Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Cin- Şeytanlar/ Kur'an Diyor ki: "Şeytan Sizin Düşmanınız Siz de Ona Düşman Olun!"/İblis İmzalı Filmlerin Mesajları/ "Transformers 2: "İyi ve Kötü Uzaylı Yalan Makinası İşliyor"

TRANSFORMERS 2: "İyi ve Kötü Uzaylı Yalan Makinası İşliyor"

Mısır piramidinin arkasında İblis: "Optimus Prime". Ve Sam'in cin-şeytan rehberi; "Bumblebee". Piramidin önünde de İblis'in kurtarıcı mesihi "Sam".

Transformers, aslında istediği zaman uçak, araba, tır, buldozer vs. gibi bir araca dönüşebilen robot demektir. 1984'ten bu yana, bu konuda yüzlerce çizgi film, karikatür kitapları, bilgisayar oyunları ve oyuncaklar piyasaya sürülmüştür.

25 yıllık Transformers serilerinde, temel olarak Autobot(iyi uzaylılar) ve Decepticon(kötü uzaylılar) denen, aslında aynı soydan olan ama biri iyiyi, biri de kötüyü temsil eden iki gücün savaşı işlenmektedir. Son dönemde sinema uyarlamalarıyla çok büyük hasılatlar yapan Transformers filminin, özellikle ikinci serisi bir çok mesaj içermektedir.

2009'da gösterime giren Transformers serisinin ikinci filmi, 200 milyon dolar bütçeyle çekilmiş ve yaklaşık 850 milyon dolar hasılat yapmış dev bir prodüksiyondur. Film, Dreamworks'ün de aralarında olduğu 3 Hollywood stüdyosu tarafından çekilmiştir. Transformers 2'nin baş yapımcısı, alay konusu haline gelecek kadar çok uzaylı filmi çekmiş meşhur yapımcı, yönetmen ve aynı zamanda Dreamworks Stüdyo'nun da başında olan Steven Spielberg'dir.

Filmin yönetmeni Michael Bay, daha önceden; "Ada", "13. Cuma", "Elm Sokağında Kabus" ve "Armageddon" gibi filmlerin yapımcılığını veya yönetmenliğini üstlenmiştir. Filmin baş rol oyuncusu Shia LaBeouf (filmde Sam rolünde) Yahudi bir anneden doğmuştur. "Shia" İbranice'de; "Tanrı tarafından verilmiş hediye" anlamına geliyor. Ailesinin tam bir hippi yaşantısı sürdürdüğünü söyleyen LaBeouf, babasıyla 10 yaşında karşılıklı marihuana içtiğini anlatıyor. LaBeouf'un en sevdiği yapımcı ise; Başmelek Cebrail'e iftira edilen ve kendisinin de rol aldığı "Constantine" filminin yapımcısı Francis Lawrence.

Filmin özetine ve filmde işlenen kavramlara geçmeden önce; dahi çocuk diye isimlendirilen, Oscar ödülleri de dahil bir çok ödülü bulunan, filmin baş yapımcısı Steven Spielberg'i tanıyalım:

Steven Speilberg, Pentagon'da konuşuyor.1999

SPİELBERG KİMDİR?

Spielberg, 1946'da Hindistan'da, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluk dönemlerinden itibaren hep Amerika'da kaldı. New Jersey'de bir sinagogda eğitim gördü. Güney California Üniversitesi Tiyatro bölümünü bitirdikten sonra, sinema sektöründeki en büyük bütçeli ve en çok izlenen yapımları gerçekleştirdi.

Spielberg'in yönetmenliğini veya yapımcılığını üstlendiği en önemli bazı filmleri sıralayacak olursak: "Jaws", "3. Türden Yakınlaşmalar", "Indiana Jones", "E.T."(Extra Terrestial=Dünya dışı varlık), "Geleceğe Dönüş 1-2-3", "Jurassic Park 1-2-3", "Schindler'in Listesi", "Münich", "Er Ryan'i Kurtarmak", "Deep Impact" (Derin Darbe), "Men in Black 1-2" (Siyah Giyen Adamlar), "Dünyalar Savaşı", "Transformers", "Taken" (Dizi).

