlu sığır, yabani keçiler veya koyunlar, Afrika antilobu, ceylan, deve, inek antilobu kemikleri ve deniz kabuğu bulmuştur.

3) Oxford Üniversitesinden Christopher Stimpson liderliğindeki bir ekip ise, Nüfud Çölü'nde bir vaha kasabası olan Tayma yakınlarındaki bir alanda 325 bin yıllık panter ve fil kemikleri buldu.

Arabistan'da eski hayvan kemiklerinin keşfedilmesiyle, bu bölgenin geçmişte yarım milyon yıl boyunca; Afrika'dan ve Asya'nın diğer yerlerinden hayvanları çekecek kadar sulak olduğu sonucuna varılmaktadır.

b) Geçmiş Devirlere Ait Alet Kalıntıları

Dabsa Vadisi

İngiltere Durham Üniversitesi arkeoloji profesörü olan Foulds, Suudi Arabistan'ın güneybatısında, Kızıldeniz yakınlarında bulunan Dabsa Vadisi'nde, çoğunluğu paleolitik dönemden kalma binden fazla "taş eser" keşfetti. Taş eserlerin arasında; el baltaları, kesiciler (bir tür bıçak), sıyırıcılar (hayvan derilerini etten sıyırmak için kullanılır), mızrak uçları, deliciler (deri veya et üzerinde delikler açmak için kullanılan taştan aletler) ve taştan çekiçler bulunuyor. Araştırmacılar, günümüzdeki kurak bir bölgede keşfedilen bu eserlerin, iklimin daha yaşama elverişli olduğu bir döneme işaret ettiğini belirtiyorlar.

c) Eski Nehir ve Göl Yatakları

1) Boston Üniversitesinden jeoloji ve uzay bilgini Dr. Faruk Elbaz, 1993'te yaptığı bir araştırmada, Arap Yarımadası'nın uzaydan çekilen resimlerinde; Yarımada'yı batıdan doğuya Kuveyt'e doğru geçen eski bir nehir yatağının varlığını ortaya koymuştur. Bu nehir yatağı büyük kum tepelerinin altında gizlenmektedir. Yine uzaydan çekilen resimler, Kuveyt'in kuzey batısında büyük bir alanın, bu nehrin deltasında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan bu keşif sayesinde, bu eski nehir yatağında muazzam miktarda yeraltı sularının bulunduğu anlaşılmıştır.

2) Amerikalı jeolog Hal McClure, Arabistan Rubülhali Çölü üzerine hazırladığı doktora tezinde: Yağmurlu asırlar boyunca çöl mıntıkasının göllerle kaplandığını; göllerin ilki 37 ila 17 bin yıl önce, ikincisinin ise 10 ila 5 bin yıl önce olmak üzere iki defa ortaya çıktığını belirtmiştir.

(Şekil1)
Resmin büyük hali için üzerine tıklayın

3) Yeşil Arabistan araştırma ekibi, uluslararası uzmanlardan oluşmaktadır. Oxford Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Tarih Öncesi Dönem profesörü Michael Petraglia ve ekibi, uydu verilerini kullanarak, "eski göller ve nehir sistemleri"nin bir haritasını çıkardılar. Daha sonra bu bulguları doğrulamak için yerde bu bölgeleri dolaştılar. Bu araştırma grubunun açıklamasına göre, kalıntılarla dolu yüzlerce siteyle birlikte, geçmişte birkaç yüz bin yıl boyunca sularla kaplı olan binlerce eski gölün yerini tespit ettiler. Bu sitelerin en eskilerinin ise 125 bin ve 211 bin yıl öncesine ait olduğunu belirlediler.

King College London'dan hidrolojist Paul Breeze; Yarımada'nın sadece %10'unda 1300 paleogöl ve sulak siteler tespit ettiklerini belirtti. Buna dayanarak, Arabistan'da yağışlı dönemlerde on binlerce eski göl ve sulak alanın olması gerektiğini ifade etti. (Şekil 1)

Petraglia'nın ekibi, Ürdün ve Orta Arabistan arasında bulunan Nufüd Çölü'nde Riyad'ın yaklaşık 350 kilometre kuzeyinde Jubbah kasabası yakınlarında bir kuru göl yatağını araştırdı. Oxford Üniversitesinden arkeolog Ash Parton "Yağışlı dönemlerde Jubbah, sazlıklarla ve yumuşakça yatakları ile dolu büyük bir göldü. Bitki ve hayvan kalıntıları göz önüne alındığında, göl kuraklığın yaşandığı dönemlerde bile bitkiler, hayvanlar ve insanlar için bir sığınak, uzun vadeli bir vaha olmuş olabilir" dedi.

