Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Cin- Şeytanlar/ Kur'an Diyor ki: "Şeytan Sizin Düşmanınız Siz de Ona Düşman Olun!"/İblis İmzalı Filmlerin Mesajları/ Melekler Şehri: "Şeytanlar Şehri"

MELEKLER ŞEHRİ: "Şeytanlar Şehri"

Bu yazımızda, İblis imzalı filmlerden "Melekler Şehri" filminin analizini yapacağız. Film, sözde bir melekle(!), bir bayan doktor arasındaki aşkı(!) işliyor. Bu film, meleklere iftiralar ve şeytani yalanlarla süslenmiş; insanları yanıltmaya ve kandırmaya yönelik bir propaganda aracıdır.

"Melekler Şehri", 1998 yapımı bir film olup, yönetmenliğini Brad Silberling yapmıştır. Silberling aynı zamanda 1995 yapımı "Casper" isimli hayalet hikâyesinin anlatıldığı çizgi sinemanın da yönetmenidir.

Filmin başrollerinde Meg Ryan ve Nicolas Cage oynamaktadır. Nicolas Cage'in, son dönemlerde "Kehanet", "Büyük Hazine: Sırlar Kitabı" ve "Hayalet Sürücü" gibi filmlerinde, ya masonluğun göklere çıkarıldığı, ya da uzaylılarla bağlantıların anlatıldığı görülmektedir.

Bugüne kadar yayınladığımız film analizlerimizde ve cin-şeytanlarla ilgili haber yorumlarımızda sürekli vurguladığımız bir gerçek; İblis ve avanesi şeytanların; kendilerini melek diye insanlara pazarlayarak onlarla ilişki kurmalarıdır. Şeytanların, gerçekleri tahrif etmeleri, onların temel yöntemleridir. Dolayısıyla biz, "Melekler Şehri" filminde de diğerleri gibi, şeytanların uydurduğu yalanlara ve gerçeği ters-yüz etme hastalıklarına dikkat çekeceğiz. Bu filmde de yapımcıların, insanların duygularıyla oynayarak, şeytani kavramları beyinlere nasıl enjekte ettiklerini göstereceğiz. 

Güneş batarken ve doğarken İblis'e ibadet eden şeytanlar.

FİLMİN ÖZETİ

Filmde, melek olarak takdim edilenler, şeytanlardır. Kendilerini göksel varlıklar (!) olarak niteliyorlar. Güneş'in doğuşu ve batışı sırasında bir ritüel gerçekleştiriyorlar. Bu paganların, Güneş'e tapma ritüeline benzemektedir. Filmde, bu ritüel sırasında bir müzik duydukları söyleniyor. Filmin başrol oyuncusu olan Nicolas Cage'in canlandırdığı Seth isimli melek(gerçekte şeytan), diğer arkadaşları gibi, sürekli olarak bu ritüelin bir parçasıdır. Güneş doğarken veya batarken; ona doğru yönelerek, huşu içinde efendileri İblis'e saygı gösteriyorlar. Güneş'e karşı yapılan bu tapınma; gerçekte kendisini Güneş tanrısı olarak eski milletlere yutturan İblis'e yapılmaktadır.

Filmde melekler olarak gösterilen şeytanların özellikleri şunlardır: Siyah giyinirler, yaşadıkları yer kütüphanelerdir, telepati ile insanların beyinlerini okuyabilmektedirler. Düşünce gücüyle yol alırlar ve her dili konuşabilirler. Herkesin yanında bir tane melek(şeytan) vardır. İnsanların yanına görünmeden sokulup, onları izlemeye-etkilemeye çalışırlar. Kendi aralarında, insanlara karşı, onları kontrol altına almak için yardımlaşırlar, birbirlerine bilgi aktarırlar. İnsanlar ise, onlar istemediği taktirde, o melek maskeli cin-şeytanları göremezler.

Dr. Maggie'yle, sevgilisi arasına giren, melek diye takdim edilen şeytan Seth.

