Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Dinler/ Kur'an'da "İslam"/ Kur'an'ın "Merkezi Kavramları" Nasıl Buharlaştı?/ Kur'an'ın Merkezi Kavramı:"İlah" ve "İslam"

KUR'AN'IN MERKEZİ KAVRAMI: "İLAH" VE "İSLAM"

A- İLAH KAVRAMININ ÖNEMİ

Kur'an'ın en temel kavramlarından birisi, hatta İslam'ı tanımlayan birinci kavram, "ilah" kavramıdır. Kur'an'da İslam, "Kelime-i Tevhid"; "La ilahe illallah, Muhammedun abduhu ve Rasuluhu" ifadesi ile özetlenmiştir. Yani; "Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun Kölesi ve Elçisi'dir". Burada birinci merkezi kavram "İlah", ikincisi ise "köle" dir. "Köle" kavramı, bundan önceki makalemizde incelenmişti. "İlah" kavramı ise bu çalışmada incelenecektir. Kur'an'ın Kelime-i Tevhid gerçeği, hem Kur'an'ın hem de elçilerin insanlığa gönderiliş amacıdır. İşte Kur'an'dan birkaç ayet:

Bu (Kur'an), insanlar için, onunla korkup uyarılsınlar, O'ndan başka ilah olmadığını bilsinler ve akıl sahipleri düşünsünler diye bir tebliğdir.
[İBRAHİM(14)/52]

Allah, emrinden bir Ruh'la(Cebrail'le) melekleri, kölelerinden dilediklerinin üzerine; kendisinden başka ilah olmadığını bilsinler, kendisinden korkup-sakınsınlar diye uyarmak için gönderir.
[NAHL(16)/2]

Senden önce bir elçi göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Muhakkak Ben'den başka ilah yoktur, Bana köle olun!"
[ENBİYA(21)/25]

"İslam uzayı"nı, İslam olmayandan ayıran Kelime-i Tevhid'in tarifi için "ilah" kavramı o denli önemlidir ki; "ilah" kavramının kapsamında yapılan az-çok daraltma-genişletme yahut eksiltme-artırma; İslam'ın tanımını(yahut temelini) bozmuş yahut değiştirmiş olacaktır. Bu Kelime-i Tevhid tanımı, "İslam Uzayı"nın anahtarıdır. Anahtarla oynarsanız; anahtarın dişlerini eksiltir-artırırsanız, kapıyı açamaz ve siz de evinize(uzayınıza) giremezsiniz. Sonsuz Yüce Allah, Adem'den Kıyamet'e kadar tüm insanlığı bu "temel tanımdan-mesajdan" sorumlu tutmaktadır. İnsanlık tarihinde her elçi, kavmine "bu mesaj- Kelime-i Tevhid"le gelmiştir.  

Bu makalemizde önce "ilah" kavramından ve Kelime-i Tevhid'in gerçek tanımından; sonra da bu "kavramın–tanımın" nasıl zaman aşımına uğradığından ve "İlah" kavramının içinin boşaltılarak, İslam'ın buharlaştığından bahsedeceğiz.

Sitemizdeki "Radikalizm" İslam Değil "Hastalık"tır makalemizde İslam'da kaynak metodolojisi ve hiyerarşisi başlığı altında anlatıldığı gibi; Sonsuz Yüce Allah, "İslam nedir?" sorusunun cevabını, herkesin anlayacağı açıklıkta ve kesinlikte Kur'an'da ortaya koymuştur. Sorumlu her insan-cin, aracısız ve doğrudan Kur'an'dan "İslam'ın tarifi"ni öğrenmeye ve anlamaya mecburdur ve anlayacak melekelere de sahiptir. Zira tüm sorumlu varlıklar; yani insanlar-cinler; "bu tarif"i bilmek, bu "anahtar"a sahip olmak ve bu anahtarla açtıkları "İslam uzayı"nda yaşayıp-yaşamamaktan hesap vereceklerdir.

"İLAH" KAVRAMININ TANIMI

Sözlüklerde "İlah" Kavramı

"İlah" kavramı sözlüklerden incelendiğinde; mabud, kendisine abd(köle) olunan, sığınılan, iltica edilen, koruyan, himaye eden, tanrı, ... gibi anlamlar verildiği görülür. "Elehe" fiili de benzer şekilde; ilahlaştırmak, köle olmak, tapmak, sığınmak, sevmek, şaşırmak gibi anlamlara gelmektedir. Allah (الله ) kelimesinin, ilah kelimesinin başına belirlilik anlamı katan (ال ) önekinin getirilip "ilah"ın başındaki hemzenin hazf olmasıyla oluştuğu iddia edilmektedir.

