Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Cin- Şeytanlar/ Kur'an Diyor ki: "Şeytan Sizin Düşmanınız Siz de Ona Düşman Olun!"/ Allah'ın Elçisi: Cin-Şeytanları Açıklıyor!

ALLAH'IN ELÇİSİ: "CİN-ŞEYTANLAR"I AÇIKLIYOR!

Abdullah b. Abbas, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Bir kimse, eşinin yanına yaklaşırken: 'Bismillah, Ey Rabb'im!
Beni 'şeytan'dan uzaklaştır, 'şeytan'ı da bize ihsân ettiğin çocuktan uzak kıl!' derse, sonra karı ve kocanın bu ilişkisinden bir çocuk doğarsa, o yeni doğmuş çocuğa 'şeytan' zarar veremez."
Buhari, C.11, H.no: 1812, s.303.

İbnu Mes'ud, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse yoktur ki ona,
biri 'şeytan'dan diğeri 'melek'ten olmak üzere yanından ayrılmayan iki 'karin'(yakın) tayin edilmemiş olsun!"
Sahabiler: "Ya Resulullah, sana da bir 'karin'(yakın) tayin edilmiş midir?" diye sordular.
"Bana da!" buyurdular. "Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti de, o bana boyun eğdi."
Sahih-i Müslim, C.8, H.no: 2814, s.342.

Ebû Zer, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Ey Ebû Zer! 'Cinler'in ve insanların 'şeytanlar'ından Allah'a sığın!"
Dedim ki: "İnsanların da 'şeytanlar'ı olur mu?"
"Evet"
buyurdu. 
Sünen'ün-Nesei, C.7-8, H.no: 5472.

İbn Abbas, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), o, (Nas sûresinde geçen) "Vesvas"ı şöyle tefsir etti: "İnsan doğunca 'şeytan' yanına sokulur. Allah zikredilince gider, Allah zikredilmezse kalbinde yerleşir kalır."
Rudani, C.4, H.no: 7347, s.157.

İbn Ömer, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kul, yalan söylediği zaman, yaptığı şeyin kötü kokusundan; 'melek' ondan tam bir mil uzaklaşır."  
Rudani, C.4, H.no: 7935, s.257.

İbn Amr bin el-As, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Biriniz uykuda korktuğu zaman şöyle desin: 'Allah'ım! Gazabından, azabından, kullarının şerrinden, 'şeytanlar'ın sataşmalarından ve yanıma gelmelerinden; tastamam olan kelimelerine sığınırım!' Böyle derse, kendisine hiçbir şey zarar veremez."
Abdullah (b. Amr) bunu (ailesinden) erginlik çağına ermiş olan çocuklarla, erginlik çağına ermeyenlerine öğretir, okumalarını tavsiye ederdi.
(Ebû Dâvud ve Tirmizî) Rudani,  C.5, H.no: 9376, s. 266.

Cabir şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kişi yatağına vardığı zaman,
bir 'melek' ile bir 'şeytan' yanına koşarlar. 'Melek' ona: 'Hayırla bitir!' derken; 'şeytan': 'Şer ile bitir!' der. Eğer Allah'ı zikrederek uyursa, 'melek' onu korumasına alır. Uyandığı zaman, 'melek': 'Haydi hayırla başla!' der; 'şeytan' ise: 'Haydi şer ile başla!' der. Eğer: 'Benim ruhumu öldürmeyip tekrar bana iade eden Allah'a hamdolsun. Gökleri ve Yer'i zail olmaktan koruyan Allah'a hamdolsun. İzni olmaksızın göğün yere düşmesi söz konusu olmayan Allah'a hamdolsun!' derse ve yatağından düşüp ölürse, cennete girer."
Rudani,
C.5, H.no: 9377, s. 266.


Ebû Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Evinden çıkan herkesin kapısında iki sancak bulunur: biri 'meleğin' elinde, diğeri de 'şeytan'ın elindedir. Eğer Allah'ın sevgi ve rızasına uygun olan bir şey için çıkarsa, 'melek', elindeki sancak ile peşine düşer. Evine dönünceye dek öylece izler. Eğer Allah'ın gazabını gerektiren bir iş için çıkarsa; 'şeytan', elindeki sancak ile onu izler. Evine dönünceye dek 'şeytan'ın sancağı altında olur."  
Rudani, C.1, H.no: 208, s.54.