1) Filmde İşlenen Aşk Teması: Filmde Seth isimli melek(şeytan), kalp ameliyatı olan bir hastanın canını almak üzere ameliyathanede beklemektedir. Ameliyatı gerçekleştiren Doktor Maggie ise, kaybetmeye tahammül edemeyen, megaloman ve ateist biridir. Maggie, her şeyi doğru yaptığı halde, hastanın ölmesini kendine yediremez. Çünkü doktorun ateist inancına göre; her şeyi doğru yaptıysa, hasta yaşamak zorundadır.

Seth, Maggie'ye, bu kibrinin zirve yaptığı zamanda ilk kez görünmeye başlar. Onu takip ettikçe Maggie'ye aşık olur. Ona görünmeye ve onunla ilişki kurmaya çaba sarfeder. Artık sürekli etrafında dolaşmakta, onu yönlendirmektedir. Yanından bir an bile ayrılmak istemez. Yatakta bile yanında yatmaktadır. Seth, Maggie'nin yanında geçirdiği tüm zamanlarda ona görünmez, bazen görünürken, bazı durumlarda da görünmez olmaktadır. Bu duruma ilk başta tepkili olan Maggie ise, bir süre sonra ona alışır ve Seth'yi sürekli yanında görmek ister. Böylece Maggie, iş arkadaşı ve sevgilisi olan doktordan da giderek uzaklaşır ve Seth'ye bağlanır.

2) Düşmüş Melek Palavrası: Filmde melek olarak takdim edilenler, istediklerinde melek olma özelliğinden vazgeçerek, ölümlü bir insan olabilmektedirler. Bunun olabildiğini, eskiden bir melek(şeytan) olup, daha sonra insana dönüşmüş olan Nathaniel Messinger'dan öğrenen Seth de, aynı yolu takip etmeye karar verir. Nathaniel, neden insan olduğunu filmdeki şu cümleyle anlatıyor:

Düşmüş melek(şeytan) Nathaniel, Seth'ye düşmenin; insan olmanın yollarını anlatıyor. Hepsi palavra!

"-O, bu salaklara(insanlara), evrenin en büyük hediyesini vermiş. Bize vermez mi sanıyorsun?
-Nedir o?
-Özgür irade."

Filmde Nathaniel, kendisi bir melek iken nasıl düştüğünü ve düşmüş bir melek olmak için ne yapması gerektiğini Seth'ye anlatır. Kendisi gibi etrafta birçok düşmüş; yani insan olmuş melek olduğunu söylemektedir. Nathaniel'e göre; insanlar artık meleklere pek fazla inanmamaktadırlar. Özgür irade sahibi bir insan olmak ve hayatın zevklerini yaşamak çok daha önemlidir.

FİLMİN ANALİZİ

1) Filmde melek olarak takdim edilenler şeytanlardır. Sözde melek olarak gösterilen şeytanlar, sürekli siyah kıyafetler giymektedirler. Bu format, bu filmde ilk defa gerçeğe uygundur. Melekler, ışıkla, beyazla sembolize edilirler. Şeytanlar ise karanlığın öncüleridir ve siyahla temsil edilirler. İblis bu gerçeği ters-yüz ederek; sürekli kendisini ve adamlarını ışıkçılar, ışığın temsilcileri olarak göstermektedir. Bu nedenle şeytanların elçisi olan medyumlar, genellikle beyaz giyinerek; melek elçisi imajı uyandırmaya çalışırlar.

Herkesin yanında İblis'in görevlendirdiği, izleyen ve gözetleyen bir şeytan var.