Rubülhali Çölü'nün derinliklerinde bulunan diğer bir paleogölün ismi Mundafan'dı. Bu paleogöl fitolit denilen mikroskobik bitki kalıntıları üzerinde yapılan araştırmalara göre otlaklarla çevriliydi.

Breeze ve ekibi, bugün büyük ölçüde kum tepeleriyle gizlenen bir "nehir sistemi"nin haritasını çıkardı. Bu nehir geçmişte Yemen Dağları'nın kuzeyinden Orta Arabistan'a ilerleyip Basra Körfezi'ndeki geniş bir vadide son bulmaktaydı.
Adrian Parker'ın fitolit ve sedimentoloji çalışmalarını yaptığı diğer bir sistem ise 2 metre derinliğinde, 20 metre genişliğinde çimen ve palmiyelerle çevrili bir nehri içermektedir. Bu nehir, Umman Dağları'ndan doğarak şu an kıraç olan arazi üzerinden 400 kilometre yol katetmektedir.

d) Arabistan’ın Geçmişte Yeşil Dönemlerini Öngören İklim Modelleri

1) Washington Üniversitesi'nden Julian P. Sachs ve ekibinin "Scientific American" ve "Nature Geoscience" dergilerinde yayınlanan araştırmasında; hava sıcaklığının artmasıyla birlikte yağmur kuşaklarının kuzeye doğru hareketine dikkat çekilmektedir. ITCZ (Intertropical Convergence Zone(*)) kuşağı boyunca karşılaşan Kuzey ve Güney Yarımküre ticaret rüzgarları; kuvvetli hava olaylarına, kapalı bir gökyüzüne, yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Bu çalışma ITCZ'nin mini buzul çağı yaşandığı 1630 yılında bugünkü konumundan yaklaşık 550 km daha güneyde olduğunu öngörmektedir.

2) McClure, Arap Yarımadası'nın yeşil olduğu devirlerdeki göllerin, günümüzde Hindistan'ın güneyini sulayan yaz musonları gibi, Güney Umman'dan gelen tufan yağışlarıyla oluştuğunu iddia etmiştir. Yaz musonlarının son jeolojik devirde iki kez kuzeye doğru hareket ettiği ve bunun da gölleri oluşturduğu görüşünü ileri sürmüştür.

3) Arap Yarımadası, batı rüzgarları ve Afrika-Hint Okyanus muson sistemlerinin etkileşimi ile yağış miktarı periyodik olarak hızla artmıştır. Bunun sonucunda, Arabistan dönemsel olarak büyük tatlı su göllerinin ve sulak alanların bulunduğu geniş çayırlarla çevrili bir bölgeye dönüşmüştür.

Yeşil Arabistan araştırma ekibinden, Rick Potts ve Adrian Parker, Afrika ve Hint musonlarının buzularası dönemde ITCZ'nin mevcut olan konumundan kuzeye doğru kaymasıyla, Arap Yarımadası'na su ve canlılık getirdiğini iddia etmektedir. Modellere göre, muson sistemi, daha tipik olan güney yolunu takip etmeyip, kuzey yönünde kayarak, birkaç bin yıl boyunca çöl olan bu yerlere baskın şeklinde yağış getirmiştir. 

Hint Okyanusu ve Afrika muson sistemlerinden kaynaklanan bu muson yağmuru baskınlarının, 200-190, 170, 155, 130-120, 105-95, 85-75 ve 60-55 bin yıl önce, Güneş ışığı radyasyonunun maksimum olduğu dönemlerde gerçekleştiği iddia edilmektedir.

Jeoarkeolog Adrian Parker; "Su pompası açıldığında, kahverengi Arabistan yeşile dönüyor," diye açıklamada bulundu.
Oxford Üniversitesinden arkeolog ve iklim uzmanı Richard Jennings; "Arabistan'da yağışlı dönemlerde nehirler coştu, göller doldu ve bugünün Doğu Afrika'sının savan iklimine benzer bir iklim hakim oldu," diye belirtti.

