Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 

Cin- Şeytanlar/ Kur'an Diyor ki: "Şeytan Sizin Düşmanınız Siz de Ona Düşman Olun!"/İblis İmzalı Filmlerin Mesajları/ Vampir Aldatmacası: Vampir Filmleri

VAMPİR ALDATMACASI: VAMPİR FİLMLERİ

"Karanlıklar Ülkesi" Filminin Afişi. Elinde kılıcıyla "kadın vampir", arkada "kurt adam" ve dolunay.

Sinema ve televizyon sektörü, insanları en çok etkileyen; hem bilince, hem de bilinç altına hitap eden sektörlerdir. Genelde izleyici, filmlere hiçbir yargısı olmadan ve sadece "zevk" almak için gider. Film yapımcısı, mesajı veya aktarmak istediği felsefeyi, izleyicinin gözüne sokmadan, onun dikkatini çekmeden, filmdeki görsel efektlerin ve aksiyon sahnelerinin aralarına serpiştirerek empoze edebilir. Sinemanın gücü de buradan gelir. Sinemanın ikna gücünü anlamak için şunu düşünün: Siz hiç gittiğiniz "kaliteli" Hollywood yapımı bir aksiyon filminde size "iyi" diye yutturulmaya çalışılan karakterin, "kötü" olduğunu farkederek film izlediniz mi?

Örneğin Neo'nun, mevcut "Dünya Düzeni"ne baş kaldırışının altında; esasen Allah ve onun meleklerine karşı savaş bayrağı açmış "şeytani bir karakter" olduğunu düşünen olmuş mudur? Mesih Deccal rolü üstlenmiş olan Neo, İblis'in çağrısına uyarak sözde özgürlüğünü kazanır; arkasından insanlığı özgürleştirme savaşına soyunur ve kurtarıcı-mesih olur. Bunun farkına vararak Matrix filmini izleyen kaç kişi vardır dersiniz?

Yapmadınız, çünkü siz o sırada filmin tadına varmakla; Neo'nun hareketleriyle; becerisiyle ve büyüsüyle meşguldünüz. Ne yazık ki bugün "şeytani güçlerin" kontrolü altında olan Hollywood, bir taraftan "şeytani tohumları ve düşünceleri" ekmekte; diğer taraftan bildiğimiz tüm kavramları altüst ederek; kavram kaosu(enigma) yaratmaktadır.

Bilinçli bir izleyici bu tuzağa düşmemek için sinemaya giderken, izleyeceği filmin yapımcısının ve eserinin, "hakim şeytani güçler"in, bir "psiko-kültürel silah"ı olduğunu unutmamalıdır. İzlediği filmleri boş gözlerle, sadece zevk alma amaçlı değil, verilen mesajları farkederek izlemelidir. Ancak aklında "doğru prensipler ve kavramlar" bulunmayan bir izleyici için durum maalesef hazindir. Doğru bir dünya görüşünden ve "düşünce metodolojisi"nden mahrum bir kimse, o mesajların hepsini yutacaktır. Ve  kafasındaki tüm düşünce ve bilgilerin film yapımcıları tarafından yeniden şekillendirilmesine izin vermiş olacaktır.        

VAMPİR PROPAGANDASI VE FİLMLER

Bu yazıda, sinemada vampirler konusunun neden bu denli popüler olduğunu irdeleyeceğiz. Hakkında onlarca hatta yüzlerce film ve kitap bulunan bir konudur vampirler. Bir vampir olan Drakula karakteri, Sherlock Holmes'dan sonra hakkında en çok film yapılan karakterdir. Türk Drakula filmi bile var! Peki nedir bu vampirler? Günümüzde özellikle elitler ve gençler arasında iyice yayılmaya başlayan "vampir sevgisi", nereden çıktı? Vampirler üzerine yazılmış bu kadar çok hikaye ve mit nereden çıkmıştır? Acaba gerçekte vampir diye bir şey var mıdır?

Önce konuyla ilgili bazı nesnel tespitler yapmalıyız.

