Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Dinler/ Kur'an'da "İslam"/ Kur'an'ın "Merkezi Kavramları" Nasıl Buharlaştı?/ Kur'an'ın Merkezi Kavramı: "Kölelik(Abd)

KUR'AN'IN MERKEZİ KAVRAMI: "عبد-KÖLELİK(Abd)"

عبد KÖKÜ VE TÜREVLERİ

عبد kökünden köle, köle olmak, kölelik gibi kavramlar türemiştir. Bunlar, İslam'ın ne olduğunu ve ne olmadığını anlatan en kilit kavramlardandır. Kur'an'da, tümüyle her şey için Allah'a muhtaç olan insan ile hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyin yaratıcısı ve sahibi, Sonsuz Güç ve Kudret Sahibi Allah arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği  عبد  kökünden gelen kelimelerle anlatılmaktadır. Bu kelimelerin doğru anlaşılması, Allah'ın insandan isteğinin anlaşılması demek olup, bu kavramda yapılacak ufak bir sapma, "ilahi mesaj"ı boşa çıkarabilmektedir.

Kur'an'da İslam, yani Allah'a teslimiyet; "yalnızca Allah'a köle olmak ve O'na kimseyi ortak etmemek" olarak anlatılmıştır. "Allah'a köle olun, sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur" ayet ifadesi, tüm peygamberlerce tekrarlanmıştır. İnsanların ve cinlerin yaratılış amacı; "Allah'a köle olmaktır" şeklinde özetlenmiştir.

İsteyerek Allah'a köle olmak; insanın insana olan köleliğiyle karıştırılmamalıdır. Allah, köle olunmaya tek layık olan Sonsuz Yüce Rabb'dir. Kibir hastalığıyla malul olmayan sağlıklı bir insanı, O'na kölelik dışında hiçbir şey mutlu etmez.

A- KUR'AN'DA عبد

عبد  kökü ve onun farklı türevleri Kur'an'da 275 yerde geçmektedir. Nasıl ki Arapçada kadın köle-cariyenin karşılığı أَمَةٌ kelimesidir, Türkçedeki "erkek köle"nin Arapçadaki karşılığı da عبد  kökünden gelen "abd"(عَبْدٌ) kelimesidir. Yani abd, "hür olmayan-köle" demektir. Köle ise anlamı açık, yozlaşmamış bir kelimedir. Kur'an'da geçmemekle birlikte, Arapça sözlüklerde, ayrıca "kadın köle", cariye anlamına gelen dişilik eki almış hali "abdetun"(عَبْدَةٌ) kelimesi de yer almaktadır.

Herkesin bildiği üzere köle; kendi iradesi olmayan, efendisi ne derse, ne isterse onu yapmakla yükümlü olan, koşulsuz, mutlak itaat eden, sürekli efendisinin hizmetinde, onu hoşnut etmeye çalışan kimse anlamındadır. Şarkılarda ve şiirlerde dile getirildiği gibi, ilahlaştırma boyutunda aşırı bir sevgiyi ve mutlak bağlılığı anlatmak için "sana/senin kölen olurum" gibi ifadeler kullanılmaktadır. Yani kölelik ifadesi, her zaman zoraki bir baskıyı, ya da bir zulüm sonucu "esaret"i değil, aynı zamanda sevginin ve bağlılığın son noktasını ifade etmek için kullanılan bir kelimedir.

عبد kökünden gelen "abd"(عَبْدٌ), "abid"(عَابِدٌ ), "ibadet"(عِبَادَةٌ) gibi isimlerin ve "abede" (عَبَدَ) fiilinin anlamı hep köle, kölelik, köle olmak çerçevesindedir. İşte Kur'an'da bu anlamı, muhkem şekilde ifade eden ayetler:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas yazıldı.
Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi..."
[BAKARA(2)/178]

"Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır..."
[BAKARA(2)/221]

"Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen ve mülk edinilmiş bir köle ile kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler."
[NAHL(16)/75]

Bu ayetlerde "abd" kelimesinin, "hür"ün zıttı olan "köle" anlamına geldiği açık ve kesindir.

"İçinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir."
[NUR(24)/32]

Burada da abd kelimesinin çoğulu olan ibad kelimesinin yine köle anlamına geldiğini görüyoruz.

"Dediler ki: 'Kavimleri bize köle oldukları halde, bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacağız?'"
[MUMİNUN(23)/47]

23/47'de "abidun" kelimesi, İsrailoğullarının Firavun'a köleliğini anlatmak için kullanılmış. "Abede”; köle oldu fiilinden ismu fail yapılarak "köle olan" anlamına gelmiştir. 

"Minnet ettiğin o nimet, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır."
[ŞUARA(26)/22]

26/22'deki "abbede" (عَبَّدَ) fiili, "abede" fiilinden geçişlilik özelliği katan fe'ele (فَعَّلَ) babına girmiş ve anlamı köle olmaktan, köle etmek-köle kılmak haline gelmiştir. Yine Firavun'un İsrailoğullarını köleleştirmesini, Allah, bize bu kelimeyle anlatmaktadır.

Bu ayetlerdeki köle anlamı o kadar güçlü ve muhkemdir ki mevcut meallerde de aynı şekilde bu anlam verilmiştir. Ancak iş, İslam'ın en temel koşulu olan Allah'a köleliğe geldiğinde, bu sefer köle kelimesi bilinçli olarak kullanılmamakta, onun yerine "kul" kelimesinin geçtiği görülmektedir. Öncelikle yine Kur'an'dan örneklerle bu çelişkiyi ortaya koyalım sonra bunun nasıl bir kavramların anlamlarını buharlaştırmaya yol açtığını anlatacağız:

B- عبد MERKEZİ KAVRAMLAR: MEALLERDE BUHARLAŞMA!

Mevcut mealler, yukarıdaki 2/178'de "abd" geçen yerleri, köle diye çevirerek "köleye karşı köle" derken, 16/75 ayetindeki "abden memluken"(عَبْدًا مَّمْلُوكًا) ifadesine "başkasının malı olan bir köle" diye anlam verirken, 17/3'te geçen, her bakımdan birebir aynı yapıda olan "abden şekuren"(عَبْدًا شَكُورًا) yani "şükreden bir köle" ifadesine "şükreden bir kul" diye anlam vermişlerdir.

İşte yanlış meal: 
"(Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o (Nuh), şükreden bir kuldu."
[İSRA(17)/3]

Benzer şekilde 19/2, 30 ayetlerinde Peygamberler Zekeriya ve İsa için bire bir "abd" kelimesi ile "Allah'ın kölesi" ifadesi geçmesine rağmen, haşa Allah'a köleliği peygamberlere yakıştıramayanlar "Allah'ın kulu" olarak meal vermiştir.

Aynı şekilde meallerde, yukarıda verilen 24/32'de "ibadikum"(عِبَادِكُمْ) kelimesine karşılık köleleriniz denmesine rağmen, Allah aşağıda verilmiş olan 18/65'te birebir aynı kelimeyi kullanarak "ibadina"(عِبَادِنَا) yani "kölelerimiz" dediğinde, yine Allah'a köleliği haşa beğenmeyerek, yanlış bularak "kölelerimiz" yerine "kullarımız" diye çevirmişlerdir.

İşte yanlış bir meal:
"Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular."
[KEHF(18)/65]

Yine 23/47'deki "abidun"(عَابِدُونَ) kelimesini "kölelik eden" diye çeviriyorlarken aynı kelimeyi aşağıda verilen 2/138'de "Allah'a kölelik" söz konusu olduğunda "kulluk eden" ya da "ibadet eden" diye çevirmektedirler.