"Jaws" (1975) filminden sonra, "Jaws 2", "King Kong" ve "Superman" gibi büyük yapımlar için kendisine teklif geldiği halde Spielberg, bunları geri çevirmiş ve bunun yerine, uzaylıların, insanları kaçırmasını konu edinen "3. Türden Yakınlaşmalar"(1977) filmini çekmiştir. Bundan sonra da, sürekli uzaylılarla ilgili bir çok film çekmiştir.

Birçok filminde; özellikle dünya dışı dost ya da düşman uzaylı konusunun işlendiğini görmekteyiz. Kısaca bu filmlere değinecek olursak; "3. Türden Yakınlaşmalar" filminde insanlık, uzaylılarla irtibata geçiyor ve uzaylılar da, kaçırmış oldukları bir çok insanı serbest bırakıyor. "E.T." filminde ise, görünüşü acayip de olsa oldukça insancıl, iyilik sever ve bir çocuğa gerçek dostluğu öğretmiş bir uzaylı olan E.T. ve kötü-hırslı insanların onu ele geçirmek için verdiği mücadele işlenmiş.

"DÜNYALAR SAVAŞI" : YE-CUC VE ME-CUC

"Dünyalar Savaşı" filminde, Ye'cuc, Me'cuc gibi yer altından çıkan uzaylıların, insanlığı yok ederek; insanların kanlarıyla kendi besinlerini yetiştirmesi konu ediliyor. Yer altından çıkan uzaylılar o kadar güçlü ki, insanların ne silahı ne de teknolojisi hiçbir işe yaramıyor. Ancak, en sonunda insanlığın tüm ümidi tükenmişken, bir bakteri, tüm bu yaratıkları yok ediyor.

Bu filmde işlenen konu; gerçekte "yaklaşansaat"in "son darbesi" ve insanlık tarihinin "son dönüm noktası"nda gerçekleşmesi beklenen "Ye'cuc ve Me'cuc Baskını"dır. Kısacası bu "Baskın"; Allah'ın, Deccal ve yandaşlarından alacağı intikamın ta kendisidir. Ancak bu gerçeği, Spielberg çarpıtarak; "uzaylı korkusu"nu beslemek için kullanmıştır. Özetle, bazı filmlerinde "iyi uzaylılar" kavramını besleyen Spielberg, oldukça çok sayıda filminde de; "kötü uzaylılar"la, insanların bilinç-altına korku salmıştır.

Amaç, "Lucifer-Küresel Güç" stratejisini beslemek ve uygulanabilir hale getirmektir. Kötü-saldırgan uzaylılarla korkutulan Dünya insanlığı, kurtarıcı dost uzaylıların sevgi(!) dolu kucağına itmektir. "Yeni Dünya Kırallığı"nın hayata geçmesi için "kötü uzaylılar bizi yiyecek" fobisinin manipulasyonuna ihtiyaç vardır. Nitekim 1991yılında; Fransa'daki Bilderberg toplantısında Henry Kissinger,"hayali bir tehdid"in bile ne kadar yararlı olduğunu ve insanların nasıl haklarından vazgeçebileceğini bakın nasıl açıklıyor:

"Bugün, eğer Birleşmiş Milletler askerleri düzeni sağlamak için Los Angeles'a girerse, Amerika çok öfkelenir. Yarın ise minnettar olacaklar. Bu, eğer dışarıdan bizim varlığımızı tehdit eden gerçek veya 'ilan edilmiş bir tehlike' olması durumunda gerçekleşebilir. İşte o zaman, Dünya'daki tüm insanlık bu kötülükten kurtulmak için yalvarırdı. Herkesin korktuğu şey aslında bilinmezliktir. Bu senaryo gerçekleştiğinde, Dünya Hükümetinin insanlara iyi olacakları yönünde garanti vermesi karşılığında birey hakları istekli bir biçimde rafa kalkabilir."

Ronald Reagan, Nancy Reagan ve Spielberg.

SPİELBERG "İLLUMİNATİ" Mİ?