  1. Vampir efsanelerinin çıkışına bakmak için geriye gidersek; eski zamanlarda vampir kelimesinin kullanılmadığını görürüz. O zamanlara ait, kanla ve taze etle beslenen cin-şeytanlar olduğu ve hatta İblis'in de bugün bildiğimiz vampirler gibi kan içen bir varlık olduğuna dair bir çok hikaye ve efsane vardır. Hemen hemen her "putperest kültür"de kanla beslenen bir ilah-şeytan vardır. Örneğin; Hint Tanrıçası şeytanı Kali, kanla ve cesetle besleniyordu. Eski Mısır'da Tanrıça Sekhmet, kan içiyordu. İranlılar'ın kan içen şeytanlar ve cinlerle ilgili bir çok hikayesi vardır. İbraniler'de, Eski Yunan'da, Mezopotamya'da ve Roma'da modern vampirler gibi kan içen ruhlara (!) ve şeytanlara dair bir çok hikaye vardır. Denilebilir ki bugünkü vampirlerle ilgili bilinen her şey, eski zamanlarda cin-şeytanlar ile ilişkilendiriliyordu.
    Bram Stoker'ın, Drakula kitabına dayanan bir filmin afişi.
  1. Vampir konusunda bir çok iddia ortaya atılmıştır. Ölen insanların vampir olarak dönüp insanları öldürdüğüne dair bir çok rivayetin yanı sıra, bazı uzmanlar vampirliğin bir çeşit kan zehirlenmesi olan Porfirya hastalığından kaynaklandığını iddia etmişlerdir. Dünya'yı dolaşarak vampirliği araştıran Rosemary Ellen Guiley, çeşitli ülkelerdeki pek çok vampir derneği ve sayısız insanla görüşerek, akademik çevrelerin ilgilendiği bir araştırma kitabı yayınlamıştır. Guiley, şu sonuca ulaşmıştır: "Aslında vampir hikayelerinin tümü saçma. Bütün söylentiler vampir folklorundan kaynaklanır ve gerçekten uzaktır."
  1. 1897 yılında Drakula kitabını yazarak bu konuda büyük bir ilgi oluşmasına sebep olan kişi Bram Stoker'dır. Drakula, bu alandaki en etkili kitaptır ve 1922'den günümüze kadar bu kitabı temel alan onlarca film yapılmıştır. Bunların en ünlüleri: Nosferatu (1922), Drakula (1931), Drakula'nın dehşeti (1958). Bram Stoker, sebebi hiçbir doktor tarafından anlaşılamamasına rağmen yıllarca yatalak kaldı. Sonra birden kendiliğinden ayağa kalkıp gayet sağlıklı bir birey olan Stoker'ın, Hermetik bir tarikat olan Golden Dawn'a üye olduğu sanılmaktadır. Bu tarikat, büyü, sihir, kabbala felsefesi ve spritüelizm gibi tüm şeytani öğretileri bünyesinde barındırmaktadır. Kurucuları "Özgür Masonlar"a üye kişilerdir.
  1. Vampirler hakkında roman ve sinemadaki geleneksel bilgilere göz atacak olursak, vampirlerin aristokrasiyi ve elitleri temsil ettiğini görürüz. Onlar, derebeyleri gibi halktan uzakta, kendi şatolarında yaşamakta ve halka korku salmaktadır. Sinemada fakir bir vampir konsepti hiç işlenmemiştir. Ayrıca geleneksel vampirler, dinsiz ve ruhlarını şeytana satmış olduklarından filmlerde, bir Hıristiyanlık sembolü olan haç, sarımsak gibi nesnelerden korkup çekindiklerine yer verilir. Vampirler, sürekli seks ve kan içme ayinleri düzenleyen "şeytani varlıklar"dır.
  1. Günümüz vampir filmlerine ve kitaplarına bakacak olursak, bu geleneksel vampir imajının değiştiğini görürüz. Modern filmlerde "iyi vampir imajı", güçlü biçimde izleyicinin kafasına kazınmaktadır. Örneğin Blade filminde, kötü vampirleri avlayan, yine bir vampir kırmasıdır. Yine çok sevilen bir film olan Karanlıklar Ülkesi(Underworld) filminde baş rol oyuncusu olan güzel kız bir vampirdir. Ayrıca filmde, bir çok iyi vampir ve kurt adama rastlamak mümkündür. Bunların en felaketlerinden biri olan Alacakaranlık filmi ve romanı, halk ve özellikle de gençler üzerinde çok etkili olmuş ve fedakar, sağduyulu, aşık, kahraman, yakışıklı ve karizmatik vampir imajını vurgulamıştır. Bu filmlerde vampirlere, bir çok iyi özellik kazandırılmasına rağmen, gerçekte dinlere düşman oldukları gizlenememiştir.
    Şeytani "Alacakaranlık" vampir filminin erkek başrol oyuncusu. Ertuğrul Özkök gibilerinin kurtarıcı "vampir mesih"i.
  1. İblis'in yönlendirdiği vampir filmlerindeki "vampir tipleri", neden son zamanlarda "sevimli-güzel yüzler"e dönüştü? Bunun iki sebebi vardır. Birincisi; gençleri-çocukları, daha çok etkileyeceği düşüncesi; ki öyle olmuştur. İkincisi, Kurtarıcı-Mesih rolündeki Deccal; tüm bu karanlık güçlere de şifa verecek; tüm kötü güçlerin etkisindeki gençler-insanlar, Mesih'in(!) sevgisiyle(!) hidayete(!) erecektir.

