Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Cin-Şeytanlar/ İnsanlık Tarihi, Mu-Atlantis ve "Ye'cuc- Me'cuc"/ Hadis'te ''Ye'cuc-Me'cuc''

HADİS'TE ''YE'CUC-ME'CUC''

Zeyneb binti Cahş, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Allah'tan başka ilah yoktur.
Gerçekleşmesi yaklaşan bir 'şer'den dolayı vay Arap'ın haline! Bugün 'Ye'cuc ve Me'cuc'un Seddi'nden, şunun gibi bir delik açıldı." diyerek uykusundan uyandı.
Ravi Süfyan,
şehadet parmağıyla, baş parmağını halkalayarak, Peygamber'in yaptığı gibi "o" işareti yapmıştır. Ben: Yâ Resûlallah! Aramızda salihler varken, biz helak olurmuyuz? dedim.
"Evet! Fısk ve fücur ve ma'siyet(kötülük) çoğaldığı zaman!" (helak olursunuz)  buyurdular. 
Sahihi Müslim,
C.8, H.no: 2880, s.406

Huzeyfetu'bnu Esid el Ğıfari, şöyle rivayet etmiştir: Bizler (kıyamet hakkında) müzakere eder halde iken Peygamber (s.a.v.), apansız üzerimize çıkageldi ve: "Neyi müzakere ediyorsunuz?" diye sordu.
Orada bulunan sahabeler: "Kıyameti müzakere ediyoruz" dediler.
Peygamber(s.a.v.): "Sizler daha evvel 'on alamet'i müşahede etmedikçe asla kıyamet kopmayacaktır." buyurdu. Ve şunları zikretti:
"Duhan, Deccal, Dabbetu'l Arz, Güneş'in batıdan doğması, İsa'nın dönüşü, Ye'cuc ve Me'cuc'un çıkması, biri doğuda, biri batıda, biri de Arap Yarımadası'nda olmak üzere üç 'husuf'; yani arzın çökmesi. Bu alametlerin sonuncusu ise Yemen'den çıkıp da, insanları toplantı yerlerine doğru önüne katarak süren bir ateştir."
Sahihi Müslim,
C.8, H.no: 2901, s.434

Ebu Said-i Hudri şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ye'cuc ve Me'cuc seddi açılacak ve Allah Teala'nın; 'Onlar her tepeden hızla inecekler' ayetinde buyurduğu gibi, onlar çıkıp yeryüzünü istila edecekler. Müslümanlar da onlardan dolayı yerlerini bırakıp geri çekilecekler. Hatta, kalan müslümanlar şehirlerine ve karalarına (sığınmış) olacak ve mevâsi(deve, sığır, koyun ve keçi) sürülerini yanlarına barındıracaklar (yani mer'aya gönderemiyecekler). Ye'cuc ve Me'cuc (öncüleri) nehire uğrayıp yatağında hiç bir şey kalmayacak şekilde suyunu içip tüketecekler. Onların arkasından gelen geridekiler oraya uğrayacaklar ve sözcüleri: 'Şüphesiz bu yerde önceden su vardı', diyecekler. Onlar yeryüzüne hâkim olacaklar. Sonra sözcüleri: 'Şu insanlar, yeryüzü halkıdır, işlerini bitirdik. Andolsun ki şimdi gök halkı ile savaşacağız', diyecek. Hatta onlardan biri harbesini(kısa mızrağını) göğe doğru fırlatacak ve harbesi kana bulanmış olarak dönecektir. Bunun üzerine onlar: 'Biz gök halkını da şüphesiz öldürdük', diyecekler.

"Onlar bu durumdayken, Allah aniden deve kuşu sürüsüne benzer hayvanlar gönderecek ve bu hayvanlar onları boyunlarından yakalayacak ve onlar, çekirge sürüsünün ölümü gibi ölüp; birbirinin üstüne yığılıp kalacaklar. Sabahleyin, Müslümanlar onların ses sedasını işitmeyecekler. Bunun üzerine Müslümanlar: 'Kim canını feda edip onların ne yaptığına bakacak?' diyecekler. Bunun üzerine Müslümanlar'dan kendisini, Ye'cuc ve Me'cuc'a öldürtmeye hazırlamış durumda olan birisi, (sığındığı yerden) inecek ve Ye'cuc ile Me'cuc güruhunu ölmüş olarak bulacak.