Filmin ana kahramanı olan ve melek olarak takdim edilen şeytanlardan birisine verilen isim Seth'dir. Bu isim, elbette tesadüfen seçilmemiştir. Seth, Mısır mitolojisinde bir tanrı(şeytan) ismidir. İblis ise, tarih boyunca; Atlantis ve Eski Mısır'dan Yunan'a kadar birçok eski milletlerde, Güneş tanrısı olarak kendisini pazarlamış; o milletlerin diline göre bu anlama gelen "Ra" veya başka benzer isimler kullanmıştır. Bu nedenle, Güneş'in doğuşu ve batışı sırasında şeytanlar, İblis'e ibadet etmektedirler. Filmde de, Seth ve diğer şeytanlar, her Güneş doğuşu ve batışında, karşısına geçerek huşu içinde saygı duruşunda bulunur; İblis'in düşüşünü çağrıştıran hüzünlü bir müzik duyarlar.

Benzer ritüel, bugün paganlar tarafından hala uygulanmaktadır. Sitemizde bu konuyla ilgili haberlerden de hatırlanacağı gibi, sayıları hızla artan paganlar, çeşitli ülkelerde Güneş'in doğuşunu izlemek üzere, küçük insan grupları halinde; Güneş doğmadan önce, bahçe veya ormanlarda, sahillerde ve tepelerde toplanmaktadır. Örneğin, sayıları 30.000'i bulan büyük topluluklar, aynı ritüel için İngiltere'deki Stonehenge'da toplanmıştır. Eski Roma dinin kökeni paganizimdir. Bugün uzak doğu toplumlarında, Güneş'e secde yahut saygı ritueli halen devam etmektedir.

Peygamberimiz, bu konuda Müslümanlar'ı uyarmıştır:

"Namaz kılmanızı Güneş'in doğduğu ya da battığı vakte bırakmayın. Zira o, 'şeytan'ın iki boynuzu arasından doğar. Güneş'in bir bölümü doğarken, tümü doğmadıkça namaz kılmayın! Güneş'in bir bölümü batarken de, tümü batmadıkça namaz kılmayın!" (Müsned, Ahmed b. Hanbel, C. 4 , H.no. 198/1068)

Seth şeytanı, ayarttığı Dr.'la konuşurken, kütüphaneye tünemiş şeytanlar da izliyor.

2) Telepati ile anlaşma, insanların zihinlerini okuma, istediğinde görünür hale gelme, ışınlanma ve her dili konuşabilme gibi olağanüstü olarak gösterilen özellikler, aslında cin-şeytanların bulunduğu boyutun özellikleridir. Cin-şeytanlar, insanlardan bir üst boyuttadır, ancak bizimle aynı gezegeni paylaşmaktadırlar. Dolayısıyla bu boyut farkı ile onlara insanda olmayan bazı yetenekler verilmiştir.

Bugün ise New Age tarikatları aracılığı ile benzer rolü oynayan şeytanlar; duruma göre melek, tanrı ya da uzaylı oldukları kuyruklu yalanını söylemektedirler. Üzücü olan ise; dünyada, bu melek postuna bürünmüş şeytanlara tabi olan yönetici, entel ve sıradan insanların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Cin-şeytanlar, istedikleri zaman insan veya başka bir canlı formuna girebilirler. Filmde de Seth isimli şeytan, Meggie’ye zaman zaman görünür hale gelirken, istemediği zamanlarda ise görünmüyor. Nitekim bu konuda, Peygamberimizin birçok açıklamaları vardır. Aşağıda, bu konuya açıklık getiren hadislerden birisi verilmiştir:

"Muhakkak 'şeytan', insan kılığına girerek de topluluğa gelir, müteakiben onlara yalan nevinden hadis söyler. Sonra o fertler dağılır. Daha sonra onlardan bir kimse: Yüzünü tanıdığım fakat isminin ne olduğunu bilmediğim bir adamı hadis söylerken dinledim, diyerek (kendisi de aynı) hadisi rivayet etmeye koyulur." (Sahih-i Müslim, C.1, Mukaddime, 7-7, s.36.)

3) Ateist doktor Maggie'nin, şeytanla(Seth) açık ilişkisi, başarısızlığı hazmedemediği ve kibrinin zirve yaptığı bir olaya eşlik eder. "Akıl Oyunları" gibi filmlerde de müşahhas örneklerini gördüğümüz gibi şeytanlar, insanın kibrinin yükselişine bağlı olarak ona yaklaşır-fısıldar ve bu yaklaşım daha sonra açık görüntülü konuşmaya dönüşebilir.