"Kur'an'ın Merkezi Kavramları Nasıl Buharlaştı?" makalemizin baş kısmında, Kur'an'ı doğru anlamak için gerekli olan "Kur'an'ı Anlama ve Kavrama Metodolojisi" özetle anlatılmıştır. Burada anlatıldığı üzere; Kur'an'da geçen bir "kelime-kavram"ın kapsamının anlaşılması için başvurulacak ilk kaynak-sözlük yine Kur'an'ın kendisidir. Böylece "ilah" kavramının kapsamını daha iyi anlamak için Kur'an'a başvuracağız.

Kur'an'da "İlah" Kavramı

Kur'an'da ilah kavramı geçen ayetlere bakarak, ilah kavramının kapsamını ve hangi vasıfları bünyesinde barındırdığını göreceğiz. Parantez içinde (Sure No/Ayet No) şeklinde verilen ayetler, ilgili maddede ifade edilen anlamlara dayanak oluşturan ayetlerdir. Aşağıdaki maddelerde anlatılan vasıflar, gerçek ilaha ait vasıflardır. Gerçekte, tüm bu vasıfların Tek ve Mutlak Sahibi, Tek İlah olan Sonsuz Yüce Allah'tır.

Ancak insanlık; tarihi boyunca ve bugün, aşağıdaki ayetlerde geçen vasıflardan birini ya da bir kısmını Allah'tan başkalarına atfederek, sayısız "sahte ilahlar" üretmiştir ve de üretmeye devam etmektedir.

1) İlah; kendisine köle olunandır. Kendisine teslim olunan, boyun eğilendir. (2/133, 6/102, 11/14, 21/108, 22/34)
2) İlah; kendisinden yardım istenen, çağrıda bulunulan, dua edilendir. (18/14, 23/117, 25/68, 26/213)
3) İlah; hüküm kendisine ait olan, helali-haramı, doğruyu-yanlışı belirleyen, Efendi, Kral, Rab'dir. (9/31, 21/22, 26/29, 28/70)
4) İlah; otorite sahibi, otoritesini geçerli kılmak isteyen, tabi olunan, hükmün sahibidir. (6/106, 21/22, 23/91, 28/88)
5) İlah; kendisinden korkulan, sakınılandır. (7/65, 23/23, 16/51)
6) İlah; sorgulanamaz, cezalandırılamaz. (21/23, 99)
7) İlah; mutlak anlamda koruyan, kurtaran, yardımın, fayda ve zararın kaynağıdır. (21/43, 11/101, 36/74, 27/62)
8) İlah; gözler, işitme ve kalpler üzerinde kudret-tasarruf-güç sahibidir. Onları alabilen veya verebilendir. (6/46)
9) İlah; yaratılmış değil yaratandır. Rahimlerde insanlara suret verendir. (16/20-22, 25/3, 3/6)
10) İlah; gökleri yeri yaratan, gökten su indiren, onunla bahçeler bitirendir ki siz onun bir ağacını bile bitiremezsiniz. İlah; Yer'i karar yeri kılan, arasında nehirler kılan, dağları vareden, denizler arasında engel kılandır. İlah; karanın ve denizin karanlıklarında yol gösteren, rüzgârları gönderendir. İlah; yaratmayı başlatıp iade eden, Gök'ten ve Yer'den rızık verendir. İlah; geceye ve gündüze hükmeden, ışığı ve karanlığı getirendir. (27/60-64, 28/71-72)

Biz, sadece içinde ilah kelimesinin geçtiği bazı ayetlerle yukarıdaki listeyi sınırladık. Gerçekte içinde ilah kavramı geçmeyen ancak tek "gerçek ilah olan Allah"ı vasf eden ayetler, çok daha fazladır ve bu vasıflar "O'nun ilahi vasıflarıdır".

Özetle, "(gerçek) ilah kavramı"; Allah'ın tüm ilahi vasıflarını kapsayan ve yaratılmışlara ait tüm noksanlıkları ve onlara benzerliklerin tümünü dışarıda bırakan geniş bir kavramdır.

Allah'ın ilahi vasıflarını anlatan Kur’an ayetlerini dikkate alarak; özellikle "ilah" kavramı kapsamındaki vasıfların, insanlar tarafından yozlaştırıldığı alanlar öne çıkarıldığında muhkem ve apaçık şekilde şu sonuca varırız.

İlah:
- otorite, kral, rab, hüküm koyan, hükmün sahibi, helali-haramı, doğruyu-yanlışı tayin etme yetkisi elinde olan,
- teslim olunan ve köle olunan
- sığınılan, yardım istenen, duada (çağrıda) bulunulan merci,
- işlerin nasıl sonlanacağını belirleyen (vekil),
- koşulsuz hükmüne boyun eğilen, hükmü sorgulanmayan,
- sözünün hak olduğundan emin olduğun,
- kendisinde eksiklik-hata-kusur bulunmayan
- kalplerin özünü, geleceği, kişinin ahiretteki durumunu, ğaybı bilen,
- ahirette şefaatin tayin ve müsaade edicisi,
- sevginin ve korkunun kaynağı, sevgini ve buğzunu kendisine göre ayarladığın, tüm kalbinle sevdiğin ve tüm kalbinle korktuğun, uğruna her şeyden vaz geçtiğin,
- çabanı, kendisini hoşnut edebilmek için sarf ettiğin, yaşantını ve hareketlerini kendisine göre tasarladığın, korkusuyla hareketlerini değiştirdiğin,
- şifa veren, yaşatan ve öldüren, fayda ve zararın kaynağı, belirleyicisi, isabet ettiricisi.