Ebû Malik'den: Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Sabah, akşam ve yatarken söyleyebileceğimiz bir duayı bize öğret!"
Resulullah(s.a.v.): "Şöyle deyiniz!" buyurdu: "Göklerin ve Yer'in yaratıcısı, açık ve gizliyi bilen Allah'ım! Sen her şeyin Rabb'isin. Sen'den başka ilah olmadığına 'melekler' şahitlik ederler. Nefislerimiz aleyhine kötü şeyler yapmaktan, bir Müslüman'ı kötülüğe sürüklemekten,
nefislerimizin ve kovulmuş 'Şeytan'ın ve ordusunun şerrinden, sana sığınırız." 
(Ebû Davud) Rudani, C.5, H.no: 9346, s.260.

Ukbe bin Amir, şöyle rivayet etmiştir:


Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Yolculuğunda Allah'la baş başa kalıp onu zikreden hiçbir binici yoktur ki; 'melek' onun arkasında olmasın. Bu duygudan yoksun hiçbir kimse de yoktur ki, 'şeytan' onun arkasında olmasın."  
Rudani, C.2, H.no: 3218, s.88.

Cabir, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kişi evine döndüğünde, içeriye girerken ve
yemek yerken Allah'ın adını anarsa; 'şeytan' (adamlarına): 'Burada sizin ne yatacak yeriniz, ne de akşam yemeğiniz vardır' der.
Eve girerken Besmele çekip de, yemek yerken çekmezse, 'şeytan' şöyle der: 'Siz yemeğe yetiştiniz; fakat (size) gecelemek yok.' Ne girerken ve ne de yemek yerken besmele çekmezse, 'şeytan' şöyle der: 'Hem yatacak yere, hem de akşam yemeğine yetiştiniz'."
(Müslim ve Ebû Dâvud) Rudani, C.3, H.no: 5467, s. 86.

Aişe, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Yemek yiyeceğinizde 'Bismillah' deyin. Başında unutursa hatırladığı an öncesi ve sonrası için 'Bismillah' desin."
Tirmizi (A. Parlayan), C.2, H.no: 1858, s.136.

Ümeyye bin Mahşi'den:
"Peygamber(s.a.v.) oturuyordu, bir adam da yemek yiyordu. Besmele çekmemişti; yemekten geriye tek lokması kalmıştı ki:
'Öncesi ve sonrası için Bismillah' dedi. Sonra Peygamber(s.a.v.) güldü ve şöyle buyurdu:
'''Şeytan' da onunla beraber yiyordu, sonunda adam besmele çekince, 'şeytan' karnındakini kustu!"
Ebû Davud, C.13, H.no: 3768, s. 398.

Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Şüphesiz 'şeytan' çok hassas ve (artıkları) yalayıcıdır. Kim elinde et kokusuyla yatıpta daha sonra başına bir şey gelirse, asla kendi nefsinden başkasını kınamasın!" 
(Ebû Dâvud ve Tirmizî) Rudani, C.3, H.no: 5474, s. 87.

Ebû Saîd el-Hudrî - Ebu Derda şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.) namazda kıyama kalktı.
"Senden Allah'a sığınırım!" dediğini daha sonra üç defa da "Sana Allah'ın laneti ile lanet ederim!" dediğini duyduk. Sanki bir şey yakalayacakmış gibi elini uzattı. Namazı bitirince:
"Ya Resulullah! Namazda bundan önce söylediğini işitmediğimiz bir şey söylediğini duyduk. Ellerini de uzattığını gördük" dedik.
Resulullah(s.a.v.):
"Allah'ın düşmanı 'İblis' bir ateş parçasını getirerek yüzüme vurmak istedi. Ben de üç defa senden Allah'a sığınırım, sana Allah'ın laneti ile lanet ederim, dedim. Fakat üç defasında da çekilmedi. Sonra ben de onu yakalamak istedim. Elimi uzattım ve boğazından tutup sıkmaya başladım, hattâ şu iki parmağım; yani baş parmağım ve onun yanındaki parmağım arasında 'İblis'in salyasının soğukluğunu hissettim. Vallahi eğer kardeşim Süleyman'ın duası olmasaydı, o bağlanır, Medine çocukları da onunla oynarlardı." buyurdu.
Müsned
, Ahmed b. Hanbel,  C.5, H.no: 456/1326, s.69, Sünene'ün-Nesei, C.3-4, H.no:1215, s.22.