4) Ayrıca melekler(şeytanlar); araya girerek Maggie'yi, gerçek sevgilisinden ayırır ve insanların; sevgiyi bilmediği, ya da sevgiye zaman ayıramadığı mesajı verilir. Kendilerinin ise "sevgi varlıkları"(!) olduklarını, gerçek dünyada da medyumları aracılığıyla pompalarlar. Bu palavralara inanan "kuşbeyinli, kibirli bay ve bayanlar"ın akılsızlıklarına şaşmamak mümkün değildir. Gerçekte hiçbir melek, nefis sahibi olmadıkları gibi, Rab'lerinin bilinçli köleleri olup; Rab'lerine mutlak itaat ettikleri için, filmdeki şeytani oyunları oynamaz. İnsanları çıplak olarak izleyerek sulanmazlar. Aksini iddia edenler, Allah'ı, sabah, akşam ve her an tesbih eden "mukarrepler"e (Allah'a yakınlaştırılmışlara) iftira etmiş olurlar. Bu filmde, zaten baştan sona kadar meleklere ve Allah'a iftira ediliyor. Elbette İblis'in elçilerinden bundan başkası da beklenmez.

Binalara, kütüphanelere tünemiş, insanları gözleyen ve insanları saptırmak için yardımlaşan şeytanlar.

5) İblis'in, "düşmüş melekler" yalanı, bu filmde de tekrarlanıyor. Gerçekte ne melekler, ne cinler ve ne de cin-şeytanlar, boyut değiştiremezler. Herkes kendi boyutuna mahkum edilmiştir. Hatta tüm varlıklar; canlı-cansız bulundukları boyutta kalmaya mahkumdurlar. Bir üst boyut, alt boyut formuna geçici bir süre girebilir; ancak formuna girdiği boyuttaki varlıklardan olamaz. Yani melek, cin yahut insan olamaz. Cin ve cin-şeytanlar, insan olamayacakları gibi, bir üst boyuta da çıkıp melek de olamazlar. Ancak Allah isterse, yarattığı varlıkları, üst boyutlara çıkardığı gibi alt boyutlara da indirebilir. Nitekim İblis; Aziz-el iken, Allah tarafından melek boyutuna çıkarıldı. İsyan edince de, cin boyutuna düşürüldü-kovuldu, İblis oldu.

6) Filmde, Nathaniel'ın, "artık bize inanan çok kimse kalmadı, etrafına baksana" deyişi bir tespit olarak, tamamen de yanlış değil. Bugün maalesef insanlık; dünyayı amaç; dini araç haline getirmiş; öyle bir dünyalaşma-insanlıktan çıkma süreci yaşanıyor ki; giderek hem insanın gerçek dostu olan meleklerin varlığına ve hem de gerçek düşman olan cin-şeytanların varlığına inanç azalmış, bu konudaki bilinç zayıflamıştır. Bunun içindir ki; İblis ve onun ordusu da; insanlığı kandırma ve manipüle etme konusunda oldukça başarılı bir operasyon yürütüyor.

SONUÇ

İngiltere'deki Stonehenge'de, Güneş doğarken bir pagan ayini.

Filmin temel konusu olan bir cinin, insandan karşı cinse aşık olması, tarih boyunca her zaman vuku bulmuş, yahut olabilecek sıradan bir vakadır. Ancak cin-şeytanlar, İblis'in robotlaşmış-ruhsuz köleleridir. Onlar, ancak insanları kandırmak-kaydırmak için bol yalan söylerler, sevgi edebiyatı yaparlar, ancak efendileri İblis gibi insandan nefret ederler. Gerçekte ise, sevgiden mahrum, lanetli varlıklardır. İblis, Allah'ın, "Ruhlar(melekler) ordusu"nu taklit ederek; nefis sahibi-kibirli cinlerden bir "şeytan ordusu" oluşturduğu için onlara, insanları sevmeyi yasaklamıştır. Filmdeki aşk palavradır. Onlar, doğumdan, ölüme kadar casus gibi insanın yanında bulunur; onun açıklarını yakalayarak; kaydırmaya-kandırmaya çalışırlar.

