Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Dünyamız/ Bilim ve Teknoloji/ Kur'an'da "Bilim"

KUR'AN'DA "BİLİM"

O(Allah) ki, Arz'da ne varsa, tamamını sizin için yarattı. Sonra, Göğe yöneldi; yedi Gök olarak onları düzenledi. Ve O, her şeyin Âlimi'dir.

[BAKARA(2)/29]

Muhakkak, göklerin ve Arz'ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle, denizde yüzen gemilerde, Allah'ın Gök'ten indirdiği suda ve onunla Yeryüzü'nü, ölümünden sonra diriltmesinde, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök'le Arz arasında, müsahhar(boyun eğdirilmiş) kılınmasında, akleden bir topluluk için ayetler(deliller) vardır.

[BAKARA(2)/164]

Muhakkak Allah, habbeyi(taneyi) ve çekirdeği patlatandır. O, diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah böyledir. (Öyleyse) nasıl çevriliyorsunuz?

(Allah), aydınlığı patlatıp- çıkarandır. Ve geceyi, sakin(dinlenme) kıldı. Güneş ve Ay'ın (hareketleri) 'hesap' iledir. Bu, Aziz(üstün-şerefli) ve Âlim(bilen) Allah'ın takdiridir.

O (Allah) ki, yıldızları, karanın ve denizin karanlığında yol bulasınız diye yarattı. Anlayan bir kavim için âyetleri (böyle) açıklarız.

[EN'AM(6)/95-97]

Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, 'Latif'tir(her şeye nüfuz eden), 'Haberdar'dır.

[EN'AM(6)/103]

Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü sanki Göğe yükseliyormuş gibi daralmış ve sıkıntılı kılar. Böylece Allah, iman etmeyenleri (şirk) pisliğinde bırakır.

[EN'AM(6)/125]

Sana, Saat'in(Kıyamet'in) ne zaman demir atacağını(geleceğini) soruyorlar. De ki: "Onun ilmi, ancak Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini, Allah’tan başkası ifşa etmez. 'Gökler-Arz'(Evrenler) ağırlaştı('kritik kütle'ye yaklaştı). Saat(Kıyamet), size ansızın gelir." Sanki sen, (Kıyamet'in vaktinden) haberdarmışsın gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun ilmi, ancak Allah'ın yanındadır, insanların çoğu bilmezler."

[ARAF(7)/187]

O (Allah) ki, Güneş'i bir ışık(foton) kaynağı, Ay'ı ise nur(yansıma-aydınlık) kıldı. Seneleri ve 'hesabı' bilesiniz diye, (Ay'a) menziller(duraklar) takdir etti. Allah, bunları ancak hak ile yarattı. (Allah), anlayan bir kavim(topluluk) için ayetlerini bu şekilde açıklar.

[YUNUS(10)/5]

Arz'da birbirine 'komşu kıtalar', üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Öyle ki, bunlar aynı su ile sulandığı halde; ürünlerden bazısını, bazısından üstün kılıyoruz. Muhakkak bunda, akledecek bir kavim için, ayetler vardır.

[RAD(13)/4]

Ve rüzgârları, aşılayıcılar olarak gönderdik. Gök'ten su indirdik, onunla sizleri suladık, siz o suyun muhafızları (koruyucuları) değilsiniz.

[HİCR(15)/22]

Sizi sarsmasın diye Arz'a dağlar bıraktı. Irmaklar ve yollar (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.

[NAHL(16)/15]

Hakkı örtenler görmedi mi, muhakkakGökler ve Arz bitişik(aynı) idi, o ikisini 'ayırdık'. Ve her canlı şeyi sudan kıldık(yarattık), iman etmiyorlar mı?

Ve onları sarsmasın diye, Arz'da dağları kıldık(yarattık). Yine onda(dağlarda) yollar açtık, umulur ki hidayet(doğru yolu) bulurlar.

Ve Arz(Dünya) Göğünü, korunmuş tavan kıldık, onlar, onun(Göğün) ayetlerinden yüz çevirirler.

Ve O(Allah) ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı. Her biri, bir yörüngede yüzerler.

[ENBİYA(21)/30-33]

Bilakis Biz, onları ve babalarını, onların 'ömrü uzayınca'ya kadar yararlandırıp-yaşattık. Görmüyorlar mı, Biz Arz'a geliyoruz ve Arz'ın etrafından(kutuplarından) eksiltiyoruz. Onlar mı, galip gelecekler?