İşte doğru olmayan meal:
"Allah'ın boyası... Allah(ın boyasın)dan daha güzel boyası olan kimdir? Biz (yalnızca) O'na kulluk / ibadet edenleriz."
[BAKARA(2)/138]

Peki, "köle" yerine "kul" kullanılsa ne olur? Kul kelimesi köle anlamını karşılar mı? Yine "köle olmak" yerine "ibadet etmek" ya da "tapmak" kullanılırsa, anlam buharlaşmaz mı? Buradaki anlam kaymaları ne gibi sonuçlar doğurur?

C- AMAÇ "KÖLELİK"TEN KAÇMAK: "KUL" KAVRAMININ KÖKENİ

"Kul" kelimesi eski Türkçe bir kelimedir ve Orhun Kitabelerinden Kül Tigin yazıtında bu kelime birkaç kez "esir-köle" anlamında geçmektedir. Örneğin, Çinlilere esir olanları anlatmak için:

[7] Kağanladuk kağanın yitürü ıdmış. Tabğaç budunka beglik un oğlın kul boldı, isilik kız oğlın kürig boldı. Türk begler Türk atın ıtı. Tabğaçgı begler Tabğaç atın tutupan Tabğaç kağanka...
([7] kağan yaptığı kağanını kaybedi vermiş. Çin milletine beylik erkek evladı
kul oldu, hanımlık kız evlâdı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutup, Çin kağanına…)

Ancak kelime, zaman içerisinde farklı anlamlarda kullanıla kullanıla kökenindeki "köle-esir" anlamından uzaklaşmış, çok daha geniş anlamlar kazanmıştır. Osmanlı'da, asker olan yeniçerilere padişah'ın kulları denilmekte, Yeniçerilerin bulunduğu karakol vazifesi gören yerlere kulluk, Yeniçeri ağasına kul ağası, babası Yeniçeri olup kendi de Yeniçeri olana kuloğlu denilmekte, padişahın hizmetinde bulunanlara ve Enderun'dan yetişen padişahın yardımcısı, danışmanı olan devlet adamlarına da yine padişahın kulu denilmektedir. Böylece Osmanlı'da "kul kelimesi"; hizmetçi, yardımcı, asker gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Kul kelimesinin günümüzdeki kullanımına bakmak için deyim ve atasözlerini incelediğimizde ve güncel kullanımına baktığımızda, anlamının köleden ne kadar uzak olduğunu görürüz. Örneğin "burada bir Allah'ın kulu yok mu?" cümlesindeki gibi kullanımların hepsinde "Allah'ın kulu" aslında insan, mahluk anlamına dönüşmüştür. Aynı şekilde "hatasız kul olmaz", "insan beşer, kuldur şaşar.", "o da bir Allah'ın kulu" gibi halk arasında yaygın  kullanımları açıktır.

Özetle Türkçede, "Allah'ın kulu" kavramı, dini ya da inancı ne olursa olsun yaratılmış; insan anlamına gelmektedir. Bunun, "İslam'ın özü" olan "Allah'ın kölesi" olma ile yani Allah'a mutlak bağlılık, "teslimiyet"; mutlak ve koşulsuz itaat-boyun eğme anlamlarıyla ilgisi maalesef yok denecek kadar azdır.

Aslında benzer bir anlam kayması İngilizce meallerde de mevcuttur. İngilizce mealler, "hürün karşıtı köle" anlamına gelen "slave" kelimesi yerine "servant" yani hizmet eden, hizmetçi kavramı kullanılmaktadır ki yanlış bir tercümedir.

"İbadet" Kavramı

Aynı şekilde, "ibadet etmek"de "kölelik etmeyi" karşılayamaz. Aslında ibadet (عِبَادَةٌ) kelimesi Arapça bir kelimedir, "abede"(عَبَدَ) fiilinin mastarıdır ve kölelik anlamına gelir. Ancak, Türkçede "ibadet" denildiğinde kölenin tüm amelleri değil, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek vs. gibi fiili bir kısım amelleri ve eylemleri anlaşılır. Örneğin Diyanet, kendi sitesinde "ibadet"i üçe ayırırken ciddi bir anlam buharlaşması sergilemiştir.