Osman bin Ebi'I-Âs şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), beni Tâif valiliğine tayin ettiği dönemde namazımda bana bir hâl peyda olmaya başladı. Hatta ne kıldığımı bilmezdim. Ben bu durumu görünce kalkıp (Taiften, Medine-i Münevvere'ye) Resulullah(s.a.v.)'in yanına gittim. Resul-i Ekrem(s.a.v.), (beni görünce): "Ebu'l-Âs'ın oğlu?" buyurdu.
Ben: "Evet, Ya Resulullah" dedim.
O: "Seni (buraya) getiren sebep nedir?" buyurdu.
Ben: "Ya Resulullah! Namazlarımda bana bir hal peyda oldu, öyle ki ne kıldığımı bilmiyorum." dedim.
Resulullah
(s.a.v.):
"Anlattığın şey, 'şeytan'dandır. Onu bana yaklaştır." buyurdu. Bunun üzerine ben onun yakınına vardım ve (diz çökerek) ayaklarım üzerinde oturdum. Resulullah(s.a.v.), (Mübarek) elini göğsüme vurdu, ağzımın içine tükürdü ve "Çık ey Allah'ın düşmanı" buyurdu.
Bu işi üç defa tekrarladı. Sonra (bana): "(Git) işinle meşgul ol" buyurdu.
Râvi demiştir ki: Sonra Osman şöyle dedi: "Hayatım(elinde olan Allah)'a and olsun ki, ondan sonra 'şeytan'ın bana sokulduğunu sanmam."
Sünen-i ibn Mace, C.9, H.no: 3548, s.325.

İbn Ömer, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Namaz kılmanızı Güneş'in doğduğu ya da battığı vakte bırakmayın. Zira o,  'şeytan'ın iki boynuzu arasından doğar. Güneş'in bir bölümü doğarken, tümü doğmadıkça namaz kılmayın! Güneş'in bir bölümü batarken de, tümü batmadıkça namaz kılmayın!"
Müsned, Ahmed b. Hanbel, C. 4 , H.no. 198/1068, s.118.

Cübeyr bin Mu'tim, şöyle rivayet etmiştir:
Ben, Resulullah(s.a.v.)'i namaza girdiği zaman gördüm. Şunu okudu. Üç defa: "Allah Sonsuz Yüce'dir, Allah Sonsuz Yüce'dir." Üç defa "Allah'a çokça hamd olsun. Allah'a çokça hamd olsun." üç defa "Sabah, akşam, Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim."
"Allah'ım! Şüphesiz ben taşlanmış 'şeytan'dan, onun 'hemz'inden, onun 'nefh'inden ve onun 'nefs'inden Sana sığınırım."
Ravi Amr demiştir ki: "Şeytan'ın hemzi, mute hastalığıdır. 'Şeytan'ın nefsi şiirdir. 'Şeytan'ın nefhi de kibirdir.
Ravi Amr: 'Şeytan'ın hemzi, mute hastalığıdır' demiştir. Bu hastalık, insanda görülen delilik ve sar'a hastalığının bir çeşididir.
İbn-i Mace, C.3, H:no: 807, s.15.

Ebû Saîdî şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Sizin herhangi biriniz esneyeceği zaman, eliyle ağzını kapayıp tutsun, çünkü 'şeytan' girer."
Sahih-i Müslim, C.8, H.no: 2995, s.546.

Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Sizden biri, uykusundan uyanıp da abdest alınca, üç defa burnunu temizlesin. Çünkü
'şeytan' burnun gerisinde (genizde) geceler." 
Sünene'ün-Nesei, C.1-2, H.no:90, s.85.

El-Hasan, şöyle rivayet etmiştir: Ammâr şöyle derdi:

"Resulullah
(s.a.v.) ile, 'cinler'e ve insanlara karşı savaştım. Beni, Bedir kuyusuna gönderdi, insan şeklinde 'şeytan'a rastladım. Kapıştık, ben onu yendim. Yanımdaki mızrağımla ona vuruyordum. Bunun üzerine Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurmuş: "Ammâr kuyunun yanında 'şeytan'a rastladı ve onunla çarpıştı."
Çok geçmeden dönüp ona durumu bildirdiğimde, şöyle dedi: "İşte o çarpıştığın kişi, 'şeytan'ın ta kendisiydi."