Nasıl Allah'ın meleklerinin koruma-kollama ve amelleri kaydetme görevi varsa; onların da kendilerine davetiye çıkaran insanları, kandırma-kaydırma ve İblis'in ordusunun bir üyesi yapma amacı ve çabası vardır. İblis ordusunu iki yolla çoğaltmaya çalışır. Birincisi, insanlardan değişik yollarla kendilerini kopya etmek. İkincisi, insanları saptırıp; kendisine bağlı köle insan-şeytan haline getirmek. Birinci yol her zaman iyi sonuç vermeyebilir. Nitekim Ye-cuc, Me-cuc üretimi; Atlantis toplumunun, şeytanlarla ilişkisinden ortaya çıkmıştır.

Film; İblis'in şeytanlarını, melek olarak pazarlamak için yapılmış, basit bir kandırmacadan ibarettir. Kendisini Başmelek Mikail olarak maskeleyen İblis, adamlarını da insanların cehaletinden yararlanarak; "melekler" olarak yutturmaktadır. Gerçekte Başmelekler ve onların emrindeki "melekler odusu", Allah'ın emrindedir, O'na yürekten bağlıdır ve nefis sahibi olmadıkları gibi; sadece ve sadece Allah sevgisiyle yaşarlar. Melekler, Allah'ın bilinçli köleleleridir. Her biri, görevini huşu içinde yapar ve herbiri yapacağı göreve uygun olarak yaratılmışlardır. Bu filmde melek diye yutturulmaya çalışılanlar; İblis'in köleleri ve gerçekte insanoğlunun amansız düşmanı olan cinden bozma şeytanlardır.

Ne can alabilirler, ne insan sevebilirler, ne insan olabilirler, ne de melek olmaya güç yetirebilirler. İnsan üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Sadece Hak'tan sapan, ya da sapacak olanların heva(mantık) ve arzu dalgalarının üzerinde sörf yaparlar; onların hayal ve kibirlerini vesvese ve fısıltılarla beslerler. Onların, kendilerini adeta çağıran ve davetiye çıkaran cahiller-gafiller-kibirliler üzerinde; saptırıcı-yular takıcı etkileri elbette vardır. Onlar, insanoğlunun atası Adem'in; dolayısıyla ademoğlunun ve Allah'ın düşmanlarıdırlar. İnsanoğlu, ya sonsuz yüce olan ve sonsuz boyutlu olan Allah'ın kölesi olacaktır, ya da İblis'in tuzağı karşısında savunmasız kalacaktır. Unutulmamalıdır ki; İblis ve ordusu karşısında sığınılacak tek Güç; "Yüce Himayeci-Koruyucu Kalkan Allah'tır". Ve yine unutulmamalıdır ki; İblis'in köleleri için Dünya'da ve Ahiret'te, Allah'tan bir hezimet, helak ve intikam vardır.

Şeytanlar, hastalıklı ve katı kalpliler için bir denemedir; ya da bu gibi insanları ortaya çıkarmak için bir fitnedir. Bu fitne, nefsinin esiri olan, gaflet içinde kendilerini kandıranlar için bile bir uyarma-uyanma vesilesidir. Bilinmelidir ki, şeytanların tüm faaliyetleri, Sonsuz Yüce Allah'ın kontrolünde ve elindedir. Ve yine bilinmelidir ki tüm insanların, cinlerin ve cin-şeytanların planları, Allah'ın Planı'nın içinde kalmaya mahkumdur.

Ocak, 2011 Ayhan Demirpehlivan

 


Kaynaklar:
1) beyazperde.mynet.com
2) imdb.com

 

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.