[ENBİYA(21)/44]

O (Kıyamet) günü, Biz, 'Göğü'(Evreni), kitabın sahifelerini dürüp-büker gibi, bükeriz. ('Büyük Patlama'yla) ilk önce yaratmaya başladığımız gibi, yine onu, (hiper karadelik tekilliğinde), iade ederiz. Bu, Bizim üzerimize bir vaattir. Elbette Biz, bunu yapacak olanlarız.

[ENBİYA(21)/104]

Ey insanlar, şayet dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, bilin ki: Biz sizi, (önce) topraktan; sonra 'nudfe'den(meniden), sonra bir 'alak'tan(zigotdan), sonra biçimi, belirli- belirsiz bir 'muzğa'dan(embriyodan) yarattık. (Bu) sizin için apaçık bir beyandır. Dilediğimizi, tayin edilmiş bir süreye kadar, rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına eriştiriyoruz. Sizden, kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, ilimden bir şey bilirken, hiçbir şey bilmez durumuna; yani ileri yaşlılığa döndürülmektedir. Yeryüzünü, kupkuru-ölü görürsün, ancak Biz, onun üzerine su indirdiğimiz zaman; titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.

[HAC(22)/5]

Onlar, senden, azabın gelmesini acele istiyorlar. Elbette Allah, vaadine muhalefet etmez. Muhakkak senin Rabb'inin katında 'bir gün', sizin saydığınız (yıllardan) 'bin yıl' gibidir.

[HAC(22)/47]

Muhakkak Biz, insanı, çamurdan; bir özden yarattık.

Sonra onu(özü), 'nudfe'(meni) olarak, sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

Sonra meniyi, bir 'alak'(zigot) olarak yarattık. Sonra zigotu, 'muzğa'(embriyo) kıldık. Daha sonra, embriyodan, 'izam'(kemik) kıldık. Arkasından da kemiğe, et giydirdik. Sonra onu, başka bir yaratılışla inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

[MÜ'MİNUN(23)/12-14]

De ki: "Her şeyin melekutu (en temel yapıtaşı-özü-ruhu), kimin elindedir? Ki O, (her şeye) yakın-komşuyken, Kendisine yakın-komşu olunamaz, şayet biliyorsanız."

[MÜ'MİNUN(23)/88]

Allah, 'Göklerin-Arz'ın (evrenlerin) 'Nuru'dur. 'Allah'ın Nuru'nun misali, 'Oyuk' içinde bulunan bir 'Lamba' gibidir. Lamba, bir 'sırça' içerisindedir ve sırça, sanki 'incimsi bir yıldız'dır(nötron yıldızı). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, 'mübarek bir zeytin ağacı'ndan yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun 'yağı', 'ışık verir'. (Bu), 'Nur üzeri Nur'dur. Allah, kimi dilerse onu, Kendi Nuru'na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi'dir.

[NUR(24)/35]

Görmedin mi! Muhakkak Allah, bulutları yürütür, onların arasını birleştirip-kaynaştırır, sonra onu yoğunlaştırır, arkasından onun arasından yağmur damlalarının çıktığını görürsün. (Allah), Gök'ten içinde buz bulunan dağlar(buz dağı-kuyruklu yıldız) indirir. Onu(kuyruklu yıldızı), dilediğine isabet ettirir. Dilediğini ondan korur. Neredeyse onun ışığı, gözleri giderir(kör eder).

[NUR(24)/43]

Allah, her canlıyı(hayvanı) sudan yarattı. Bunlardan kimisi, karnı üzerinde, kimisi, iki ayağı üzerinde ve kimisi de dört ayağı üzerinde yürümektedir. Allah, neyi dilerse, onu yaratır. Muhakkak Allah, her şeye güç yetirendir.

[NUR(24)/45]

O (Allah) ki, iki denizi karıştırır, şu, tatlı-rahatlatıcı; bu da tuzlu-acıdır. İkisinin arasında, bir berzah(engel-perde) ve yasaklayan bir sınır kıldı.

O (Allah) ki, sudan bir beşer(insan) yaratıp, ona bir nesep(soy) ve sıhriyyet(akrabalık) yaratan O'dur. Senin Rabb'in, Kadir'dir(her şeyi takdir edendir).

[FURKAN(25)/53-54]

Sen dağlara bakınca, sabit sanırsın; oysa onlar, bulutların yürümesi gibi yürürler. Her şeyi muhkem-sağlam yapan Allah'ın sanatı böyledir. Muhakkak O, yaptıklarınızdan haberdardır.