İşte Kur'an rehberliğinde "ilah" kavramının anlamı ve kapsamı böyle çizilmiştir. İlah kavramının bu doğru kapsamı, bize Kelime-i Tevhid tanımını eksiksiz bir şekilde anlama imkanı vermektedir.

B. "KELİME-İ TEVHİD"İ DOĞRU ANLAMAK

Sonsuz Yüce Allah, Kelime-i Tevhidi; yani tüm "ilah vasıfları"nın Tek Sahibi'nin Kendisi olduğunu, Kur'an'da defalarca değişik şekillerde vurgulu biçimde anlatmıştır:
- Allah'tan başka ilah yoktur, (مَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ) (لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ)
- Allah tek ilahtır, (اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌ)
- Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur, (مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ)
- O'nunla beraber bir ilah yoktur, (مَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ)
- Allah'la beraber başka bir ilah kılma, (لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ)
- O Tek Olan İlah'tan başka ilah yoktur, (مَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اِلٰهٌ وَاحِدٌ)

Yukarıda verdiğimiz ayetlerin bize bildirdiği üzere; Kur'an'ın indiriliş ve tüm elçilerin gönderiliş amacı, bu gerçeği duyurmaktır:

"Allah'a köle olun! Sizin için Allah'tan başka bir ilah yoktur!" (7/59, 65, 73, 85, 11/50, 61, 84, 23/23, 32)
"Allah'tan başka bir ilah kılma yoksa Cehenneme atılırsın". (17/39)
Allah'tan başka kimseye "ilahlık vasıfları"ndan herhangi birini atfetmek; çirkindir, yalandır, iftiradır, haksızlıktır ve Allah'a saygısızlıktır. (4/116, 10/66, 18/14-15, 31/13)

İlah kavramını yansız ve yozlaştırmadan anlayınca "Allah'tan başka ilah yoktur" buyruğunun anlamı apaçık ortaya çıkmaktadır. Şimdi Kelime-i Tevhid'i daha iyi anlamak için, Kur'an'da Kelime-i Tevhid'ten sapmaları; yani sahte ilahlığı açıklayan ayetleri inceleyelim:

KUR'AN'DAN SOMUT ÖRNEKLERLE "SAHTE İLAHLAR"

İnsanoğlu, Kabil'den bu yana tarihin hiç bir döneminde, başkalarını ilahlaştırmaktan, yani Sonsuz Yüce Allah'a "şirk" koşmaktan ve Allah'ın yanında sahte ilahlar üretmekten geri durmamıştır. Kur'an, insanların Allah'tan başka edindikleri ilahları bize şöyle örnekliyor:
- Melekler ve Allah'ın Peygamberleri (3/80)
- İsa ve Meryem (5/116)
- Din adamları ve diğer insanlar (9/31, 3/64, 16/20-22, 21/99)
- Firavun (26/29)
- Kişinin kendi hevası (arzu-istekleri ve bunlarla sakatlanmış mantığı) (25/43)
- Putlar ve Roma tanrıları (18/15, 6/74, 138)
- Samiri buzağısı (20/88-89)

Kişinin bir varlığı, ya da kendi hevasını ilahlaştırması için ille de Allah'a ait bu vasıfların tamamını yahut bir kısmını izafe etmesi gerekmez. Bu "ilahlık vasıfları"ndan birisini, yahut bu vasfın bir cüzünü(bir kısmını) başkasına atfetmesi, o varlığı ilahlaştırır ve böylece Allah'a ortak koşmuş olur. Çünkü Allah Mutlak ilahtır ve tek ilahtır. O'nun onaylamadığı, sevgi, saygı, itaat, ulûhiyet, hüküm ve hükümranlık, otorite, cezalandırma-mükâfatlandırma, kölelik, teslimiyet meşru değildir, şirktir-batıldır. Tüm bu kavramlar-kapsamlar, mutlak anlamda Allah'tan gelir ve Allah'a döner.