"Bunun üzerine Müslümanlara şöyle seslenecek: 'Dikkat ediniz! Sizleri müjdeliyorum. Düşmanlarınız ölmüşlerdir.' Bunun üzerine müslümanlar, (sığındıkları yerlerden) dışarı çıkacaklar ve küçükbaş, büyükbaş hayvanlarını salıverecekler... "
Suneni İbni-Mace, C.10, Hno: 4079, s.341

Ebu Sa'id şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.
), şöyle buyurdu: "... Allah Teala: (Adem'e); 'Her bin kişiden, dokuz yüz doksan dokuzu (cehenneme gidecek)' diye cevap verir. Yüce Allah, Adem'e böyle buyurduğu zaman; (bunun verdiği dehşetli korkudan) çocuğun ihtiyarlayacağı ve her gebe kadının, çocuğunu düşüreceği zamandır. Ve orada mahşer halkını sarhoşlar halinde görürsün. Halbuki onlar hiç de sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir."
Oradakilere bu haber ağır geldi de: Ya Resulallah! Bu, binde bir kişi hangimizdir? diye sordular. Bunun üzerine
Rasulullah (s.a.v.): "Size müjdeler olsun! Muhakkak sizden bir kişiye mukabil, Ye'cuc ve Me'cuc'den bin kişi (cehenneme gönderilecektir)." buyurdu...
Buhari
, C. 9, Hno:1373, s.103-104; Sahihi Müslim, C.1, H.no: 222, s.306.

Nevvas b. Sem'an el Kilabi şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.)
şöyle buyurmuştur: "...Sonra Allah;
İsa'ya kullarımı Tur Dağı'na doğru götür diye vahyedecek. Çünkü Ben, bazı kullarımı çıkaracağım ki onlarla savaşmaya kimsenin gücü yetmez. Bunlar, Ye'cuc ve Me'cuc kavmidir. Bunlar, her bir tepeden seller gibi akarcasına inip yeryüzüne dağılacaklardır. İlk gurup Taberiyye Gölü'ne inecek ve oranın suyunu içip bitireceklerdir. İkinci gurup, o göle uğrayacaklar ve önceden burada su vardı diyeceklerdir. Sonra Beyti Makdis(Mescidi Aksa) dağına varıncaya kadar yürüyecekler ve şöyle diyecekler: Yeryüzündekilerle savaştık ve hepsini öldürdük, haydi şimdi de gökyüzündekileri öldürelim diyecekler. Oklarını fırlatacaklar da Allah onların oklarını kana bulanmış olarak geri çevirecektir.

"Meryem oğlu İsa ve çevresindekiler kuşatılacaktır. O gün bir öküz başı, sizin için yüz dinardan daha kıymetli olacaktır. Sonra Meryem oğlu İsa ve arkadaşları, Allah'a dua edecekler de Allah o kavmin boyunlarında kurtçuklar meydana getirecek ve tek bir kişinin ölümü gibi ölüp yok olacaklardır. İsa ve arkadaşları, bulundukları yerden dağılacaklar da; ölüp yok olan Ye'cuc ve Me'cuc kavminin yağlarının kokmuş etlerinin ve kanlarının bulunmadığı bir karış yer bile bulamayacaklardır. İsa ve arkadaşları tekrar Allah'a dua ve niyaz edecekler. Allah, o leşlerin üzerine, deve boyunlarına benzeyen kuşlar gönderecek. Bu kuşlar, onların leşlerini 'derin bir çukura' atarak yeryüzünü temizleyeceklerdir. Müslümanlar, bu toplumun geride kalan oklarını yaylarını ve ok koydukları torbalarını yedi yıl yakıt olarak kullanacaklardır.