Forbes dergisine göre; 3 milyar dolarlık bir servete sahip olan ünlü yönetmenin, bu anlamlı uzaylı saplantısını anlamak için politik faaliyetlerine göz atmak gerekiyor:

  • Clinton'un ve Obama'nın mensubu olduğu Demokrat Parti'ye $800.000 bağışlıyor.
  • Küresel Güc'ün en ünlü aktörlerinden Bill Clinton'un yakın bir dostu olan Spielberg, onunla beraber bazı faaliyetlerde de görev alıyor.
  • Aynı şekilde, Obama ve Hillary Clinton ikilisini de son ABD seçimlerinde destekliyor.
  • Eşcinsellerin evliliği için bir çok çaba sarfetmiş olan Spielberg, bu konuyla ilgili bir derneğe de $100.000 bağışta bulunmuştur.
  • Spielberg, 1999 yılında Bilderberg'e katılıyor.
  • Ayrıca Pentagon'da katıldığı gizli toplantılarda, uzaylı filmlerine bir müddet ara verip; "Derin Darbe" filmini yapması yönünde karar alındığı, rivayet ediliyor. Kendisinin "İlluminati"ye mensup olduğuna dair bilgilere, internetten kolayca ulaşılabilir. Örneğin, "3. Türden Yakınlaşmalar" filminde; "masonluk" ve "illüminati"ye ait bir çok semboller bulunabilir. 

Spielberg, birden fazla Oscar ödülü de dahil olmak üzere bir çok ödül aldı. Bunlar arasında; Kraliçe II. Elizabeth'den aldığı İngiliz Komutan Şövalyelik nişanı (2001) ve Jacques Chirac'tan aldığı Fransız Légion d'honneur (2004) komutanlık nişanı da vardır (Légion d'honneur ödülü ilk kez Fransız ihtilalinin askeri lideri pozisyonundaki Napolyon tarafından başlatıldı). Pentagon'dan ve US Savunma Sekreterliği'nden de ödül almıştır.

Optimus Prime: İblis, yukarıdan Dünya'ya bakıyor.

FİLMİN ÖZETİ

Transformers 2 filmi "iyi uzaylılar"la "kötü uzaylılar" arasındaki savaşı konu ediniyor. Ancak uzaylılar, bu kez bildiğimiz o uzun ince yapılı ve yumurta kafalı görünümleri yerine, robotlar olarak tasvir edilmiş. Transformerlar, yani dönüşebilenler ikiye ayrılıyor: İyi uzaylılara, "autobot", kötü olanlara ise "decepticon" deniliyor. Bu iki grup da farklı araçlara, uçak, araba veya makinelere dönüşebilen robotlar olduğundan, bunlara transformers yani dönüşebilenler deniliyor.

Binlerce yıl önce Cybertron gezegeninde, Primelar Hanedanlığı diye isimlendirilen bir dönemde, 9 kardeş transformerdan oluşan Primelar, kendilerine enerji kaynağı aramaktadırlar. Bir güneşi; yani yıldızı, Güneş Yokedicisi adlı makine ile yok ettikten sonra elde ettikleri enerji(energon) onlara uzun seneler yetmektedir.

Primeların temel bir kuralı vardır: İçinde hayat olan güneş sistemlerinin güneşi yok edilmeyecek. Ancak bu 9 kardeşten biri "Düşmüş"(Fallen), MÖ 17.000 yılında Dünya'ya; Mısır piramitlerinin altına, Güneş Yokedicisini gizler. Bunu öğrenen diğer Prime kardeşler, Düşmüş'ü ve onun ordusunu hezimete uğratırlar. Fallen'ı(Düşmüş'ü), Nemesis(İntikam Tanrıçası) gezegenine hapsederler. Prime kardeşler, Güneş Yokedicisini çalıştıracak olan anahtarı(liderlik matrisi) gizlemek için de bedenleriyle onu örtüp, kendilerini öldürerek anahtarı korurlar. İşte bu olaylardan sonra Fallen diye isimlendirilmiş olan 9. Prime, Dünya'dan intikam almaya yemin eder.