  2. Posta gazetesinin haberine göre, Avusturalya'da yapılan bir araştırmada, birçok insan kurt adam oldum diye hastahanelere baş vurmuş ve şiddet-vahşet içerikli saldırıların dörtte birinin, dolunayda gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Bilim adamları, dolunayda insanların içindeki vahşiliğin ortaya çıktığını düşünüyorlar. Yoksa insanlar Kurt adam mı oluyor? Bu tip haberlerin gittikçe yaygınlaştırılacağı ve insanlarda korku uyandırılacağı bilinmeli ki; planın bir parçasıdır.

VAMPİR EDEBİYATI: "İBLİS'İN PLANI"NIN BİR PARÇASIDIR

Vampir edebiyatı, "İblis'in Büyük Planı"nın bir parçasıdır. İblis, "yaklaşansaat"te dünya insanlığını ele geçirecektir ve kısa sürse de, sahte bir "altın çağ" dönemi yaşanacaktır. Bunun içindir ki; "cunudu İblis"(İblis'in orduları); dünya insanlığını ele geçirmek için medyayı, özellikle basın-yayın-internet ve en etkili olarakta sinamayı kullanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için ordusunu ikiye ayırarak; yani "dualite"yi kullanarak; insanlığın iyiliğini isteyen "iyiler" (melekler, iyi ruhlar, iyi uzaylılar vs.) ve "kötü güçler"(kötü ruhlar, kötü uzaylılar, vampirler-kan emiciler, kurt adamlar, satanistler ve insanları cinnete sevk edenler vs.) olarak dünyada konumlandırmıştır.

"Kötü güçler", "dünyayı yöneten kötü güçler"le işbirliği yapıp; kötülüğü artıracaklar; korkuyu yaygınlaştıracaklardır. Kötülüğün mesihi "sahte deccal"i oluşturacaklar ki; insanlığa yardım etmek isteyen "ışık işçileri", hakiki "Mesih Deccal"i, "Kurtarıcı Mesih" diye dünyaya yutturabilsin. Bu konu, "Kadim Plan: İblis Dünyayı Ele Geçirmek Üzere.." başlığı altında ele alınacaktır.

SONUÇ

Yukarıdaki tespitlerden ve gerçeklerden hareketle şu sonuçlara varabiliriz:

  1. Aslında öldükten sonra dirilip mezarından çıkan; insanların kanını emen insan vampirlerinin olmadığı ve bunun tamamen safsata olduğu kesindir.
  1. Yukarıda anlatıldığı gibi kan ve leş yemek gibi hakir işler tamamen şeytanların ve İblis'in yapacağı habisliklerdir. Buna dair açık işaretler, tüm "putperest kavimler"de ve satanizm gibi "şeytana kölelik" yapan tarikatlarda görülebilir. Yani kan içme ve vahşet ile dolu vampirlik, tamamen şeytanlara has özelliklerdir.
  1. Vampirlerin haç ve sarımsaktan korkması bile, vampir kahramanının şeytani olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bilindiği gibi haç, İsa'nın çarmıha gerilişini ve ilahlığını temsil eder ki; bunlar, Hıristiyanlık inancına İblis'in soktuğu yalanlardır. Aynı şekilde sarımsak, Peygamberimiz (s.a.v.)'in buyurduğu üzere meleklerin hoşlanmadığı bir şeydir.
  1. Vampir kavramını en popüler hale getiren başyapıt nedir deseler, cevap bellidir ve Bram Stoker'ın 1897'de yazdığı Drakula kitabıdır. Peki sizce Stoker'ın, masonların kurduğu büyü ve Kabbala gibi şeytani öğretileri kutsayan Hermetik bir tarikata üye olması tesadüf müdür?

Özellikle son dönemlerde, roman ve sinema gibi araçlar kullanılarak yapılan "kültürel bombardıman" neticesinde; Ertuğrul Özkök gibi boşluktaki elitlerin de içinde bulunduğu, vampir hayranı bir kitle doğmuştur. Aslında içinde her türlü "cinsellik", "asillik", "aristokratlık" ve "din karşıtı tema"nın işlendiği; yeni dönemde kahramanlık(!) ve iyiliği(!) de bünyesine katan "vampirlik palavrası"na elitlerin atlaması gayet anlaşılır bir durumdur.