Örneğin; İsa'yı ilahlaştıranlar, onun göklerin ve Yer'in yaratıcısı olduğunu iddia etmezler. Kendi hevasını (arzu ve mantığını) ilahlaştıranlar, ahirette hesap sorma, Cennete-Cehenneme sokma, Gök'ten yağmur indirip onunla yeryüzünde rızıklar bitirme kudretinde olduğunu iddia etmezler. İşte Kur'an'dan başka bir örnek;

(Kitap Ehli), bilginlerini ve rahiplerini, Allah'ın dışında rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Halbuki; tek İlah olan (Allah'a) köle olmaları emredilmişti. O (Allah'tan) başka ilah yoktur. O, şirk koştuğunuz şeylerden münezzehtir.
[TEVBE(9)/31]

Kitap Ehli(Yahudiler ve Hıristiyanlar), din adamlarını rabler edinmişler; onların helal dediklerine helal, haram dediklerine de haram demişlerdir. Hâlbuki haram-helal yetkisi mutlak anlamda Allah'a aittir. Din adamları, ancak Kitab'a(Tevrat'a) dayanarak bir metodla fıkhedebilirler ve haram ve helali tamamen ona dayanarak aktarabilirler. Nitekim Peygamberimiz(s.a.v.) yukarıdaki ayetle ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

"Gerçi onlar(Kitap Ehli), bunlara(din adamlarına) ibadet etmiyorlardı. Ancak din adamları, herhangi bir şeyi onlara helal kıldıkları vakit onu helal kabul ediyorlar ve herhangi bir şeyi de onlara haram kıldıkları vakit onu haram kabul ediyorlardı."
Tirmizi
, C 5, s.206, Hno: 3292

Nitekim Mekkeli müşrikler bile, putlarına, ilahlığın tüm vasıflarını değil, sadece bir kısmını atfetmişlerdi. Allah'ı, Gök'ten su indiren, yaşatan-öldüren, göklerin ve Yer'in yaratıcısı olarak kabul ediyor; putların, kendilerini Allah'a yaklaştıracağını ve Allah indinde şefaatçi olabileceklerini zannediyorlardı. İşte Kur'an'ın beyanı:

Dikkat et! Halis din Allah'ındır. O Allah'ın dışında dostlar edinenler (dediler ki): "Biz, onlara, bizi Allah'a bir yakınlıkla yaklaştıracaklar diye köle oluyoruz." Muhakkak Allah, onların arasında, o ihtilaf ettikleri konularda hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, o hakkı örten yalancı kimseyi, hidayete erdirmez.
[ZÜMER(39)/3]

Şayet, onlara: "Gökleri ve Yer'i kim yarattı; Güneş'i ve Ay'ı kim boyun eğdirdi?" diye soracak olursan, "elbette Allah" diyecekler. Nasıl da çevriliyorlar?
[ANKEBUT(29)/61]

Şayet onlara sorarsan: "Gök'ten su indirip, ölümünden sonra Yeryüzü'nü dirilten kimdir?" Elbette: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a aittir." Hayır! Onların çoğu akletmiyorlar.
[ANKEBUT(29)/63]

Yani, Kur'an'da zikredilen "ilah vasıfları"nın tamamı ve her biri, sadece ve sadece Sonsuz Yüce Allah'a ait olup; bu vasıflardan tek bir tanesini veya bir kısmını, bir kimseye atfetmek, o kimseyi o vasıfta Allah'a ortak koşmak olur. Öyleyse Allah'tan başkasının ilahlaştırılması pratikte nasıl gerçekleşiyor bunu görelim:

İLAHLAŞTIRMAK NASIL OLUR?

Sonsuz Kudret Sahibi Allah'ın hukukunu tanımlayan Kelime-i Tevhid'in anlamına sadık kalmak için neye dikkat etmeliyiz? Ya da ne yaparsak Sonsuz Yüce Allah'ın hukukunu ve hükümranlığını çiğnemiş oluruz? Allah'a ait vasıfların birini veya bir kısmını ne zaman başkalarına atfetmiş oluruz? Özetle bir kimse nasıl düşünür ve ne yaparsa Allah'ın hukukunu çiğnemiş, başkasını ilahlaştırarak Allah'a ortak koşmuş olur?

Somutlaştıracak olursak, Allah'tan başkasını ilahlaştırmak için:
- Her konuda sadece Allah'ın hükmünü aramak yerine, bir konuda bile olsa hüküm verme yetkisini kendinde yahut başkasında görmek yeterlidir.
- Allah'tan başkasına kusursuzluk ve hatasızlık atfetmek yeterlidir.
- Allah'tan başkasının hesap gününde seni kurtaracağını, ya da sana şefaatçi olacağını iddia etmek yeterlidir.
- Allah'tan başkasının senin rızkını vereceğini veya dünya olaylarını ve senin yaşamını "yönetebileceğini" düşünmek yeterlidir.
- Allah'tan başkasından yardım-şifa beklemek, sıkıştığında başkasına dua-çağrıda bulunmak yeterlidir.
- Allah'a rağmen başkasının, sana zarar verebileceğini kabul etmek, herhangi bir konuda Allah'tan başkasını faydanın ve zararın kaynağı olarak görmek yeterlidir.
- Allah'ın bir zarara izin vermesi müstesna, korkuyu Allah'a değil de tamamen yaratılmışlara atfederek korkmak yeterlidir.
- Sevdiğini, Allah için değil de nefsin için hem de sevgin onda kalacak şekilde sevmek yeterlidir.
- Amacını, Allah'a göre değil de, nefsi-dünyevi çıkarlara göre belirlemek yeterlidir.
- Bilim yoluyla bilinenler hariç, Allah'tan başkasının ğaybı bildiğini düşünmek yeterlidir.