Nedense bu tür filmlerde kurtarıcı rolündeki kişilerin ismi genelde "Sam" olur.

Aradan binlerce yıl geçtikten sonra günümüzde autobotların (iyi uzaylılar) liderliğini, Prime soyundan gelen Optimus Prime yapmaktadır, decepticonların(kötü uzaylı), başkomutanı ise okyanusun dibinde hapsedilmiş olan Megatron isimli robottur. Optimus Prime ve diğer autobotlar(iyi uzaylılar), Amerika'da "Nest"; yani "Yuva" isimli bir askeri organizasyon için çalışmaktadırlar.

Cin-şeytanların kendi topluluklarını, "aile"(yuva) kavramıyla tanımladıkları burada hatırlanabilir.

"Yuva"nın amacı; Dünya'da gizlenen decepticonları(kötü uzaylıları) yok etmektir. Çünkü bütün transformerlar, güncel hayatta kullanılan bir makineye dönüşerek, gizlenebilmektedirler.

Onun için transformerlar, insanları görür; oysa insanlar, onları göremezler. Bu da "cinler"e has bir özelliktir. Çünkü Ku'ran diliyle; "onlar sizi görür, ancak siz onları göremezsiniz"

Ancak bazı Amerikalı hükümet yetkililerinin, autobotlar(iyi uzaylılar) ile ilgili kuşkuları vardır, çünkü hükümet yetkilisi autobotlara(iyi uzaylılara) güvenmemektedir. Sonunda, Optimus Prime'in, hükümeti, gelecek olan bir decepticon(kötü uzaylı) saldırısına karşı uyarmasına rağmen; "yuva" birimini lağvedip autobotları(iyi uzaylıları) hurdaya kaldırma kararı alınır. Bu arada Sam isimli bir çocuk, uzaylılara ait kutsal bir kübün bir parçasını eline alınca "cinlenmiş" gibi olur. Beyni kontrol dışı şeyler düşünmekte, kendisi de kontrol dışı şeyler yapmaktadır. Bu sahip olduğu olağanüstü özellik sayesinde, üniversitedeki fizik dersinde; "Einstein'ın teorisi"nin sadece 3 boyutlu uzayda geçerli olduğunu, aslında daha yüksek boyutlar bulunduğunu ve o boyutlardaki yasaların farklı olduğunu ortaya koyar.

Sam'ın bu cin-şeytan etkisiyle; kurtarıcı mesih rolünü üstleneceğini hemen anlayabilirsiniz. Nedense kahramanlarda hep Sam oluyor.

Uydudan geçen tüm sinyalleri dinleyebilen Soundwave adlı bir decepticon(kötü uzaylı), komutanı olan Megatron'un okyanusun ortasında hapsolduğu yeri öğrenip Megatron'u kaçırır. Kurtulan Megatron doğruca efendisi Fallen'ın (Düşmüş'ün) yanına gider. Fallen, ona Sam'ı bulmasını söyler, çünkü Sam, Güneş Yokedicisinin anahtarının nerede bulunduğunu bilmektedir. Megatron ve decepticonlar, Dünya'da Sam'e saldırırlar, ancak Optimus Prime kendini feda ederek Sam'i kurtarır. Zaten Optimus Prime ve Bumblebee adlı 2 transformerın görevi, Sam'in sürekli koruyuculuk görevini üstlenmektir. Optimus Prime'ın, Megatron tarafından öldürülmesinden sonra Fallen, Dünya'yı kuşatma planını başlatır. Çünkü Fallen'ı, ancak bir Prime öldürebilir ve Primeların sonuncusu olan Optimus Prime'de ölmüştür.

Petra harabelerinde "anahtar saklı"

Fallen uydu vasıtasıyla tüm Dünya'yı tehdit eder ve insanların Sam'i teslim etmesini ister, çünkü aradığı anahtarın bilgisi Sam'dadır. Sam, anahtarın yerini bulur. "Petra harabeleri"nde, 8 Prime kardeşin bedenleriyle koruduğu anahtarı alır. Bu arada Fallen ve decepticonlar(kötü uzaylılar), M.Ö. 17.000'de piramitin altında gizledikleri Güneş Yokedicisini açığa çıkarırlar.