Rudani, C.5, H.no: 8827, s.144.

Aişe, Habeş cariyelerinin oynatılmalarını anlatarak şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"'Cin' ve 'insan şeytanları'nın Ömer'den kaçtığını görüyorum."
(Tirmizî) Rudani, C.5, H.no: 8635, s.105.

Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Zamanın sonunda bir takım 'deccaller', 'yalancılar' çıkacak. Size, sizin ve babalarınızın işitmediği hadisler getirecekler. Aman onlardan sakının, sizi saptırarak fitneye düşürmesinler."   buyurdular.
Abdullah, şöyle rivayet etmiştir:

"Muhakkak 'şeytan', insan kılığına girerek de topluluğa gelir, müteakiben onlara yalan nevinden hadîs söyler. Sonra o fertler dağılır. Daha sonra onlardan bir kimse: Yüzünü tanıdığım fakat isminin ne olduğunu bilmediğim bir adamı hadis söylerken dinledim, diyerek (kendisi de) hadis rivayet etmeye koyulur."
Abdullah ibn-u Amr b. As, şöyle rivayet etmiştir:
"Şüphesiz ki deryada haps edilmiş, kendilerini Süleyman'ın(a.s.) bağlamış olduğu bir takım 'şeytanlar' vardır. Onların çıkması ve insanlara karşı bir nev’i Kur’an okuyup-açıklaması muhtemeldir."  
Sahih-i Müslim, C.1, Mukaddime, H.no: 7-7, s.36.

Ebu Musa şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulu! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?" Cevap verdi: "Ta'n, 'cinler'den olan düşmanlarınızın(şeytanların) çarpmasıdır. Mamafih her ikisinde de şehidlik vardır."
Rudani, C.1, H.no: 2344, s.347.

Onun (Ebu Ya'la'nın) ayrıca Aişe'den benzeri rivayeti vardır ki, onda şöyle geçmektedir:
"(Ta'n) ümmetime develerin guddesi gibi, 'cin' düşmanlarından(şeytanlardan) arız olan bir şeydir. Kim ona sabredip durursa Allah yolunda kendini Allah'a adamış gibi olur. Kim de ona yakalanıp ölürse şehit olur. Ondan kaçan ise, harpten kaçmış gibidir."
Rudani, C.1, H.no: 2345, s. 347.

Abdullah b. Mes'ud şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "İnsanoğluna 'şeytan'ın vesvese vermesi, 'meleğin' de ilham etmesi vardır. 'Şeytan'ın vesvesesi, kötülüklere götürmek ve gerçekleri yalanlatmaktır. Meleğin ilhamı ise, hayırlara götürüp hakkı doğrulatmaktır. Kim hayırlara yönelmeyi ve hakkı doğrulamayı vicdanında bulursa, bunun Allah'tan olduğunu bilsin ve Allah'a hamd etsin. Kim de vicdanında 'şeytan'ın vesvesesini bulursa, taşlanmış ve kovulmuş 'şeytan'dan Allah'a sığınsın."
Tirmîzî,
(A. Parlayan), C.3, H.no: 2988, s.70.      

Ebû Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Allah, gökteki 'melekler'e bir şeyin infaz edilmesini emrettiği zaman, düz bir taş üstünde hareket ettirilen zincir sesi gibi heybetli olan bu ilâhî buyruğa (korku içinde) tam mânasıyla inkıyad etmek üzere melekler, kanatlarını birbirine vururlar. Kalblerinden bu korku gidince de bunlar; Cebrail, Mîkâîl gibi mukarrebin meleklere: Rabb'iniz ne söyledi? diye sorarlar. 'Mukarrebin melekler'i: Allah, hak söz söyledi, diye Allah'ın emir ve hükmünü bildirirler ve Allah yüce ve büyüktür derler. İşte bu suretle kulak hırsızı 'şeytânlar', Allah'ın verdiği emir ve hükümleri işitirler. Bu esnada kulak hırsızı o 'şeytânlar' (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) sıralanmış (kulak hırsızlığına hazırlanmış)lardır. Bu durumda iken en üstteki 'şeytan', 'melekler' arasında cereyan eden konuşmayı işitir ve bu sözleri, altındaki 'şeytan'a hemen aktarır. Bazen üstteki 'şeytan', işittiği haberi altındakine ve o da kâhin veya sâhirin diline atmadan önce bir ateş topu üstteki 'şeytan'a erişir (ve onu yakar). Bazen de haberi alttakine ulaştırıncaya kadar ateş ona ulaşmaz. Nihayet kendisine haber ulaşan kâhin veya sihirbaz, o habere, yüz yalan katıp (sağa sola söyler). Neticede Gök'ten işitilmiş olan söz gerçekleşir. (Kâhin veya sâhir bunu istismar eder ve ettirir)."
İbn-i Mace, C.1, H.no: 194, s. 346-347.