"İbadet:
1- Beden ile; Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
2- Mal ile; Zekât vermek ve kurban kesmek gibi.
3- Hem Mal, Hem de Beden İle; Hacca gitmek."

Allah'ın "sadece Bana köle olun" emrini, "sadece Bana ibadet edin" diye çevirmek büyük bir "anlam kayması"na sebep olmaktadır. Allah'a kölelik, mutlak bir teslimiyeti ve her konuda O'nun hükmünü arayıp, ona göre hareket etmeyi, O'nu her şeyden çok sevmeyi anlatırken; Allah'a ibadet; namaz, oruç gibi amellerden öteye geçmemektedir.

"İbadet"in, "abede" fiilinin mastarı olarak kölelik yapmak, köle olmak anlamına geldiğini yukarıda ifade etmiştik. İşte Yüce Kur'an'ın ifadesi:

Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a köle olmaktan kesinlikle çekinmezler. Kim O'na ibadetten(kölelikten) çekinirse ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.
[NİSA(4)/172]

Bu ayetin ilk yarısında "Allah'a köle olmaktan çekinmezler" derken "köle" anlamındaki "abd" kelimesini kullanıyor. Ayetin ikinci yarısında da "kim kölelikten çekinirse" derken kölelik için aynı fiilin mastarını yani ibadet kelimesini kullanmış. Yani, Allah'a abd olmak ile O'na ibadetin aynı şey olduğu açıktır.

"Tapmak" Kavramı

"Tapmak" kavramı üzerinde fazla durmayacağız, ancak "tapmak" kelimesinin de zihinlerde oluşturduğu şey; bir ilahın karşısında eğilmek ve secde etmek gibi dini ritueller ya da önünde eğilip yerlere kapanmak gibi kısır anlamlardır. Bu kavramda, kölelikteki mutlak boyun eğme, koşulsuz itaat, her şeyde Allah'ın hükmünü ve razılığına arama gibi anlamlar buharlaşmaktadır.

D- عبد "MERKEZİ KAVRAMLAR" VE BUHARLAŞTIRMANIN SONUÇLARI

İslam, Kur'an'da tekrar tekrar "yalnızca Allah'a köle olmak ve O'na hiçbir şeyi şirk(ortak) koşmamak" ve "sadece Allah'a köle olmak O'ndan başka kimseye köle olmamak" ifadeleriyle anlatılmıştır. Bu ayetleri, sitemizdeki "Kur'an'da İslam" sayfasında bulabilirsiniz. İnsanların ve cinlerin yaratılış amacı budur. Tüm peygamberlerin kavimlerine getirdikleri mesaj da budur. Bu merkezi kavramda anlam kaymasına sebep olacak kavramlara örnek olmak üzere aşağıda mealler verilmiş, yanlış kavramların üstü çizilmiştir.

"Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana kulluk etsinler / ibadet etsinler / köle olsunlar diye yarattım."
[ZARİYAT(51)/56]

"Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka ilah yoktur, Bana kulluk edin / ibadet edin / köle olun" diye vahyetmişizdir."
[ENBİYA(21)/25]

"... Allah'a kulluk edin / ibadet edin / köle olun sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur..."
[A'RAF(7)/59, 65, 73, 85]

Sizin Allah'tan başka ibadet ettikleriniz / kulluk ettikleriniz / köle olduklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın isimlendirdiklerinden başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi /ibadet etmemenizi / köle olmamanızı emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.
[YUSUF(12)/40]

"Köle" Yerine "Kul" Geçince:

"Köle"yi "kul" ya da hizmetçi yaptığınız zaman insana Allah'ın vermediği bir yetkiyi vermiş, insanı Allah'ın kölesi, her konuda O'nun hükmünü arayan, en çok O'ndan korkan, O'nu her şeyin üstünde seven, sadece O'nun razılığını amaç edinmiş, O'na tam boyun eğmiş, O'na mutlak ve koşulsuz itaat eden bir kimse olmaktan çıkarıp; Allah'ın emirlerini yapmaya gayret eden ama kendince görüşleri-düşünceleri olabilen, kendine ait geniş bir özgürlük alanı olabilen, padişahın yanındaki devlet adamları gibi yardımcı-hizmetçi bir pozisyon ortaya çıkıyor.