Anahtarla, Optimus Prime'ı canlandırmak isteyen Sam, Megatron tarafından öldürülür. Öldüğünde rüya aleminde 8 Prime kardeş ile karşılaşır. Onlar, Sam, seçilmiş kişi olduğundan onu canlandırırlar. Sam da Optimus Prime'ı anahtar ile canlandırır. Optimus Prime, canlanır canlanmaz Megatron ve Fallen ile savaşır. Fallen'in(düşmüşün) suratını koparıp yok eder ve Dünya'yı kurtarır.

Sam, öldükten sonra, sözde rüya aleminde 8 prime kardeş ile görüşüyor.

FİLMİN ANALİZİ

Aslında filmin yönetmeni, filmin "apokaliptik"(kıyametle ilgili) bir film olduğunu söylemektedir ki, bu doğrudur. Film; Şeytan, Deccal, Sahte Deccal, "kıyamet savaşı" ve " iyi-kötü dualitesi"ne varıncaya kadar bir çok kavramı barındırmaktadır. Şimdi filmdeki kavramların gerçek anlamlarını açmaya ve filmi analiz etmeye çalışabiliriz:

Uzaylıların; gerçekte cin-şeytanların, Amerika hükümetleriyle ilişki içerisinde olduğuna dair onlarca film ve belge vardır. Filmde de autobotlarla(iyi uzaylılarla), insanlar; Nest(Yuva) adı verilen gizli bir organizasyonda beraber çalışmaktadırlar. Transformers 2 filminde de autobotlarla, ABD hükümeti arasındaki ilişki; gerçek hayattaki uzaylı-ABD ilişkisine çok benzer biçimde verilmiştir. Bunu gösteren bir diyalogu filmden hatırlıyalım:

Optimus Prime(O.P.) ile Hükümet Yetkilisi (H.Y.) arasında gizli üste geçen konuşma:

H.Y.: Gizli uzaylı Autobot işbirliği yasasına göre bizimle istihbaratınızı paylaşmayı kabul ediyor, ancak gelişmiş silahlarınızı kendinize saklıyorsunuz.

O.P.: Siz insanların savaşa olan eğiliminize bizzat şahit olduk. Böyle bir şey size faydadan çok zarar getirirdi.

H.Y.: Bizim için neyin iyi olduğuna karar vermek size mi kalmış? Düşmanların liderinin NBE-1, yani Megatron'un, Laurentia çukurunun dibinde yattığını biliyoruz. Etrafı koruma alanı ile çevirili, ayrıca denizaltılar tarafından sürekli gözetim altında tutuluyor. Şunu sormama izin verin: Sonuç olarak sizlere gezegenimizde artık iltica hakkı tanımamamızın, ulusal güvenliğimiz için en iyisi olduğuna kanaat getirirsek, gezegenimizden barış içinde ayrılır mısınız?

O.P.: Özgürsünüz. Böyle bir istekte bulunursanız, biz de buna saygı gösteririz. Ancak, Başkanınız, kararını vermeden önce, lütfen ona şu soruyu sorun: Peki ya gidersek ve siz de yanılıyorsanız?

Nitekim böyle bir konuşma, William Cooper'ın, "Apokalips'in Atlıları" kitabına aldığı 1950'li yılına ait konuşmayla örtüşmektedir:

Fallen: Düşmüş melek. Dualite yasası gereği bu da İblis. Kötü rolde.

"Bu arada, insan benzeri bir uzaylı türü, Florida'daki Homestead Hava Kuvvetleri Üssü'ne indi ve ABD hükümeti ile başarılı bir iletişim kurdu. Bu grup, bizi ekvatorun etrafında yörüngeye giren tür hakkında uyardı ve ruhsal gelişmemizde bize yardımcı olma teklifinde bulundu. Ana şart olarak nükleer silahlarımızı imha etmemizi sürdüler. Teknoloji alışverişini, halihazırdaki teknolojimizi bile ruhsal olarak kaldıramadığımızdan reddettiler. Uzaylıların önermeleri reddedildi."