Artan paleoklimatik kayıtlara göre, Kuzey Yarımküre'deki hem buzul hem de buzularası çağlarda, Arabistan'da muson yoğunluğu artmıştır. Muson yoğunluğu değişimi ile Dünya'nın yörüngesine bağlı Güneş ışığı radyasyonunun değişimi arasında güçlü bir tutarlılık ortaya çıkmaktadır. Ayrıca buzul çağlarında batı rüzgarlarıyla oluşan yağış; periyodik olarak güneye Arabistan'ın iç kısımlarına doğru uzanmaktaydı (Ash Parton ve diğerleri 2015).

e) Arabistan'la Aynı İklim Kuşağında Bulunan Sahra Çölü Araştırmaları

1) Köln Üniversitesinden, Stefan Kropelin ve Rudolph Kuper'in, "Science dergisi"nde yayınlanan makalelerinde: Kuzey Afrika'yı kaplayan Sahra Çölü'nün, 9 ila 7 bin yıl önce yağmurların yıkadığı, sulak, yağışlı ve yeşil bitkilerin kök saldığı bir bölge olduğu kaydedildi.

2) Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden(MIT) paleoklimatolog (Dünya iklim tarihi araştırmacısı) David McGee önderliğinde gerçekleşen ve 30 bin yıl geçmişe gidilen çalışmada; Sahra'nın 11 ila 5 bin yıl öncesinde büyük göller, hipopotamlar ve zürafalarla dolu ormanlık bir alan olduğu vurgulandı. Araştırma, 5 bin yıl önceki ani ve yaygın bir iklim değişikliğine de işaret etmektedir. Bu dönemde değişen rüzgar sistemi ile Atlas Okyanusu'nun taşıdığı kumların zaman içinde kuru bir hava yarattığı, bunun da "çöl oluşumu"na sebep olduğu vurgulanmaktadır.

3) "Science Advances dergisi"nde yayımlanan bir araştırmada, bilim adamları 11 ila 5 bin yıl önce Afrika'dan rüzgârlarla taşınan toz parçacıklarının miktarının, günümüzdekinin yaklaşık yarısı kadar olduğunu belirttiler. Bu durumun okyanus suyu sıcaklığının artmasına ve Sahra havzasındaki iklimin bugüne göre daha ılıman olmasına yol açtığını iddia ettiler.

f) Geleneksel Arap Dili ve Edebiyatı

Geleneksel Arap dili ve edebiyatında, gürül gürül akan nehirlere, çiçek açmış ağaçlara yaygın olarak yer verilmiştir. Araplarda hayvan isimlerini incelediğimizde bir hayvanın; mesela aslanın birden çok isminin olması karşısında insan hayrete düşer. Bu, o hayvanın geçmiş çağlarda Arapların yaşadıkları çevrelerde yaygın olarak bulunmasından dolayı bu kadar çok isim aldığını teyit etmektedir. Aynı şeyi nehirler için de söylemek mümkündür. Çünkü Arap dilinde nehir ismi de çoktur. Geçmişte Necid bölgesindeki Arap beldelerinin suya, göllere, ovalara ve vadilere sahip verimli bir yer olduğu bilinmektedir. Burası başka yerlerden üstün tutulmuştur. Sonunda bölge değişikliğe uğramış, bitki örtüsü ortadan kalkmıştır.

g) Arap Yarımadası'nda "Eski Kavimler"in Varlığı

Modern arkeolojik kazılarda, günümüzde kurak birer çöl olan bölgelerde ilk dönem medeniyetinin ve kültürünün kalıntıları ile birçok eski kavme ait arkeolojik siteler keşfedilmiştir. Sitemiz'de Ad, Semud, Lut, Medyen gibi kavimlere, "ESKİ KAVİMLER" başlığı altında geniş yer verilmektedir.

ALTINCI YÜZYILDA BİR "MİNİ BUZUL ÇAĞI" KEŞFEDİLDİ

"The International Past Global Changes"(PAGES) projesinden araştırmacılar; "Nature Geoscience" dergisinde 2016'da yayınlanan makalelerinde MS 536-660 yılları arasında bir mini buzul çağı yaşandığını keşfettiler. Bu mini buzul çağına 536, 540 ve 547 yıllarındaki üç büyük volkan patlamasının ve Güneş ışınları radyasyonundaki azalmanın neden olduğu vurgulanmıştır. Araştırmanın başyazarı Ulf Büntgen, bu "mini buzul çağı"nda Kuzey Yarımküre'de son 2000 yılın en dramatik soğumasının yaşandığını ifade etti. Bu mini buzul çağında Arap Yarımadası daha çok yağış aldı ve bunun sonucunda bölge daha sulak ve yeşil hale geldi. Büyük volkan patlamalarının küresel sıcaklıklar üzerindeki etkisi onlarca yıl sürebilmektedir.

