KARINCA HABERLERİ
Orman Karıncası: Ormanı Koruyor
Yozgat Çevre ve Orman Müdürü Ali Şimşek, Bakanlığın, kırmızı orman karıncasının korunması ve üremesi için, tüm bölgeleri uyardığını söyledi. Kırmızı orman karıncasının, özellikle genç ağaçlara musallat olan böcekleri yiyerek; doğal koruma ve biyolojik mücadele yaptığını kaydeden Şimşek:
"Bakanlığımız, bu karıncaların korunmasını, ağaçlara zarar veren haşerelerin yoğun olduğu bölgelere yuvalarının nakledilerek, üremelerinin sağlanmasını istemektedir" dedi.
Bilimsel adı "Formika Rufa" olan Kırmızı Orman Karıncası ile ilgili olarak da şunları söyledi:
"Bu karıncalar, ormanlık alanlarımızdaki ağaçların doğal bekçileridir. Farklı özelliklere sahiptirler. Ağaçlara zarar veren her türlü zararlıyı yiyerek, ağaçları korumakta, biyolojik mücadele vermektedir. Bu karıncaların yuvaları, bakıldığında rahatlıkla görülebilen yüksekliktedir. Kendilerine yönelik saldırılar sırasında da formikasit salgılayarak korunurlar."
Ormanlık alanlarda ağaçlara zarar veren haşerelerle mücadelenin pahalı, zor ve aynı zamanda da mücadelede kullanılacak kimyasalların, diğer canlılara da zarar vereceği ifade edilen açıklama da: "Her alana yetişmek mümkün değil. Ama Kırmızı Orman Karıncaları, her yere ulaşma imkanına sahip. Ağaçların yüzeyinde gezinerek, zararlıları yok edebiliyorlar."
Karıncaların, ormana sağladıkları yarar ve toprağı korumaları, bal arılarının çiçek tohumu serpiştirme ve döllenmeye yardım görevleri gibi oldukça önemlidir.
Kaynak: Ntvmsnbc.com (22/09/2004)
Karıncalar: "Sağlık Önlemleri Alıyor"
Karıncalar, topladıkları reçineyle yuvalarını dezenfekte ederek, yaşamlarını sağlıklı hale getirirler.
Lausanne Üniversitesi'nden bilimadamlarının yaptığı araştırmada, 'Formica paralugubris' cinsi karıncaların, köknar ağacı ya da reçine parçalarını yuvalarının her yerine yerleştirdikleri belirlendi.
Reçinenin, yuvaya zarar verebilecek 'Pseudomonas fluorescens' bakterisi ve 'Metarhizium anisopliae' mantarının barınmasını engellediği bilinmektedir.
Karıncaların, sağlık önlemleri alma becerilerini gösteren bu araştırma, Proceedings of the Royal Society adlı dergide yayımlandı.
Kaynak: cnnturk.com (21/06/2007)
 |
Karıncalarının Mesajı: "Yiyeceksiz-Susuz Yere Gitmeyin!"
İngiltere`de yapılan bir araştırma, Firavun karıncalarının (Monomorium pharaonis),arkadaşlarını, yiyecek ya da suyun olmadığı yerlere, gitmeyi engellediklerini ortaya koydu.
Nature dergisinde yayımlanan makalede, firavun karıncalarının, nereden su ya da yiyecek bulunacağıyla ilgili olumlu feromonlarla iletişim kurdukları daha önceden de biliniyordu. Ancak yapılan araştırma bu karıncaların, türdeşlerinin gereksiz bir yola girmelerini engellemek için, olumsuz feromonlar da yaydıklarını da ortaya çıkardı.
Kaynak: gencbilim.com(05/01/2006)
Firavun Karıncaları: "Mikrop Taşıyor"
Trakya Üniversitesi (TÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Nihat Aktaç, boyları çok küçük olduğu için yuvaları güçlükle belirlenebilen, çeşitli hastalıkların mikroplarını taşıyan ve ısırığı sivrisinekten bile etkili olan firavun karıncasının, İzmir'de tespit edilmesinden 96 yıl sonra Edirne'de ortaya çıktığını bildirdi.
Aktaç, ABD'de çok yaygın, Avrupa'da ise nadiren bulunan türün; ev, hastane ve sıcak ortamlarda yaşadığını belirtti.
Firavun karıncasının, hastanelerde zatürre, şarbon ve besin zehirlenmesi ve bağırsak enfeksiyonuna neden olan mikropları taşıdığı ifade edildi. ABD'de, karıncanın bu türü üzerinde, çok titiz çalışmalar yapıldığını ifade etti.
Kaynak: internethaber.com(22 /06/ 2006)
Karıncalarda Üreme: "Sosyal Baskı"dan Etkileniyor
Arılar ve karıncalar gibi sosyal hayvan türlerinde, yumurtlama yeteneğine sahip dişi işçilerin, topluluk baskısı altında yumurtlamalarının engellendiği anlaşıldı.