Filmde farklı olarak sadece, geleneksel uzaylı formu yerine, elektrikle çalışan robot formu kullanılmıştır. Filme göre elektrikle(dumansız ateş) çalışan birer robot olan transformerlar, insanlardan çok daha önce varlardı.

Elbette cinler de, insanlardan çok önce yaratılmış; muhtemelen diğer gezegenlerden sonra Dünya gezegenine yerleştirilmişlerdir.

Ayrıca filme göre transformerlar(cin-şeytanlar), yıllar önce yine insanlarla irtibattaydılar ve bu sebeple ortak bir geçmişleri var. Bunu Optimus Prime, filmin en başı ve en sonunda şu sözlerle anlatıyor:

O.P.: Dünya insan ırkının doğum yeri. Tıpkı bizim ırkımız gibi, onlar da hem fevkalade bir şefkat hem de muazzam bir vahşilik sergilemeye meyilliler. İnsanları koruma(!) görevimiz esnasında büyük bir keşif gün yüzüne çıktı: Medeniyetlerimiz daha önceleri de karşı karşıya gelmişlerdi.                
O.P.: Irklarımız çok uzun zaman önce unutulmuş bir tarih ve birlikte yaşayacağımız bir gelecekle birbirine bağlı. Ben, Optimus Prime. Sizlere bu mesajı gönderiyorum, geçmişimiz ilelebet hatırlansın diye. Hatıralarınızda sonsuza dek yaşayacağız.

Atlantis ve Mu gibi eski toplumlarda cin-şeytanlarla, insanlar, ortak bir yaşam sürdürüyorlardı. İnsanlar, onları tanrıları edinmişlerdi. Onların üst boyutta olmasından kaynaklı bir takım olağanüstü yetenekleri sebebiyle onlara boyun eğmişlerdi. Filmde de benzer bir irtibat işlenmiş. Çok eski yıllarda insanlarla, transformerlar(cin-şeytanlar), ilişki içinde. Filmde, Sam'in "koruyuculuğunu" yapan ve yanından hiç ayrılmayan Bumblebee adlı bir transformer olduğunu hatırlatmak gerek. Cin-şeytanlar, Sam'ın rehber koruyucusu gibi sözde insanları koruyorlar. Her insanın yanında, cin-şeytanlardan, İblis'in görevlendirdiği " saptırıcı- rehber" bulunduğu bilinmektedir. Gerçekte insanları melekler korur, şeytanlar ise sürekli saptırmaya ve İblis'in kölesi yapmaya çalışırlar. Ayrıca başka filmlerde olduğu gibi bu filmde de transformerlar(cin-şeytanlar), teknolojik açıdan çok üstün, insanlar ise oldukça ilkel gösterilmiştir.

Ayrıca, filmde Fallen'ın, makineyi piramitlerin altına saklaması da tesadüf değil. Tam tersine Atlantis ve Mu'nun devamı olan Mısır medeniyeti ile cin-şeytanlar arasında geçmişe dayanan güçlü bağlara gönderme yapılmaktadır.

Filmde transformerların çok eski zamanlardan beri insanların arasında yaşadığı ancak insanların onları fark edemediği anlatılıyor. Bu yukarıda da açıkladığımız gibi cin-şeytanların en temel özelliklerindendir.

Bumblebee: Sam'ın yanından ayrılmayan cin-şeytan.

Filmde ifşa edilen bu gerçek, aslında uzaylılar konusunda düşülen en büyük yanılgıya da vurgu yapıyor. İnsanlar, hatta uzaylıları arayan bilim adamları, uzaylıların Dünya dışında bir gezegende yaşadıklarını ve oradan geleceklerini sanmışlardır bugüne kadar. Aslında uzaylı denen cinler ve cin-şeytanlar, bizim aramızda; bu Dünya'da yaşamaktadırlar, ancak boyut farkından ötürü insanlar, onları görememektedirler.