Sonsuz Yüce Allah'ın bir vasfının nasıl pay edilebileceğini ve bir başkasının nasıl ilahlaştırılabileceğini anlatmak için bu örnekleri verdik. Elbette, bu liste böyle daha çok uzatılabilir. Sonuç olarak: Kur'an'ın bize verdiği apaçık örneklerde de görüldüğü gibi; Sonsuz Yüce Allah'a ait olan tüm bu vasıflardan tek bir tanesinin bile Allah ile beraber bir başkasına atfedilmesi halinde Allah'a ortak koşulmuş ve o varlık ilahlaştırılmış olur.

Yukarıda saydığımız gibi insan, çok farklı cihetlerden Allah'a şirk koşabilir, hevasını, kendisini yahut başkasını ilahlaştırabilir. Peki, insanlar en çok hangi cihetten şirk koşmaktadırlar? Günümüzde Allah'ın en çok paylaştırılan-şirk koşulan vasfı; hüküm koyma-rehberlik etme-terbiye etme-yönetme-rablık vasfıdır. Allah'a en çok "ortak koşulan şey-varlık" ise; kişinin kendisi, kendi hevası ya da peşinden gittiği efendisi, şeyhi, hizip lideridir.

Allah'ın "Hükmetme-Rab-Terbiye Etme" Vasfına Ortak Ederek İlahlaştırmak

Çağlar boyu ve özellikle de günümüzde; Allah'ın ilahlık vasıfları sürekli gasp edilmiş, hükümranlık-rablık yetkisi çalınmıştır. Gerçekte, her konuda doğruyu-yanlışı, helali-haramı belirleme yetkisi, sadece ve sadece Sonsuz Yüce Allah'a aittir. Sonsuz Hüküm ve Hikmet Sahibi Allah, "hükmetme-rablık" yetkisini, gönderdiği peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığıyla gerçekleştirir. Bugün, Peygamberlik sona ermiş ve Kıyamet'e kadar geçerli tek kitap Kur'an olduğuna göre, her konuda başvurulması gereken kaynak Kur'an olmak zorundadır. Sahih Sünnet ise Kur'an'a kayıtlı ve sadece ameli konularda yardımcı bir kaynaktır. Din nedir, ne değildir? Sorusunun geçerli cevabı ise elbette Kur'an'dadır.

Ancak Allah'ın, hüküm koyma-rablık vasfı, yönetim ve iktidarı da kapsadığından, hem yöneticiler hem de bireyler, bu vasfı, kendi üzerlerine geçirmekten geri durmazlar. Bir Müslüman, ancak ve ancak Allah'ın buyrukları, yani ayetleri doğrultusunda hüküm vermek zorundadır. Konuyla ilgili çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu ayetlerden birkaçı aşağıda verilmiştir:

Biz sana Kitab'ın(Kur'an'ın) önünde olanı(Tevrat'ı-İncil'i) tasdik edici ve koruyucu olmak üzere Kitab'ı hak ile indirdik. Onların arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Ancak sana hak geldikten sonra onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-metod kıldık. Şayet Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı. Ancak O, size verdikleriyle sizi denemek istiyor. Hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
[MAİDE(5)/48]

"Ey hapishane arkadaşlarım, çeşitli rabler mi hayırlıdır, yoksa kahredici tek olan Allah mı?"
"Allah'ın dışında köle olduğunuz o kimseler, sizin ve babalarınızın uydurup isimlendirdiği şeylerdir. Allah(böyle yapasınız diye) bir delil indirmedi. Muhakkak hüküm, ancak Allah'ındır. O(Allah), kendisinden başkasına köle olmayın diye emretti. İşte doğru din budur, ancak insanların çoğu anlamazlar."
[YUSUF(12)/39-40]

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve Yer'in ğaybı O'nundur. O, ne güzel Gören ve ne güzel İşiten'dir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç bir kimseyi şerik(ortak kılmaz).
[KEHF(18)/26]

Muhakkak kendisinde hidayet ve nur bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. (Allah'a) teslim olan Nebiler, onunla Yahudilere hükmederler. Rabbaniler(terbiye ediciler-alimler) ve Ahbarlar(yazıcılar), Allah'ın Kitabı'nı(Tevrat'ı) muhafaza etmek isterler ve onun üzerinde şahitler olurlar. İnsanlardan korkmayın; Ben'den korkun ve Ben'im ayetlerimi az bir menfaatle değiştirmeyin. Her kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezse, böyle olanlar kafirdirler.
[MAİDE(5)/44]