Üremenin, sosyal baskının etkisinde kalması, hayvanlarda da var. Nature dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma, dişi işçi arı ve karıncaların, içgüdüsel olarak yumurtalarının, kraliçe veya hemcinsleri tarafından imha edileceğini bildiğinden yumurtlamaktan vazgeçtiğini vurguluyor. Araştırmacılar, dişi işçilerin bu davranışının keyfi olmadığını, sosyal baskıdan ileri geldiğini düşünüyorlar.
Kaynak: ntvmsnbc.com (09/11/2006)
Karıncalar: Adımlarını Sayıyor
Karıncalar, uzun yola çıktıklarında, yuvaya geri dönmek için, attıkları adımlarını sayarak akıllarında tutuyor.
Yem avına çıkan karıncalar, yuvanın yolunu bulmak için insanlar gibi doğal işaretlerden yararlanıyor. Bilim insanları, karmaşık doğal bitki örtüsünün içinde karıncaların yolunu nasıl bulduğunu araştırdı. Sonuçta, karıncaların attıkları adımları saydığı ve aynı ölçüde geri dönerek, yuvaya ulaştıkları ortaya çıktı.
Araştırma ekibi başkanı Ulm Üniversitesi nörobiyoloğu Harald Wolf, karıncaların attıkları adımı saydıklarını öne sürüyor. Dr. Wolf, deneyin gelecek aşamalarında, karıncaların adım sayısını saymanın yanı sıra; buna dayalı olarak uzaklık tahmini yapıp yapmadıklarını da araştıracaklarını dile getiriyor.
Kaynak: ntvmsnbc.com (06/07/2006)
Kraliçe Yumurtlamazsa: İşçiler Yumurtluyor
Bilimadamları, yaptıkları bir araştırmayla, karınca kolonilerinde üremeyi üstlenen kraliçe karıncanın, bu ayrıcalığını diğerlerine nasıl kabul ettirdiğinin yanıtını buldu.
Avrupalı bir grup bilimadamı, işçi karıncaların çalışmak yerine, yumurtlamaya zaman ayırması durumunda; kolonideki üretimin azalması tehlikesine karşı, kraliçenin üreme otoritesinin, kolonilerde nasıl korunduğunu araştırdı.
 |
Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden Jürgen Liebig ve ekibi, büyük koloniler halinde yaşayan "Capononotus floridanus" türü karıncaları inceledi. Araştırmada incelenen kolonilerde, kraliçe karıncanın olmadığı ve dolayısıyla yumurtlamadığı zamanlarda, işçi karıncaların, yumurtlamaya başladığı gözlendi. İşçi karıncaların yumurtalarının yanına, kraliçeninkiler konulduğunda ise karıncalar, işçi yumurtalarını yok ettiler.
Bilimadamları, kraliçenin yumurtalarında kendi bedenindekine benzer bir hidrokarbon birleşimi olduğunu, bununla ayırt edilen kraliçe yumurtalarının asla imha edilmediğini ortaya koydu.
Kaynak: ntvmsnbc.com (02/03/2004)
Robot Üretiminde: "Arı ve Karınca Örnek!"
ODTÜ'lü bilimadamları karıncalar ve arılardan ilham alarak; bir robot teknolojisi üzerinde çalışıyorlar. Karınca ve arıların "sürü zekası" özellikleri göstermesi nedeniyle, bu canlılar örnek alınıyor.
Sosyal yaşam bakımından en gelişmiş hayvanlardan olan arı ve karıncaların örgütlenme ve iletişim sistemleri, robot teknolojisine ilham kaynağı oldu.
ODTÜ'lü bilim adamları, arı ve karıncaların örgütlenme ve iletişim yeteneklerinden esinlenerek, bir araya geldiklerinde sürü zekası özellikleri gösteren "oğul robotlar" üzerinde çalışıyor. Karıncaların ve arıların, örgütlenmelerinden ve iletişim kabiliyetlerinden esinlenerek; 12 adet hareketli robottan oluşan bir "robot sürüsü" üretildiği ifade edildi.
Birçok veya az sayıda karmaşık robotun, insan güvenlik görevlisi yerine de kullanılabileceği; yangın gibi çeşitli tehlikeli durumların, robotların alana yayılmış olmalarından dolayı hızla tespit edilebileceğini ifade ediyorlar.
Mayınlı bir alanda güvenli bir koridor açmak veya savaş alanında iletişim ağı oluşturmak gibi görevler de, yine robot sürüleri tarafından yerine getirilebilecek görevlerdir. Daha karmaşık ve pahalı tek bir robot mayın temizleyicidense, robot sürüleriyle, mayın taramak ve rastlanan mayınla beraber robotlardan birini patlatmak, daha uygun bir çözümdür.
Kaynak: hurriyet.com(26/06/2007)
Şerife Bayraktar |