Filmde çok açık bir şekilde İblis görünümlü, ismi de Fallen(düşmüş) olan kötü bir karaktere yer verilmiş. Bu karakter tamamen kötülüğü ve İblis'i temsil ediyor. Aynen İblis gibi, o da, binlerce yıl önce "iyi" iken işlediği büyük bir suçla düşmüştür. Emrinde ise Megatron isimli Decepticonlar'ın(kötülerin) komutanı vardır. Bu da Deccal'i sembolize etmektedir.

SONUÇ

İblis rolü verilmiş transformer; yani Fallen ve Deccal(Antichrist) rolü verilmiş transformer; yani Megatron, emrindeki kötü uzaylılarla (decepticonlar) birlikte Dünya'yı yok etmek ister. Optimus Prime ve autobotlara ise "iyilikseverlik, fedakarlık ve koruyucu meleklik rolü" verilmiştir. Fallen'ın kardeşleri olan 8 iyi Prime tarafından seçilmiş kurtarıcı Sam ise, kurtarıcı mesih olarak formatlanmıştır.

Megatron: Sahte Deccal

Yaklaşmakta olan "saat"te; saklanan gerçek durum nedir? Kötü uzaylılar (decepticonlar); gerçekte bunlarda İblis'in emrinde kötü rol verilmiş cin-şeytanlardır. Bunların, "Küresel Güç"le işbirliğini sağlayan yine İblistir(Fallen). Küresel Güç, Dünya Hükümeti'ni kurarken elbette uzaylı tehdit ve işgali korkusunu kullanacaktır. Bir de New Age Küresel Dini'nin sözcüsü mistik küresel bir lider Mesih çıkaracaktır ki; bu Hıristiyanlar'ın beklediği İsa karşıtı "canavar"; antichrist'tir. Yani filmde ki Megatron.

Sam, ise "Küresel Güc"ün beklemediği ve İblis'in insanlığı ele geçirmek için kullanacağı sözde gerçek kurtarıcı mesih İsa. Gerçek durum şudur: Küresel Güc'ün mesihi; "Sahte Deccal"dir. Sam ise İsa olarak takdim edilen "Hakiki Deccal"dir. İblis, bu "iki deccal"i de yönetecek; biri diğerini tahtından indirerek; İsa olmaya hak kazanacaktır. Tabii ki insanlık nazarında...

İblis; gerçek anlamda İsa'nın geleceğini ve gerçek anlamda Deccal'i öldüreceğini biliyor. Büyük dinlerin mensuplarının beklentilerinin de bu merkezde toplandığını da biliyor. Bu sebeple dualiteyi kullanarak insanlığa; hatta "Küresel Güc"e bir "oyun" hazırlıyor. Bu "oyun", tüm "İblis imzalı filmler"de oynanıyor. İblis'in yöntemi; Allah'ın "dualite yasası"nı kullanarak "gerçeği ters-yüz etmek"tir. İşte İblis'in temel yaklaşımı budur: Batılı-Hak; Karanlığı- Nur(aydınlık); Kötüyü-İyi; İntikamı-Sevgi; Yalanı-Gerçek ve Saptırıcıyı-Kurtarıcı, olarak sunmak.. 

Beyin yıkamanın en etkili aracı olan ve insanları, şimdiden "hayallerle manipüle" edebilen onlarca filmden birisi de elbette Transformers 2'dir. Başmelek Mikail'in ismini çalan; Yüce Allah'ın sistemlerini bir maymun gibi kopya eden; gerçekte insanların; hırs, kibir ve cehaletlerinden yararlanarak, hayallendirmesi dışında bir gücü bulunmayan; "yalancı-lanetli-kovulmuş" bir yaratığın; zannını doğrulaması, elbette insanlık adına utanç verici bir durumdur. Tarihin sayfaları ise bu utanç verici "düşman oyunları"na kanmış ve aldanmış kavimlerle doludur.

Dr. Alp Bayraktar

Kaynaklar:
1) William Cooper, Apokalips'in Atlıları', Çev. Z. Enes Akkan, Selis Kitaplar Yy. İst. 2003.
2) Wikipedia
3) Henry Kissinger's Greatest Hits, prisonplanet.com

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.