Abdullah b. Mes'ud şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), bir gün bize bir çizgi çizdi. Sonra, "Bu, Allah'ın yoludur" buyurdu. Ardından bunun sağından solundan bazı çizgiler çizdi. Sonra, "Bunlar (bir takım) yollardır. Onlardan her yolun başında, ona çağıran bir 'şeytan' vardır." buyurdu. Sonra da şu âyeti okudu: "Şüphesiz ki (emrettiğim) bu (yol) benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. (Başka aykırı) yollara tâbi olmayın. Sonra (şeytan), sizi Allah'ın yolundan ayırır."   
Darimi, C.1, H.no: 208, s.279.

Hasan şöyle rivayet etmiştir:
"'Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın' âyetini okudu, (sonra) şöyle dedi: 'İblis kıyas(mantık) yaptı. 'O', kıyas(mantık) yapanların ilkidir."   
Darimi, C.1, H.no: 196, s. 272.

İyâd bin Himâr, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), hutbesinde şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Bugün Rabb'im, bilmediklerinizden bana öğrettiği şeyleri, size bildirmemi emretti: 'Köleme ihsan ettiğim her şey helâldir. Ben kullarımın hepsini tertemiz yarattım. Sonra 'şeytanlar' gelip dinlerinde onları şaşırttılar; kendilerine helâl ettiğimi, 'şeytan' haram gösterdi. Ortada hiçbir delil yokken onların 'bana ortak koşmaları'nı emretti." 
(Müslim) Rudani,
C.5, H.no: 9721, s.327.

Câbir, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "'Şeytan', çetelerini gönderir de insanlara 'fîtne' verirler. Onun indinde derece itibariyle bunların en büyüğü, en büyük 'fitne' çıkaranıdır."
Sahih-i Müslim, H.no: 68- (2813), s.342.

Câbir (İbn Abdullah), şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Şüphesiz 'İblis'in tahtı denizin üzerindedir. Bölük bölük 'askerleri'ni oradan gönderir de insanları (çeşit çeşit) 'fitneler'e düşürür. 'Askerleri'nin kendisi katında en büyüğü, 'fitne'si en büyük olandır."
Sahih-i Müslim, C.8, H.no: 2813, s. 341.

Câbir (İbn Abdullah), şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "'İblis' tahtını su üzerine kurar. Sonra 'bölük bölük askerleri'ni gönderir. Askerlerinin derece ve makamca kendine en yakını, 'fitnesi' en büyük olanıdır. 'İblis' ona: Sen hiçbir şey yapmadın der. Sonra onlardan bir diğeri gelir ve: O, insanı, kendisi ile karısı arasını iyice ayırıncaya kadar terk etmedim der. Bu ifade üzerine 'İblis' o askerini kendisine yaklaştırır ve: Sen ne kadar iyisin! diyerek takdir eder."
Ebu Musa'dan başka bir rivayette de şu ilave ifade vardır: "Ben, bir insanı 'Allah'a şirk koşuncaya kadar saptırmaya' devam ettim." Bunun üzerine Şeytan: "İşte aradığım sensin, sen" der ve tacı ona giydirir." 
Sahih-i Müslim,
C.8, H.no: 67-(2813), s.341.

Câbir, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Güneş battığı zaman ta gecenin karanlığı gidinceye kadar, koyun, keçi, sığır, deve, makulesi yabanda otlayan hayvanlarınızı ve çocuklarınızı dışarıya salmayınız. Çünkü 'şeytanlar' Güneş battığı vakit yatsı karanlığı gidinceye kadar dağılır, faaliyete geçerler."
Sahih-i Müslim, C.6, H.no: 98- (2013), s.243.