[NEML(27)/88]

O Allah ki, rüzgarları gönderir; böylece bir bulut kaldırır. Arkasından onu(bulutu), Gök'te nasıl dilerse öyle yayar ve onu yoğunlaştırır. Nihayet o (yoğunlaşmış) bulutun arasından yağmur damlalarının çıktığını görürsün. Sonunda kölelerinden dilediğine onu(yağmuru) isabet ettirir. O zaman onlar sevinirler.

[RUM(30)/48]

(Allah), gökleri, dayanak olmaksızın yarattı, siz onu görüyorsunuz. Sizi sarsmasın diye Arz'a dağlar bıraktı ve orada her canlıdan yaydı. Biz Gök'ten su indirdik, böylece orada her kerim(güzel) çiftten bitki bitirdik.

[LOKMAN(31)/10]

Gök'ten, Arz'a doğru işleri O yönetir. Sonra (işler) sizin saymakta olduğunuz 'bin yıl' miktarı(karşılığı) olan 'bir gün'de O'na yükselir.

[SECDE(32)/5]

Onlar, Gök'ten ve Arz'dan, arkalarında(geçmişte) ve önlerinde(gelecekte) olacakları görmüyorlar mı? Şayet dilersek onları 'Arz'a batırırız' veya üzerlerine 'Gök'ten bir kütle(göktaşı)' düşürürüz. Muhakkak bunda (Allah'a) yönelen köleler için bir ayet vardır.

[SEBE(34)/9]

(Allah), Geceyi gündüze, gündüzü de geceye uzatıp-katar. Güneş'e ve Ay'a boyun eğdirdi. Her biri (yörüngesinde), belirli bir süreye kadar hareket eder. İşte bu şekilde (yapan) Allah, sizin Rabb'inizdir ve mülk O'nundur. O'ndan başka (yardıma) çağırdıklarınız, 'bir çekirdek zarına' bile malik olamazlar.

[FATIR(35)/13]

Arz'ın bitirdiklerinden, onların kendilerinden ve bilmedikleri her şeyden 'çiftler'(eşler) yaratan (Allah), ne Yüce'dir!

[YASİN(36)/36]

Güneş de, kendisi için (takdir edilmiş) olan 'karar yeri'ne doğru akıp gitmektedir. Bu, Aziz ve Âlim olan Allah'ın takdiridir.

Biz, ona(Ay'a), menziller(haller) takdir ettik, ta ki 'kurumuş bir hurma dalına benzer bir yol' izleyinceye kadar.

Ne Güneş, Ay'a erişip-yetişebilir, ne de gece, gündüzün önüne geçebilir. Her biri, bir yörüngede yüzmektedir.

[YASİN(36)/38-40]

Bir şeyi dilediği zaman, (Allah'ın) emri, yalnızca ona, 'Ol' demesidir. O da hemen oluverir.

Her şeyin melekûtu(en temel yapıtaşı-özü-ruhu) elinde bulunan (Allah) ne Yüce'dir! Sizin dönüşünüz O'nadır.

[YASİN(36)/82-83]


"O (Kur'an), âlemler için ancak bir zikirdir(öğüt-hatırlatmadır)."

"Elbette 'O'nun Haberi'ni, bir vakitten sonra bileceksiniz."

[SAD(38)/87-88]

(Allah), gökleri ve Arz'ı, hak olarak yarattı. Gece, gündüzün üstünü; gündüz de, gecenin üstünü; 'küresel biçimde kaplar.' Güneş'e ve Ay'a boyun eğdirdi. Her biri (yörüngesinde), belirli bir süreye kadar hareket eder. Dikkat et! O (Allah), Aziz(üstün-şerefli) ve Ğafur(bağışlayan)'dır.

[ZÜMER(39)/5]

Onlar, Allah'ın Hak Kadrini, takdir edemediler. Oysa Kıyamet Günü, Arz, tamamen O'nun kabzasındadır (elindedir). Gökler, O'nun sağ eliyle, 'dürülüp-bükülmüştür'. (Allah), onların koştukları şirkten münezzeh ve Yüce'dir.

[ZÜMER(39)/67]

(Arz'ın) üstünde sarsılmaz dağlar kıldı, orada bereketler yarattı ve isteyip-arayanlar için 'eşit-dengeli' olmak üzere dört günde(devirde) rızıklar takdir etti.

Sonra, oraya Göğe yöneldi o, duhan(gaz) halinde idi. Böylece (Göğe) ve Arz'a dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler.