"YAKLAŞAN SAAT"TE BEKLENEN MİNİ BUZUL ÇAĞI

İngiltere'deki Northumbia Üniversitesinde matematik profesörü Valentina Zharkova ve ekibi gelecekte küresel iklim değişikliklerinin matematiksel olarak tahmin edilmesine olanak tanıyan bir model geliştirdi. Araştırmaya göre 2020 ile 2030 yılları arasında Güneş'in manyetik dalgaları birbirini sonlandıracak. Zharkova, bu durumun 2021 yılından itibaren yeryüzündeki sıcaklığın düşmesine ve 2030 yılında ise Dünya'da bir mini buzul çağının başlamasına neden olabileceğini öngörüyor.

SONUÇ

Yapılan bütün bu bilimsel araştırmalar, Arap Yarımadası'nın geçmişte; göllerle, nehirlerle ve ormanlarla dolu bir bölge olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Bu bölge, aynı zamanda insanlık tarihinde ilk yerleşim yeri olan Aden Bahçesi'dir.
Arap Yarımadası'nın tekrar yeşil hale gelmesi, yapılan araştırmalara göre üç farklı şekilde gerçekleşebilir:

1) "Buzularası çağ"da(şu anda buzularası çağda bulunuyoruz) küresel ısınma sonucu ITCZ'nin mevcut konumundan kuzeye doğru kayarak Arabistan üzerine gelmesiyle; Afrika ve Hint muson yağmurunun Arap Yarımadası'na su ve canlılık getirmesi.

2) Dünya'nın bir buzul çağına girmesiyle, eğer bu bir "mini buzul çağı" ise ITCZ mevcut konumundan 600 km kadar güneye kayacaktır. Batı rüzgarları ile Afrika-Hint musonlarının etkileşimiyle oluşan yağışın Arabistan'ı etkisi altına alması.

3) Sonuç olarak beklenen, Yaklaşan Saat'te, küresel ısınma, yoğun muson yağışları ve buzul çağının çarpan etkisiyle; Arap Yarımadası'nın, göllerle, nehirlerle dolması ve geçmişteki gibi "Aden Bahçesi" haline gelmesidir. İşte böylece son rahmet elçisi Peygamberimiz(s.a.v.)in; "Arap toprakları yeniden bağ-bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmaz" mucizevi ihbarı gerçekleşmiş olacaktır.

(*): ITCZ (Intertropical Convergence Zone) kuşağı: Her iki yarımkürede doğan hava kütlelerinin birbirleriyle karşılaştığı, sıkışmanın yaşandığı, cephesel süreksizliğin olduğu aşağı enlemlerde görülen dar kuşak. Koriolis ve basınç gradyan kuvvetinin hemen hemen etkisiz olduğu alçak basınç kuşağıdır. Okyanuslarla karşılaştırıldığında karalar üzerinde çok belirgin değildir. İki yarımkürenin de maksimum sıcaklık farkına sahip olduğu yaz ve kış sonlarında etkisi daha da kuvvetlenir. Ekvatoral veya intertropikal cephe terimleri de kullanılır.