"Allah onlara bir yağmur gönderecek ve kıldan yapılmış kerpiçten yapılmış tüm evler bu yağmurdan zarar görecektir. Bu yağmurla yeryüzü, leşlerin kokusundan ve her şeyden temizlenmiş olarak tertemiz çıkacaktır. Sonra yeryüzüne meyvelerini ve bereketini çıkar denilecek ve her taraf bereketlerle ve meyvelerle dolacak. O derece ki bir nar, bir topluluk tarafından ancak yenebilecek ve nar kabuklarıyla insanlar, şemsiye gibi gölgeleneceklerdir. Süt bereketlenecek kalabalık guruplar, yeni doğmuş bir deve yavrusunun etiyle yetineceklerdir. Bir kabile yeni doğmuş bir sığırla yetinecektir. Bir oymak da yeni doğmuş bir davarla geçinebilecektir. Onlar bu durumda yaşayıp giderken, Allah bir rüzgar gönderecek. Bu rüzgar, tüm müminlerin ruhunu alıp götürecektir. Geri kalan insanlar, eşeklerin çiftleşmesi gibi ulu orta her yerde çiftleşecekler ve (fiili) kıyamet onların üzerine kopacaktır."
Sahih-i Müslim, C.8, H.no: 110/2973, s.478; Tirmizi(A. Parlayan), C2, H.no: 2240, s.227

İbn Amr bin el-As şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Ye'cuc-Me'cuc, Adem'in neslindendir. Onlar, insanlara gönderilse, onların yaşantılarını (bütünüyle) ifsad ederler. Onlardan biri arkasında, zürriyetinden binden fazla kişi bırakmaksızın ölmeyecek. Onların arkasında üç ümmet vardır: Tâvil, Târnes ve Mensek."
Rudani, C.5, H.no: 9930, s.372

Huzeyfe şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Ye'cuc bir ümmettir. Me'cuc da bir ümmettir. Her bir ümmet, dörtyüz bin ümmettir. Onlardan bir adam, sulbünden eli silahlı tam bin erkek görmeden ölmez."
Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Onları bize anlatır mısın?"
Şöyle buyurdu:
"Onlar üç sınıftır. Onların bir sınıfı 'erz' gibidir."
Soruldu ki: "Erz ne demektir?"
Resulullah(s.a.v.)
dedi ki: "O, Şam'da bir ağaçtır ki o ağacın uzunluğu yüz yirmi arşındır. Göğe doğru yükselir" buyurdu ve ondan sonra Peygamber(s.a.v.), şunu ilave etti:
"İşte bunlara ne dağ dayanır ve ne de demir. Onların ikinci sınıfı da kulaklarının birini serer, ötekini de kendisine yorgan yapıp öyle yatar. Fil, yabani hayvan, deve ve domuz ne görürlerse yerler. Onlardan birisi öldüğünde de onu yerler, Onların bir ucu Şam'da, bir ucu Horasan'da olacaktır. Doğu nehirlerinin tümünü ve Taberiye Gölü'nü de içeceklerdir."
Rudani,
C.5, H.no: 9931, s.372

Huzeyfe bin Esid el-Ğifari şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kıyamet, on alâmet görülmedikçe kopmaz:
Duman, Deccâl, Dabbedu'l-Arz, Güneş'in batıdan doğması, İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye'cuc-Me'cuc, doğuda bir, batıda bir ve Arap Yarımadası'nda bir (yeryüzü) batışı olmak üzere üç batış. Bunların sonuncusu ise insanları, toplanma yerlerine sürecek olan ateşin zuhurudur."
Rudani, C.5, H.no: 9895, s.362