Muhakkak bu (İsa olayı), hak bir hikayedir. Allah'tan başka ilah yoktur. Muhakkak Allah, Aziz'dir(üstündür), Hakim'dir(hüküm ve hikmet sahibidir).
Şayet yüz çevirirseniz; şüphesiz Allah, fesat çıkaranları bilir.
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak olan kelimeye gelin!
Allah'tan başkasına köle olmayalım ve O'na ortak koşmayalım. Allah'ın dışında bazımız, bazımızı rabler edinmeyelim." Şayet yüz çevirirlerse, onlara söyleyin ki: "Şahid olun! Bizler, teslim olanlarız."
[ALİ İMRAN(3)/62-64]

O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?
[ALİ İMRAN(3)/80]

Özetle, her kim tek bir konuda dahi "hüküm-yargı yetkisi"ni kendisinde, ya da bir başkasında görürse, o konuda kendisini yahut başkasını "Rab edinmiş" ve "hüküm verme" vasfında Allah'a ortak koşmuş olur.

C. İLAH KAVRAMI TAHRİF EDİLDİ VE İÇİ BOŞALTILDI

Bilindiği gibi İslam'ın en temel prensibi; "Kelime-i Tevhid"dir. Kelime-i Tevhid'in doğru anlaşılmasında en merkezi kavram ise elbette "ilah" kavramıdır. İnsan ve cin toplumlarının, zamanla anlamını ve kapsamını bozdukları bu merkezi kavram, dinin bozulmasının temel faktörü olmuştur.

Bugün, ilah kavramının içi boşaltılmış, anlamı daraltılmıştır. "Köle", "kul"a dönüştürülürken "ilah" kavramı, sadece Yaratıcı-Allah kapsamına daraltılarak "hükümranlık-otorite-rablık-meliklik" anlamı buharlaştırılmıştır. Böylece İlah kavramı daraltılarak ve onun kapsadığı vasıfların bir kısmı dışarıda tutularak Allah'tan başkalarına atfedilmiştir. Bu yolla Allah'tan çalınan vasıflarla sayısız ilahlar ihdas edilmiş ve Allah'a her türlü "şirkler" koşulmuştur.

Böylece "Allah'tan başka ilah yoktur" ilkesinin anlamı, "Allah'tan başka yaratıcı yoktur" anlamına dönüşmüştür. Bu sayede, sahte ilahlar-efendiler oligarşisi ortaya çıkmış; "Allah'la beraber başka bir ilah mı?" uyarıcı-düşündürücü Kur'an sorusunun cevabı adeta "evet"e dönüştürülmüştür. Nefislerince- gönüllerince-çağdaşça ya da efendilerince yaşayanlar, kendilerini Müslüman sanmakta, radikal hastalıkların "İslamcılık" oyunları için münbit bir ortam oluşturmaktadırlar.   

"İlah" kavramıyla ilgili bir başka daraltma ise "put" ya da "putlaştırma" kavramıdır. Oysa "putlar" sayısız "ilahlaştırma" sürecinden yalnızca birisidir. Ayrıca putperest kavramı sadece Peygamber öncesi müşriklere atfedilerek, burada ikinci bir daraltma daha ihdas edilmiştir. Böylece sahte-hırsız ilahlar, putlarla sınırlandırılmış; putperest olmayan herkes kolayca İslam dairesinin içine sokulmuştur.

İşte Resulullah(s.a.v.)ın bugünle ilgili uyarısı: 
"Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey 'şirk'tir(Allah'a ortak koşmalarıdır). Bilmiş olunuz ki; şüphesiz onlar Güneş'e, Ay'a veya puta tapacak değillerdir. Ancak, gizli bir (dünya) arzusu taşıyacaklar ve amelleriyle Allah'a ortak koşacaklardır." 
Sünen-i İbni Mace
, C 10. Hno: 4205

D. SONUÇ- İSLAM

1)
İnsanlık tarihi, Hak-Batıl, Aydınlık-Karanlık yahut İslam-Şirk mücadele tarihidir. Adem'den günümüze İslam'ın tanımı da hep aynıdır ve "Kelime-i Tevhid"tir. Kelime-i Tevhid nedir, nasıl bir tanımdır? Kelime-i Tevhid şudur:
"Eşhedu en la İlahe İllallah ve eşhedü enne (….) Abduhu ve Rasuluhu."

Burada (...) yerine, "zamanın-kavmin elçisi"nin ismi konacaktır. Adem, Şit, İdris, Nuh, …İbrahim, …Musa …İsa, Muhammed. 

Bu efradını cami ve ağyarını mani tanımın-tarifin anlamı nedir? Anlamı şudur:
"Ben, Allah'tan başka ilah olmadığına ve (….)in de Allah'ın kölesi ve Elçisi olduğuna şahidim."