Şu anda "şeytanın planı"nın bir parçası olan bu "kültürel bombardıman"; vampir sapkınlığını o denli artırmıştır ki; "vampirist tarikatlar" kuran zengin gençler, kan içme ayinleri düzenlemekte ve kurtarıcı olarak "vampir mesih" beklemektedirler. Her gün internet sayfalarında yer alan yürek parçalayıcı haberler, durumun vahametini açıklamaya yeter herhalde.. İşte bu dramatik haberlerden birisi:

"KAN İÇİYORUZ: GERÇEK VAMPİRLERİN BİZİ ISIRMASINI BEKLİYORUZ"

Bakırköylü Vampirist Gençler

Gençleri kandırmaya yönelik sevimli genç vampirler.

"İstanbul Emniyet Müdürlüğü, kendilerini 'vampirist' olarak tanımlayan gençlerin kurduğu internet sitelerini merceğine aldı. Gençler arasında yaygınlaşan bu akıma katılanlar, bir gün 'vampirler'in geleceğine ve kendilerinin de vampire dönüşeceğine inanıyor. Kimliklerini deşifre etmek istemedikleri için ayinlerini de güvendikleri insanlarla, küçük gruplar halinde düzenliyorlar.

Yaklaşık 40 site üzerinden haberleşen gençlerin sayısı 1800'ü buldu. Üst düzey bir Emniyet yetkilisi ise konuyla ilgili şunları söyledi; 'Satanist gruplar dağıldı. Şimdi yeni tehlike vampirist gruplar. Hareketleri inceleniyor. Kendi aralarında yaptıkları yazışmalar korkutucu boyutta. Şu ana kadar herhangi bir olaya karıştıklarını tespit etmedik. Özellikle gençlerimiz bu tip sapkınlıklara kanmamalılar' diye konuştu.

Bir gün gerçek bir vampirin kendisini ısırmasını bekleyen gençlerden 25 yaşındaki A.K., vampirizmi ve ayinlerini Akşam'a anlattı. Grafik tasarımcısı olarak çalışan, Bakırköy'de oturan 25 yaşındaki A. K.:

'Bizim inancımıza göre ilk vampir kardeşini öldüren Adem'in büyük oğlu Kabil'dir. Ona af dilemesi istendiğinde o bu affı kabul etmedi ve kendisine, kendi ırkının kanını içmek ve güneşi görememe cezası verildi. Bizim atamız Kabil'dir. Vampirler gelip bizi ısıracak. Ayin için haftada bir yalnız yaşayan bir arkadaşımızın evinde toplanıyoruz. Havanın kararması ile birlikte ışıkları söndürerek yere çizdiğimiz pentagram etrafına oturuyoruz. Ayinlerimiz iki kız, üç erkek toplam beş kişiden oluşuyor. Her birimiz pentagramın bir kenarına oturuyoruz. Sonra büyük hastanelerin önündeki kan simsarlarından 50 TL karşılığı aldığımız kanları sıra ile kadehlere dökerek içiyoruz. Düzenlediğimiz ayinlerde gerçek bir vampirin bir gün mutlaka gelip bizi ısırmasını diliyoruz. O zaman biz vampir olacağımıza inanıyoruz.'"

Aralık, 2009 Dr. Alp Bayraktar

 

Uyarı: İblis'in yandaşlarının hazırlayıp, ocak ayı içinde piyasaya sürmeyi planladıkları "Daybreakers"(Gündüzden Kaçanlar) vampir filminin fragmanından anladığımız özet şudur: "2017 yılında tüm dünya, bir salgın sonucu vampirleşmeye başlayacak. Bir grup bilim adamı ise insanlığı kurtarmak için çalışacak."

2017'de vampirleşen; korkuya kapılan bir dünya, "kurtarıcı Mesih Deccal"i bekler hale gelecek. Bu da bizim daha önceden yukarıda yaptığımız analizi doğrular niteliktedir. Öyle görünüyor ki, bundan sonra vampirli filmler dünyada mantar gibi boy gösterecektir. Biz, bu "vampir edebiyatının-palavrası"nın, dünyayı korkutmak için "İblis'in ordusu" tarafından ustalıkla kullanılacağını biliyoruz ve alanlar için uyarılarımızı yapmaya devam ediyoruz.

Kaynaklar:
1) Bram Stoker article, en.wikipedia
2) Vampire article, en.wikipedia
3) Vampir maddesi, tr.wikipedia
4) "Şok! Kan içip ayin yapıyorlar", kanaldhaber

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| videolar
site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.