Ebû Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Ye'cuc ve Me'cuc, (seddi) her gün kazarak nihayet güneşin ışığını (açmaya çalıştıkları gedikten) görmeye yaklaşınca, başlarında bulunan âmir (onlara): '(kazı işini bırakıp) geri dönünüz, onu yarın kazacağız', der. Allah da seddi, önceki gibi muhkem hâle getirir. Nihayet (seddin arkasında kalmaları takdir edilmiş olan) süreleri tamamlanıp, Allah, onları insanların üzerine göndermeyi dileyince; (o gün yine) kazacaklar ve nihayet güneşin ışığını (açmaya çalıştıkları gedikten) görmeye başlayınca, başlarında bulunan âmir: '(kazı işini bırakıp) geri dönünüz, Allah Teala dilerse yarın kazacaksınız', diyecek ve onlar da: 'inşallah' diyecekler (veya başlarındaki adam onlara: İnşallah, deyiniz, diyecek). Sonra (ertesi gün) onlar, seddin yanına varacaklar. Sed, onların (bir gün önce açılmış olarak) bıraktıkları vaziyette olacak. Arkasından onlar, seddi kazmaya devam ederek (açacakları gediklerden) insanların üzerine çıkacaklar ve (vardıkları) her suyu içip tüketecekler..."
Suneni İbni-Mace, C.10, Hno: 4080, s.342-343

Abdullah bin Mes'ûd şöyle rivayet etmiştir:
"Resulullah(s.a.v.), geceleyin (Mi'raca) götürüldüğü zaman, İbrahim, Musa ve İsa'ya rastladı da kıyamet (gününün ne zaman kopacağı) hakkında müzakere ettiler. (Müzakereye) İbrahim ile başlayarak kıyamet(in ne zaman kopacağını) ona sordular. Konu hakkında onun yanında bir bilgi olmadı. Sonra Musa'ya sordular. Onun yanında da konu hakkında bir bilgi olmadı. Bunun üzerine söz İsâ bin Meryem'e verildi. O: 'Kıyametin kopmasına yakın şeyler (olaylar) hakkında bana bilgi verildi. Ama kıyametin kopması (vaktini) Allah'tan başka hiç bir kimse bilemez' dedikten sonra Deccal'ın çıkmasını anlattı ve dedi ki:

"Sonra ben inip onu öldüreceğim ve bundan sonra halk memleketlerine dönecekler. Bu sefer onların karşısına Ye'cuc ve Me'cuc çıkacak ve her bir tepeden hızla gideceklerdir. Artık Ye'cuc ve Me'cuc, uğradıkları her suyu içip tüketecekler ve uğrayacakları her şeyi bozup alt üst edecekler. Bunun üzerine insanlar, feryad ederek; Allah'tan yardım dileyecekler. Ben de Allah'a dua ederek Ye'cuc ve Me'cuc'u öldürmesini dileyeceğim. (Bu dilek kabul olunacak) ve yer, onların (leşlerinin) kokusu ile pis kokacak. Ben yine Allah'a dua edeceğim. Allah da bir yağmur gönderecek ve o yağmur, onları taşıyıp denize atacaktır..."
Suneni İbni-Mace, C.10, Hno: 4081, s.344-345

İbn Harmele şöyle rivayet etmiştir:
Rasûlullah(s.a.v.),
akrep ısırdığı için parmağını sarmış olarak bize hutbe irâd etti ve hutbesinde şöyle buyurdu: "Siz düşmanınız bulunmadığını söylüyorsunuz. Oysa siz, 'geniş yüzlü, küçük gözlü, kumral saçlı, yüzleri deri üstüne deri kaplanmış kalkanları andıran' ve her dereden, tepeden boşalıp gelecek olan Ye'cuc ve Me'cuc'un ortaya çıkış zamanına kadar düşmanla şavaşmaya devam edeceksiniz."
Ahmed b. Hanbel
, 5/271 (İbn Kesir, Ölüm Ötesi Tarihi, çev. Mehmet Keskin, s.133)

Ebu Said-i Hudri'den:
Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Ye'cuc ve Me'cuc'un hurucundan sonra da; Beyt(Kabe) haccedilir ve Umre eda olunur."
Buhari, C.6 , Hno: 789, s.106.

 

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.