Böylece onları, iki günde(devirde) 'yedi Gök' olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti. Biz 'Dünya Göğü'nü de, lambalarla(yıldızlarla) süsleyip-donattık ve muhafaza ettik(korunmuş tavan kıldık). İşte bu, Aziz(üstün-şerefli) ve Âlim olan Allah'ın takdiridir.

[FUSSİLET(41)/10-12]

'Sarmal yollar ve yörüngeler' sahibi Göğe andolsun!

[ZARİYAT(51)/7]

Arz'da, yakın ilim (sahipleri) için ayetler vardır.

Ve kendinizde de, görmüyor musunuz?

'Rızkınız' da, size yapılan 'vaadler'(tehditler) de Gök'tedir.

[ZARİYAT(51)/20-22]

Biz Göğü kudretle bina ettik ve muhakkak O'nu 'genişletmekteyiz'.

[ZARİYAT(51)/47]

Ve Biz, her şeyden 'iki eş(çift)' yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.

[ZARİYAT(51)/49]

Karışmak üzere iki denizi salıverdi.

İkisi arasında 'berzah'(perde-engel) vardır, birbirlerine karışmazlar.

[RAHMAN(55)/19-20]

Ey cin ve insan toplulukları, eğer göklerin ve Arz'ın sınırlarından nüfuz etmeye(aşıp-geçmeye) güç yetirebilirseniz, yapın! Nüfuz edemezsiniz, ancak bir 'sultan'(üstün bir güç) müstesna.

[RAHMAN(55)/33]

Hayır, yıldızların çöktüğü yere(karadeliğe) yemin ederim.

Şayet bilirseniz, bu azim(büyük) bir yemindir.

[VAKIA(56)/75-76]

Gök'teki o kimsenin(Mikail'in), sizi Arz'a geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? O zaman Arz sarsılır(depremler olur).

O'nun, üzerinize 'taş-dolu kasırgası' göndermeyeceğinden emin misiniz? Yakında bileceksiniz, Benim uyarım(korkutmam) nasılmış?

[MÜLK(67)/16-17]

Melekler ve Ruh(Cebrail), 'elli bin sene' karşılığı olan 'bir gün'de O'na(Allah'a) yükselirler.

[MEARİC(70)/4]

Muhakkak onlar, o (kıyamet) gününü uzak görüyorlar.

Biz ise onu yakın görüyoruz.

O gün Gök, 'kızgın zeytinyağı' gibi.

Dağlar da, atılmış yün gibi olur.

[MEARİC(70)/6-9]

(Cinler): "Doğrusu biz Göğü yokladık, ancak onu, 'güçlü koruyucular' ve 'ışın topları'yla dolu bulduk."

"Oysa biz, duymak(kulak hırsızlığı yapmak için), (Göğün) oturma yerlerinde otururduk. Ancak şimdi, kim dinleyecek olursa, onu gözleyen bir 'ışın topu' bulur."

[CİN(72)/8-9]

Ay kararır.

Güneş ve Ay birleşir.

[KIYAMET(75)/8-9]

İnsan, kendisi anılmaya değer birşey değilken; üzerinden, 'dehr'den(evrenin başlangıcından) bir (hayli) süre geçmedi mi?

[İNSAN(76)/1]

Güneş, 'körleştirildiği' zaman!

Yıldızlar, 'söndürüldüğü' zaman!

Dağlar, 'yürütüldüğü' zaman!

[TEKVİR(81)/1-3]

Gök, 'soyulup-söküldüğü' zaman!

[TEKVİR(81)/11]

Hayır! Yemin ederim 'Hunnasa'(karadeliğe)!

'Künnasın' civarına(kozmik süpürgeye-olay ufkuna)!

[TEKVİR(81)/15-16]

Gezegenler 'dağılıp-saçıldığı' zaman!

Denizler 'fışkırdığı' zaman!

[İNFİTAR(82)/2-3]

Göğe ve 'Tarık'a(burgulu yola) andolsun!

Nedir 'Tarık' bilir misin?

Delik yıldızdır
(karadelik)!

[TARIK(86)/1-3]

'Dönüşümlü' olan Göğe andolsun!

[TARIK(86)/11]

Güneş'e ve onun ışığına,

(Güneş'i) izlediği zaman Ay'a,

(Güneş'in) ortaya çıkardığı gündüze andolsun!

[ŞEMS(91)/1-3]

 

 

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.