Böylece "köle-efendi" ilişkisi yerini "kul(hizmetçi)-efendi" ilişkisi alıyor, "abd"(köle) merkezi kavramının kapsamı ve bu kapsama bağlı "İslam tanımı" değişiyor-buharlaşıyor.

Aynı şekilde "Allah'a köle olmak", "Allah'a ibadet etmek"e dönüşünce, Allah'a tam teslimiyet, koşulsuz itaat ve mutlak boyun eğmek; sadece namaz, oruç ve benzeri fiili amellere dönüşmekte, kapsam daralmakta ve böylece dinin içi boşaltılmaktadır.

E- SONUÇ

1) Kur'an'da عبد kökünden gelen kavramların girdiği kalıba göre; köle, köle olmak, kölelik gibi anlamlara geldiği apaçıktır. Mealcilerin köle kavramını, çağdaş anlayışı onaylamak için istediği gibi yumuşatması; istediği yerde "kul", istediği yerde "köle" olarak kullanması "Kur'an'i tanım ve anlamları" buharlaştırmaktan başka bir sonuç doğurmaz.

2) Kul kelimesi köleyi karşılamamaktadır. Çok daha geniş ve zayıf anlamlara sahip olduğundan anlamı yozlaştırmakta ve ayetlerdeki köle anlamını buharlaştırmaktadır. Aynı şekilde, ibadet de "köle olma" kavramının içini boşaltmaktadır.

3) Arapça çok zengin bir dildir ve nüans farklarını bile ortaya koymak mümkündür. Bu sebeple Arapça, hizmetçi, yardımcı, kul, köle gibi farklı anlamlara karşılık gelen farklı kelimelerce zengindir. Tüm dilleri, her şeyi yaratan Sonsuz Yüce Rabb'imiz, her şeyi kuşatan sonsuz ilmiyle "kavramları" nasıl ve ne şekilde kullanmışsa bize düşen onu anlamaya çalışmak ve O'na tabi olmaktır. Yoksa Kur'an'ı kendi mantığımıza ve hevamıza uydurmak bizi İslam'dan başka bir yere; yani delalete götürür.  

4) Unutulmamalıdır ki tüm vahye dayalı "tevhid dinleri", insanların, dünyevileştirme, nefsine uydurma çabalarıyla bozulmuş; "vahyin kavramları", tevil ve yanlı tefsirlerle buharlaştırılmıştır. Dinlerin bozulmasında "merkezi kavramlar"ın mevzilerinden çıkarılmasının büyük payı vardır. Bu saptırmanın kaynağı din adamları, tipik örneği ise İsrailoğullarıdır.

Mart, 2013 Dr. Alp Bayraktar
Erhan Kaya
yaklasansaat.com

 

 

Kaynaklar:
1) Kur'an'ı Kerim
2) Ragıp El-İsfahani, Müfredat, çev. Doç. Dr. Abdülbaki Güneş ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yolcu, Çıra Yay. İstanbul, Mayıs, 2006.
3) Ragıp El-İsfahani, Müfredat, Kur'an Kavramları Sözlüğü, çev. Yusuf Türker, Pınar Yay. Eylül, 2007
4) Mahmut Çanga, Kur'an–ı Kerim Lugatı (Mu'cemul Müfehres), Timaş Yay. Mayıs, 2010
5) Mevlüt Sarı, Arapça-Türkçe Lugat, İpek Yay.
6) Serdar Mutçalı, Arapça-Türkçe Sözlük, Dağarcık Yay. Aralık, 1995.
7) Hans Wehr, Arabic-English Dictionary, Spoken Language Services, 1994
8)
Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük
9) Türk Dil Kurumu (TDK) Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
10) Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Yay. 1983
11) Prof. Dr. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yay. 2012

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.