Aişe şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "İçinizde mugarrebler görüldü mü?" buyurmuş, yahutta (görüldü mü, kelimesi yerine) başka bir kelime (söylemiş); Ben de: "Ey Allah'ın Resulü 'Mugarrebler nedir?' diye sordum;
Resulullah(s.a.v.): "Kendilerine cinnilerin ortak olduğu kimselerdir" diye buyurmuştur."
Ebu Davud, C.16, H.no: 5107, s.378.

Büreyde şöyle rivayet etmiştir: Halid bin El-velid El-Mahzumi, Resulullah(s.a.v.)'e, şöyle şikayette bulundu: "Ya Resulullah! Uykusuzluk yüzüden gece uyuyamıyorum." dedi.
Resulullah(s.a.v.) ona şöyle buyurdu: "Yatağına girdiğin zaman şöyle dua et: Allah'ım ey yedi kat göklerin ve gölgelendirdiklerin Rabb'i, ey yedi kat dünyaların ve sırtlarında taşıdıklarının Rabb'i, ey 'şeytanlar'ın ve delalete düşürdüklerinin Rabb'i! Bütün yaratıklarının hepsinin şerrinden, onlardan birinin bana saldırması ve azgınlık etmesinden beni koru! Sen'in himayen altında bulunan kişi azizdir ve senin övgün yücedir. Sen'den başka ilah yoktur. Hak mabud ancak Sen'sin."
Tirmîzî (O.Z.Mollamehmetoğlu), C.6, H.no: 3751, s.119.

Zeynep: Abdullah bin Amr şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Herhangi biriniz uyku esnasında ürperirse şöyle desin: 'Allah'ım, gazabın ve azabından, kölelerinin şerrinden, 'şeytanlar'ın vesveselerinden ve bana sokulmalarından, Allah'ın eksiksiz olan kelimelerine sığınırım.' Bu takdirde bu vesveseler kendisine zarar veremez."
Tirmîzî (O.Z.Mollamehmetoğlu), C. 6, H.no: 3725, s.12.

Enes bin Malik'ten; şöyle demiştir:
Resulullah(s.a.v.), helaya girerken: "Ey Allah'ım' Muhakkak ben, 'hubs'tan(erkek şeytanlardan) ve 'habais'ten(dişi şeytanlardan) sana sığınırım." diye dua ederdi.
Buhari, C.1, Hno: 116, s.134.

Cabir şöyle dedi:
Bir Arabi, Peygamber'e geldi ve: "Ya Resulullah, Ben uykuda gördüm ki, sanki başım vurulup yuvarlandı, ben de arkasından seyirttim" dedi.
Resulullah(s.a.v.), Arabi'ye: "Uyku içinde şeytanın seninle oynamasını, insanlara söyleme" buyurdu.
Cabir dedi ki: Ben bundan sonra Peygamber'den şöyle buyurduğunu işittim: "Sakın hiçbiriniz, uykusunda şeytanın sizinle oynamasını (şeytanı rüyayı); anlatıp (şeytanı sevindirmesin)."
Sahih-i Müslim, C.7, Hno: 15, s.142.

Muhammed b. Ebu Yahya'dan; demiştir ki:
Babam(ın) bana haber verdi(ğine göre birgün) arkadaşıyla birlikte, Ebu Said'i ziyarete gitmişler. (Babam olayın devamını şöyle anlattı): Arkadaşımla beraber (Ebu Said'in) yanından çıktık. Bir arkadaşımızla karşılaştık, O da hastalıktan yatmakta olan Ebu Said'in yanına girmek istiyordu. (Biz onun yanından ayrılıp) mescide doğru yöneldik ve (varıp) mescide oturduk. Derken (bu arkadaşımız da mescide) geldi ve bize Ebu Said'den şöyle derken işittiğini söyledi:
Resulullah(s.a.v.): "Muhakkak ki yılanlar cinlilerdendir. Her kim evinde (onlardan) birini görürse, üç defa bu evde size yer yoktur, eğer bir daha sizi burada görürsem bu evi başınıza dar getiririm, Benden söylemesi, artık olacak olan şeylerden dolayı bir daha da beni suçlamayın (demek suretiyle) onu sıkıştırsın. (Buna rağmen yine de eve) gelirse onu öldürsün. Çünkü o şeytandır." buyurdu.
Ebu Davud, C.16, Hno: 5256, s.616-617.

 

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.