Daha açık bir ifadeyle: "(Önce) Allah'ın dışındaki tüm ilahları reddederim, ancak Allah benim tek İlahımdır ve (….) de Allah'ın kölesi ve elçisidir, Ben bu tasdikime-sözüme şahidim."

2)
Bu tanım, İslam'ın temel prensibidir, tanımıdır, temelidir. Kur'an, baştan sona kadar bu prensibi, insanlığa muhkem, tekrarlı ve şiddetli bir şekilde açıklamaktadır. Bu açıklamalar, ne Hadis'e ne de başka bir metne muhtaç değildir. Bu nedenledir ki mutlak gerçek olan ve kayıt altına alınmış olan Allah'ın vahyi Kur'an, şüphesiz ve muhkem bir şekilde bize, İslam'ın ne olduğunu ve ne olmadığını bildirmektedir.

İslam'ın yukarıdaki bu tanımı "ağyarını mani, efradını cami" bir tariftir. Bir tarifin, tam-kesin-doğru olması için "ağyarını mani, efradını cami" olması gerekir. Böyle olmayan tanım, belirsizlik içerir; kesin ve tam olamaz. Bu kıstas, matematiksel tanımların yahut bilimsel tanımların da temel özelliğidir. Zira bir tanım(küme-kavram), tümleyeni(ağyarını mani) ve kapsamı-kapsayanı(efradını cami) ile tam olur ve kesinlik kazanır.

3) İslam'ın yukarıdaki tanımında; önce "ilahlar"ın "reddi(tümleyeni)", arkasından da "Allah'ın tek İlahlığı"nın tasdiki(kapsamı) gelir. Kur'an bize, İslam'ı anlatırken önce "reddetmeye-örtmeye", sonra da "onaylamaya-tasdike" çağırır. İslam'a kişi şöyle girer:

"Ben (evrenlerde-âlemlerdeki- geçmişte-gelecekteki) tüm ilahları(tabii ki sahte ilahları) reddederim, ancak ve ancak Allah benim tek İlahımdır ve ben buna şahitlik ederim. Ve yine şahitlik ederim ki; Muhammed Allah'ın kölesidir ve elçisidir. Muhammed, Allah'ın kölesiyse elbette ben de Allah'ın kölesiyim, buna da şahitlik ederim. İşte doğru din budur."

4) Evet yukarıdan beri açıkladığımız İslam'ın tanımında önemli üç unsur vardır:
Birincisi, bu tanım; "ağyarını mani ve efradını cami" bir tanımdır.
İkincisi, bu temel tanımın-prensibin merkezi kavramı, "ilah" kavramıdır. "İlah" kavramı, Kur'an'ın da "merkezi-baş kavramı"dır. "İlah" kavramı türevleriyle birlikte Kur'an'da 2839 kere ve en çok geçen bir kavramdır. 
Üçüncüsü ise yine Kur'an'ın merkezi kavramlarından olan ve 275 kere geçen "abd-köle" kavramının, "ilah" kavramıyla doğrudan ilişkisidir; yani "ilah-köle" ilişkisi... Zira tüm Elçiler ve Müslümanlar, "Tek İlah olan Allah'ın kölesidirler".

5) "İslam tanımı"nı sırtında taşıyan en önemli merkezi kavram elbette "ilah" kavramıdır. Bu "ilah" kavramının içini boşaltırsanız yahut bu temel kavramı, mevziinden çıkarır, kapsamını bozarsanız, "İslam tanımı" buharlaşır. Yazımızın başından beri bu merkezi "ilah" kavramının, zamanla nasıl buharlaştırıldığını ortaya koymaya çalıştık. Aynı zamanda "İslam uzayı"nın anahtarının bu tanım olduğunu, bu "anahtarın dişleri"nin de "ilah" kavramının "kapsamı" olduğunu düşünebiliriz. Şayet anahtarın dişleri eksik yahut fazla olursa, "İslam uzayı"na (evine) giremeyeceğimizi hatırlamalıyız.   

6) Sonsuz Yüce olan Allah, insanlığa, son evrensel mesajı olan Kur'an'da "İslam tanımı"nı; tekrarlı, tafsilatlı, tüm yönleriyle, muhkem ve şiddetli bir şekilde açıklamaktadır. Ve her akıl sahibinin anlayacağı şekilde; en az beş "temel-merkezi kavram"la İslam'ı bize anlatmaktadır. Bu beş merkezi kavram bize, "İslam tanımı"nı 5 farklı yönden yahut 5 farklı şekilde açıklarken; bu temel kavramlar arasındaki "kapsam denkliği"ni de açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu 5 kavram:
"teslim olmak", "köle olmak", "mülk olmak", "şirk(ortak) koşmamak", "la-ilahe illallah".

Ve işte bu 5 kavramla 5 denk İslam tanımı:    
1) "Allah'a 'teslim' olmak". 2) "Allah'a 'köle' olmak". 3) "Allah'a 'mülk' olmak", 4) "Allah'a, hiçbir şeyi-kimseyi (kendi nefsi de dahil) 'şirk' (ortak) koşmamak", 5) "Allah'ın dışında varsayılan Gök'te ve Yer'deki 'ilahlar'ı, insanlık tarihindeki ilahları, bu ilahlara ait hükümleri reddetmek. Reddetmeyen müşrikleri de reddetmek."

7) Sonuç olarak diyebiliriz ki; Sonsuz Yüce ve Sonsuz Rahmet Sahibi olan Allah, Kıyamet'e kadar geçerli olan ve insanlığa Peygamberlik yapacak olan Yüce Kitabı'nda; Dini İslam'ı, "ağyarını mani, efradını cami ve muhkem" bir şekilde vaaz etmiştir. Yüce Kur'an'ın özü ve temel amacı; Sonsuz Yüce Rabb'imizin hukukunun temel çerçevesini çizen "İslam tanımı"nı, muhkem bir şekilde tüm insanlığa tebliğ etmektir. Zira tüm insanlığın sorgusu, bu temel tanımdan-amaçtan olacaktır ve bu "temel tanım", "Din"in olmazsa olmazıdır. Zira bu tanım, binanın temeli, ağacın kökü, evin anahtarı mesabesindedir. Temeli bozuk, kökü çürük, anahtarı hatalı olan Müslüman değil, müşrik olur ve tabii ki amelleri boşa çıkar yahut sıfırlanır.

8) İslam'ın zuhurundan bugüne kadar yaklaşık 1500 yıl geçmiş bulunuyor. İnsanoğlu kısa sürede İslam'ı değiştirip-şirke dönüştürüyor. Yüce Allah'ın hukukundan sürekli çalarak; çaldığı bu vasıfları kendi üzerine yahut dini-dünyevi liderleri üzerine aktarıyor. Zamanla; bir süreç içinde İslam'ı "temel amaç" edinmekten uzaklaşıyor ve giderek dünyayı amaç haline getiriyor. Böylece de İslam, amaç olmaktan çıkıyor, araç oluyor.

İnsanoğlu, Kur'an'la kendisi arasına dağlar gibi kitaplar, görüşler, kaynaklar ve sayısız efendiler-rabler koyuyor. Berrak-temiz kaynaktan içmek yerine, kaynağın uzağındaki kirlenmiş sulardan besleniyor ve böylece İslam'dan uzaklaşıyor. Maalesef insanlık tarihi, bir anlamda İslam'dan sapmalar tarihidir; aldanmış, nefsine kanmış ve helake sürüklenmiş milletler tarihidir.

Bugün de nefislerin zaman sürecindeki aldanmışlığı, maalesef hükmünü icra etmeye; İslam, öz-kök-temel olmak yerine kabuklaşmaya ve buharlaşmaya devam ediyor, ders alacaklar var mıdır? Bugün Kur'an'ın merkezi kavramları, "kökünden-kapsamından-mevzii"nden çıkarılarak içleri boşaltılmıştır. "Kur'an İslamı" diyenlerin bile nasıl kavram kargaşası ve karartması içinde oldukları apaçık ortadadır. Son sözümüz şudur ki:

Şeytani Tasavvuf felsefesinin, bu felsefenin gölgesindeki tarikatların, modernist akımların, Ilımlı-radikal İslamcı hastalıkların ve "küresel-parasal güç"ün oyuncağı olan dinci-şeriatçı aktörlerin, dini de-yolu da İslam değildir.

Ey ümmet, ey millet uyan ve "kaynağa" dön, kabuğundan sıyrıl İslam'a dön! Gerçek Kur'an İslamı'na!... 

10/12/2014 Dr. Alp Bayraktar
Erhan Kaya
yaklasansaat.com

 

 

Kaynaklar:
1) Kur'an'ı Kerim
2) Tirmizi, C 5, s.206, Hno: 3292
3) Sünen-i İbni Mace, C 10. Hno: 4205
4) Ragıp El-İsfahani, Müfredat, çev. Doç. Dr. Abdülbaki Güneş ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yolcu, Çıra Yay. İstanbul, Mayıs, 2006.
5) Ragıp El-İsfahani, Müfredat, Kur'an Kavramları Sözlüğü, çev. Yusuf Türker, Pınar Yay. Eylül, 2007
6) Mahmut Çanga, Kur'an–ı Kerim Lugatı (Mu'cemul Müfehres), Timaş Yay. Mayıs, 2010
7) Mevlüt Sarı, Arapça-Türkçe Lugat, İpek Yay.
8)
Serdar Mutçalı, Arapça-Türkçe Sözlük, Dağarcık Yay. Aralık, 1995.
9) Hans Wehr, Arabic-English Dictionary, Spoken Language Services, 1994



Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.