Dr. Bahri Güldoğan
yaklasansaat.com

19/03/2018

Kaynaklar:
1. Ancient network of rivers and lakes found in Arabian Desert
http://www.ox.ac.uk/news/2012-04-30-ancient-network-rivers-and-lakes-found-arabian-desert
2. Lakes of the Rub' al-Khali, http://www.aramcoworld.com/issue/198903/lakes.of.the.rub.al-khali.htm
3. Rudolph Kuper, et al Climate-Controlled Holocene Occupation in the Sahara: Motor of Africa's Evolution al. Science 313, 803 (2006);
4. A "green" Sahara was far less dusty than today, http://newsoffice.mit.edu/2013/sahara-was-far-less-dusty-than-today-0405
5. Satellite uncovers ancient Arabian river, New Scientist magazine in April 3, 1993
6. Early Mankind in Arabia, http://archive.aramcoworld.com/issue/199204/early.mankind.in.arabia.htm
7. Sachs, J.P. & C.L. Myhrvold (2011) "A Shifting Band of Rain." Scientific American Vol. 304(3): 60-65.
8. Sachs, J.P., Sachse, D., Smittenberg, R.H., Zhang, Z., Battisti, D.S., Golubic, S., (2009) "Southward movement of the Pacific intertropical convergence zone AD 1400-1850." Nature Geoscience, 2(7): 519-525. [pdf]
http://phys.org/news/2013-09-belts-shift-north-planet.html
9. T Schneider, T Bischoff, GH Haug, Migrations and dynamics of the intertropical convergence zone,
Nature 513 (7516), 45-53
10. Southward Movement of the Pacific Intertropical Convergence Zone AD 1400–1850. Julian P. Sachs et al. in Nature Geoscience, Vol. 2, No. 7, pages 519–525; July 2009. http://faculty.washington.edu/jsachs/lab/www/Sachs-TropPac_ITCZ_0-1ka-NaGeo09.pdf
11. In search of Green Arabia, Science 29 August 2014: Vol. 345 no. 6200 pp. 994-997 DOI: 0.1126/science. 345.6200.994, http://www.sciencemag.org/content/345/6200/994.summary
12. In Search of Green Arabia, http://www.andrewlawler.com/in-search-of-green-arabia/
13. Remote sensing and GIS techniques for reconstructing Arabian palaeohydrology and identifying archaeological sites in Quaternary International. http://www.palaeodeserts.com/wp-content/uploads/2015/10/Remote-sensing.pdf
14. McClure, H.A., 1976. Radiocarbon chronology of late Quaternary lakes in Arabian Desert. Nature 263, 755–756
15. McClure, H.A., 1984. Late Quaternary Palaeoenvironments of the Rub' al-Khali. (Ph.D. thesis), Department of Geography, University College London (245 pp.)
16. Why Does The Itcz Shift and How, https://climate-dynamics.org/why-does-the-itcz-shift-and-how/
17. Williams,  Ross H.,et al. Glacial to Holocene changes in trans-Atlantic Saharan dust transport and dust-climate feedbacks, Science Advances  23 Nov 2016:Vol. 2, no. 11, e1600445DOI: 10.1126/sciadv.1600445
18. Parton, A., et al., Orbital-scale climate variability in Arabia as a potential motor for human dispersals, Quaternary International (2015), http://dx.doi.org/10.1016/j.quaint.2015.01.005
19. Orbital-scale climate variability in Arabia as a potential motor for human dispersals, http://www.palaeodeserts.com/wp-content/uploads/2015/02/Parton_et_al-libre.pdf
20. Fleitmann, D., Burns, S.J., Pekala, M., Mangini, A., Al-Subbary, A., Al-Aowah, M., Kramers, J., Matter, A., 2011. Holocene and Pleistocene pluvial periods in Yemen, southern Arabia. Quaternary Science Reviews 30, 783e787
21. Parton, A., Farrant, A.R., Leng, M.J., Telfer, M.W., Groucutt, H.S., Petraglia, M.D., Parker, A.G., 2015. Alluvial fan records from southeast Arabia reveal multiple windows for human dispersal. Geology, accepted. http://dx.doi.org/10.1130/G36401.1 in press
22. SHEPHERD, Simon J.; ZHARKOV, Sergei I.; ZHARKOVA, Valentina V. Prediction of solar activity from solar background magnetic field variations in cycles 21-23. The Astrophysical Journal, 2014, 795.1: 46.
23. U Büntgen, VS Myglan, FC Ljungqvist, M McCormick, N Di Cosmo, M Sigl, ...Cooling and societal change during the Late Antique Little Ice Age from 536 to around 660 AD Nature Geoscience 9 (3), 231-236
24. Foulds, F., Shuttleworth, A., Sinclair, A., Alsharekh, A., Al Ghamdi, S., Inglis, R., & Bailey, G. (2017). A large handaxe from Wadi Dabsa and early hominin adaptations within the Arabian Peninsula. Antiquity, 91(360), 1421-1434. doi:10.15184/aqy.2017.153
25. https://www.mgm.gov.tr/genel/meteorolojisozlugu.aspx?m=%C4%B0&k=aa34

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat